Bu ülkenin geleceği, kürsülerde atılan sloganlarda değil; okul bahçelerinde, sınıf sıralarında ve sokak aralarında büyüyen çocukların kaderinde yazılıyor. Ve o kader, her geçen gün biraz daha kararıyor.

Akran zorbalığı artık münferit bir sorun değil, sistematik bir çürümenin habercisi. Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da okullarda yaşanan silahlı saldırılar, “bir şeyler çok yanlış gidiyor” demekten öte, alarm zillerinin çaldığını haykırıyor. Gençler birbirine düşman, çocuklar güvensiz, öğretmenler çaresiz.

Peki siz ne yapıyorsunuz?

İktidar ayrı bir gündemde, muhalefet ayrı bir hesapta. Televizyon ekranlarında bitmeyen tartışmalar, sosyal medyada karşılıklı suçlamalar… Ama konu gençler olunca herkes suskun. Oysa sokakta büyüyen öfke, ekranlardan taşan polemiklerden çok daha gerçek ve çok daha tehlikeli.

Topluma rol model olması gereken bazı ünlülerin uyuşturucu ile anılması, gençlere verilen en kötü mesajlardan biri değil mi? Şiddeti normalleştiren, hatta ödüllendiren dijital oyunlar kontrolsüz şekilde yayılırken, kim bu alana ciddi bir düzenleme getiriyor? Kim çocukların psikolojik sağlığını, güvenliğini gerçekten dert ediyor?

Sorun çok, ama asıl sorun sahipsizlik.

Bu bir güvenlik meselesidir. Bu bir eğitim meselesidir. Bu bir ahlak ve gelecek meselesidir. Ve bu mesele, siyasi rekabetin malzemesi değil; milli bir seferberlik konusudur.
Buradan açıkça söylüyorum:

Siyasiler, artık kavga etmeyi bırakın.

Gençleri kurtarmak için birlikte hareket etmek zorundasınız. Ortak akıl üretmek, bilimsel çözümler geliştirmek, eğitim sistemini yeniden ele almak zorundasınız. Okullarda psikolojik destek mekanizmalarını güçlendirmek, aileleri bilinçlendirmek, dijital dünyayı denetlemek ve uyuşturucuya karşı sıfır tolerans politikası uygulamak zorundasınız.
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Bugün susarsanız, yarın çok daha büyük acılar konuşulacak. Bugün görmezden geldiğiniz her sorun, yarın bir çocuğun hayatına mal olabilir.

Unutmayın:

Bu ülkenin gençleri sizin siyasi hesaplarınızdan daha değerlidir.
Artık yeter.
Koltukları değil, çocukları koruyun.
Kavgayı değil, çözümü büyütün.
Çünkü kaybedilen her genç, bu ülkenin geleceğinden çalınmış bir parçadır.