Baştan yazayım. Bu bir özel yaşam yazısı değildir, her yazımın içinde mutlaka spor vardır. Zaten burası bir spor köşesi. Maaile Karadeniz Turu'na çıktık, erken rezervasyonlu uçaklı programla. Yurtdışı...

Baştan yazayım. Bu bir özel yaşam yazısı değildir, her yazımın içinde mutlaka spor vardır. Zaten burası bir spor köşesi. Maaile Karadeniz Turu'na çıktık, erken rezervasyonlu uçaklı programla. Yurtdışına gitmek için bahane aramayın, bizim ülkemizden harikasını bulamazsınız. Deniz kenarında doğup büyüdüğüm halde, deniz insanı değil, dağ insanıyım. Dağlara, otlara, ağaçlara, kuşlara hayranım, hatta tezek kokusuna bayılırım, mis gibi gelir bana. Bayılmak hayran olmak anlamında yani. Çeşme'de Bodrum'da köpeğin ifrazatına basacağıma, Elevit'te Kavrun'da ineğinkine basayım, razıyım. Pazar gittik, cuma gecesi döndük. Beleş değil, kendimiz ödedik. Hem de en erkeninden. İkincisine de katıldık, çok memnun kaldık. Beğenmekte, övmekte bir sakınca görmüyorum. Hele ki bu ekonomik ortamda, işini doğru düzgün yapanlara hayranım. Bu nedenle de Akademic Tour'un adını yazmamda bir sakınca yok, anca gurur duyarım. Kapadokya turumuzda Büşra Sağınç'tı, bu gezimizde ise Burak Dağ, tur rehberimiz, operatörümüz. Turdan memnun eden ta kendileri. Fazlasıyla memnun kaldık. İşleri bu ama, fazlasını zevkle heyecanla yaptılar. Burak Dağ genç kardeşim Aydın Çineli, Diyarbakır'da yaşıyor, Güzelbahçe'de bir gün görüp 9 aylık bebeğini bıraktı. Yollara çıkıp insanlara moral dağıtıyor. Bugün şu saatlerde yine aynı yerlerde.

GÜZELBAHÇELİ REHBER BURAK DAĞ

Hakemlikten bin kat daha zor, rehberlik bunu öğrendim. Hakem kardeşlerim havaya girmesin. Bulunmaz Hint kumaşları değiller. Oyunun bir kuralı var, karar verici de sensin. İşi biliyorsan, eminsen, vicdanın da onaylıyorsa, kararın tamamdır. Rehberlik öyle mi ya. Kurallardan daha çok zevklerin ve de renklerin tartışılmayacağı bir ortam. Her türden insan var. Kardeşin kardeşle geçinemediği bir devirde, dünyayla barışık olmak gerek. Rehberlere, kazandıkları helali hoş olsun. Muazzam 6 gün yaşattılar. Trabzon'a indik, Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Artvin'i gördük. Samsun'dan döndük. Gürcistan'a bile giriş yaptık, Batum'u gördük. Yurdumun kentlerinin suyundan içtik, ekmeğini yedik. Hele ki Karadenizli baba-oğulun işlettiği Deniz Restorant'ta İzmir Köfte yedim, dünyanın en güzel mutluluğu. Bir de tabelasını bile, İzmir Kıraathanesi'ni görünce selam verdim dostlara, her ilden var.

HÜSEYİN EROĞLU'NA YAZDIM

Yaylara, yüksek dağlara hazırda bekleyen minibüsler çıkardı bizi. Bizim yüreğimizin ağzına geldiği yerlerde, ustalıkla kullandılar. Şov yapmadılar. 4 kez araç ve şoför değişti. Birinin adı Cemil idi. İller arasında gezdiren de yılların emekçisi Osman Ağan ağabeyimizdi. Reisler Taşımacılık'tan, torun sahibi bir Trabzon uşağı, sinir yapmadı, korna çalmadı, olur olmaz yerde gerginlik yaratmadı. Tam bir şoför, özlenen ve beklenen, darısı her yerin başına. Samsun'da Anemon'da kaldık son akşam. Uçak saatini beklerken, hazır boşluk var. İzmir'de Lütfi Cihaner hocalı Çamdibigücü'nde yetişen, Altınordu'da yıllarca görev yapan kardeşim, hocam Hüseyin Eroğlu'na mesaj attım. Samsun'da olmadığını biliyorum, umut işte. Bolu'da kamptalar, görmek istedim cevap yazdı, göremedim, kısmet olmadı. Samsunspor'un mükemmel tesislerini gördüm, tramvay duraklarına feci kazada kaybettiğimiz efsanelerimizin birebir, formalı fotoğraflarını koymuşlar çok duygulandım. İşte takımına sahip çıkmak. İlinin adını taşıyor, ya İzmir'de ?

ÇAMLIHEMŞİN'DE HEMŞEHRİLERİMİZ

Dost görünümlü dış mihraklar, aralarının düzelmesine engel olsa da Karşıyaka ile Göztepe kardeştir, bizimdir. İzmir'den o kadar uzakta ikisinin bayrağını görünce şok oldum. Dağın tepesinde, yaylada hem de. Birine yaklaşabildim o da en fazla 200 metre, diğerine de 500 metre, anca. Be arkadaş nerden aklınıza geldi, büyük zekâ, tasarlama, planlama. İzmir nire Giresun nire. İkisi de Çamlıhemşin'de. Cep telefonundan baktık konumumuza, Kavrun Yaylası'nda 2219 metrede Karşıyaka bayrağı. Büyüterek çektik, arması net belli. Yırtılmamış, renkleri solmamış, sararmamış, aynı heybetiyle durmakta. Herhalde yeni kondu. Aradaki mesafe fazla olmasa da. 1882 metre de Elevit'te Göztepe bayrağı. Ebatı ise 50 metre var sanırım uzunluğu, enini bilemedim. Rulo yapsan toplasan bayrağı 5 kişi zor taşır. O derece büyük. Sarı-Kırmızılı renkler, düşünüyorum da. Malatyaspor olmaz, Kayserispor olamaz. Sarı-Kırmızı, düşünüyorum Galatasaray mı ? Şampiyon diye yok o da olamaz. Yaklaştım, fotoğrafı büyüttüm, yok. Arma yok, takım adı, kısaltması yok. Göztepe'ye yordum. O olmalı. Çünkü sarısı Göztepe sarısı, kırmızısı Göztepe kırmızısı. Nasıl oraya çıkardılar, serdiler yere. O da ayrı bir konu. Taşlar var irili ufaklı yürümek çok zor. Bağlamışlar bir de taşlara, ağaçlara. Onur ve gurur duydum, zirvede Karşıyaka ile Göztepe. Her yerde, her konumda böyle olmalı. Yerleri zirve. İki fotoğraf da Burak Dağ kardeşime aittir. Tatilde uçmadım ayaklarım yere değdi ama telefonumu uçak moduna aldım, iyi oldu. Doğum günümü ve İzmir ASKF'ye seçildiğimi kutlayanların çoğuna ulaşamadım, dönüş yapamadım, affola. Teşekkür ediyorum. Neye yanıyorum biliyor musunuz ? Bilseydim Ay-yıldızlı Atatürklü devasa büyük İzmirspor bayrağını Ayder'e götürür dağa sererdim. Olmadı, tarihi fırsat kaçtı. Selam olsun Karadeniz'e, hep türkülerini dinledik yollarda 'Ya ben anlatamadum, ya sen anlamayasun'...