Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Çiçeklikeller köyünde yaşayan 59 yaşındaki Nurettin Açıkgöz, yaklaşık 3 hafta önce köyde bulunan bir çeşmeden su içti. Açıkgöz, son 2 haftada şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ciddi solunum problemi ve kan tükürme şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetlerinin artması üzerine Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine başvuran Açıkgöz, burada detaylı şekilde değerlendirildi. Yapılan incelemelerde akciğerlerinde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı. Bunun üzerine hasta Kulak Burun Boğaz (KBB) Polikliniği’ne sevk edildi.
BOĞAZINDA CANLI SÜLÜK TESPİT EDİLDİ
KBB Uzmanı Dr. Ömer Gönen tarafından yapılan rijit endoskopik muayenede, hastanın ses tellerinin arka kısmında, alt yutak arka duvarına yapışmış halde kanamaya neden olan canlı bir sülük bulundu. Sülüğün bulunduğu bölgenin soluk borusuna yakın olması nedeniyle nefes borusuna kaçma ve ciddi kanamaya yol açma riski değerlendirildi. Bunun üzerine hasta genel anestezi altında ameliyata alındı. Ameliyathanede gerçekleştirilen operasyonla sülük, tutunduğu dokudan dikkatlice çıkarıldı. Bölgedeki kanama da kontrol altına alındı. Operasyonun ertesi günü hastanın kan tükürme, boğaz ağrısı ve solunumla ilgili şikayetlerinin tamamen gerilediği belirtildi. Yeniden normal şekilde beslenmeye başlayan Açıkgöz, tedavisinin ardından taburcu edildi.

BAŞHEKİMDEN KAYNAĞI BİLİNMEYEN SULAR İÇİN UYARI
Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Muhammed Gömeç, özellikle kırsal alanlarda ve arazi yürüyüşlerinde kaynağı bilinmeyen, durgun veya filtresiz doğal su kaynaklarından doğrudan su içilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Başhekim Gömeç ile KBB Uzmanı Dr. Ömer Gönen, telefonla görüştükleri hastaya "geçmiş olsun" dileklerini iletti. Gömeç, vatandaşlara kaynağı bilinmeyen yerlerden rastgele su içmemeleri uyarısında bulunurken, operasyonu gerçekleştiren Dr. Ömer Gönen ve ekibine de teşekkür etti.
"İLK DEFA GÖRDÜM"
Vakayı gerçekleştiren KBB Uzmanı Dr. Ömer Gönen, hastanın hastaneye başvuru sürecini ve operasyonu anlattı. Gönen, "Kan tükürme, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, solunum sıkıntısı ve boğulma hissiyle hastanemiz acil servise başvurdu. Solunum sıkıntısı ve boğulma hissi şikayetlerinin akciğerden kaynaklanabileceği nedeniyle öncelikli olarak akciğer değerlendirilmesi yapıldı ve akciğerde herhangi bir patolojiye rastlanmadı. Daha sonra hasta tarafımızca konsülte edildi. Poliklinikte yapılan rijit endoskopik muayenede hastanın ses tellerinin arka kısmında alt yutak arka duvarına yapışık vaziyette bir adet canlı sürük tespit ettik. Sülük arka duvara yapışmış vaziyetteydi. Sülük yapı itibarıyla salgıladığı enzimlerle kanamaya neden olabilen bir canlı. Bunun için kan tüpü müvekkili mevcut oluyordu hastada. Nefes tellerinin hemen üzerinde olması, nefes borusunun hemen girişinde olması sebebiyle sülüğün nefes borusundan kaçması riskiyle hastamızı güvenli bir şekilde genel anestezi altında ameliyata aldık. Ameliyatta sülüğün tutunduğu yerden çıkardık. Kanama kontrolü sağladık. Kanamayı durdurduk. Hastamızın ertesi gün kan tükürme, boğazı ağrısı, solunum tıkanıklığı şikayetleri tamamen geriledi ve hastamızı şifayla taburcu ettik. Daha önce hiç karşılaştığım bir vaka değildi benim için. Nefes borusunun hemen üstünde ağızda takma dişi olan hastalarda bazen onların takma dişlerinin o bölgeye kaçtığını görebiliyoruz. Balık kılçığının o bölgelere yapıştığını test ediyoruz ama herhangi bir canlının o bölgeye tutunduğunu ilk defa gördüm. O da benim için ilginç bir deneyim oldu. Sülük şöyle bir canlı. Tutunduğu yerden kanı emiyor. Belli bir hacme, belli bir boyuta ulaştıktan sonra kendiliğinden düşebiliyor. Kendiliğinden tutulduğu bölgeden ayrılabiliyor. Bu hastanın şanslı olduğu kısım, sülük tutunduğu yerden henüz kopmamıştı. Çünkü kopsaydı, doğrudan nefes borusuna da düşme ihtimali vardı" diye aktardı.
SÜLÜĞÜN NEFES BORUSUNA KAÇMA RİSKİ BULUNUYORDU
Dr. Gönen, sülüğün tutunduğu bölgeden kan emdiğini ve belirli bir hacme ulaştığında kendiliğinden bulunduğu yerden ayrılabildiğini anlattı. Hastanın durumunda sülüğün henüz bulunduğu bölgeden kopmamış olmasının önemli olduğunu belirten Gönen, sülüğün kopması halinde doğrudan nefes borusuna düşme ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.
"GÜVENLİ SU KAYNAKLARINDAN SU İÇİN"
Başhekim Doç. Dr. Muhammed Gömeç ise vakanın toplumun bilinçlendirilmesi açısından paylaşılması gerektiğini belirterek, "Ekstrem bir vaka olması nedeniyle hem toplum toplum bilinç bilinçlendirilmesi açısından hem de dikkat çekici bir vaka olması nedeniyle şu anda sizlerle bu bilgiyi paylaşmış bulunmaktayız. Sağlık Bakanlığımız, İl Sağlık Müdürlüğümüz valiliğimiz, muhtarlarımız su konusunda bütün denetimleri yapıyorlar. Ancak birikinti şeklinde oluşan sulardan bulaşan bir durum olduğu kanaatindeyiz. Bu anlamda da güvenli su kaynaklarından su içilmesi bizim için çok önemli. Arkadaşlarımıza da böyle bir mesajımız olsun" dedi.
AÇIKGÖZ YAŞADIKLARINI ANLATTI
Tedavi sürecinin ardından telefon görüşmesiyle yaşadıklarını anlatan Nurettin Açıkgöz ise köy ve yol kenarlarındaki çeşmelerden su içilmemesi konusunda vatandaşlara uyarıda bulundu. Açıkgöz, yaşadığı süreci, "Talihsiz bir olay yaşadım. Herkesin köy çeşmesinden, yol kenarındaki çeşmelerden evine su götürüyor, içiyor. Ben de içmiştim. Tükürüğümden kan geliyordu. Çok fark edilmiyor. Tozdan, topraktan kaynaklandığını düşündüm. Birkaç gün geçince yoğunlaştı, Sungurlu Devlet Hastanesine gittim, bir şey çıkmadı. Tozdan, dumandan olabileceğini söylediler, serum verdiler. 2-3 gün sonra ağrım çok arttı, nefes alamamaya başladım. Tükürünce, kan çıkınca biraz rahatlıyordum, konuşuyordum ama daha sonra tekrar nefesim tıkanıyordu. Bir şey yiyip içemiyordum. Sağ olsun doktorumuz Ömer Bey çok ilgilendi. Hemen sülük olduğunu tespit etti. Ben biraz paniklemiştim. Sülüğü ameliyatla aldılar, beni bu hastalıktan kurtardılar. Vatandaşlarımıza rastgele, yol kenarındaki sulardan içmemelerini tavsiye ederim" diye aktardı.





