Nihat AK/EGE TELGRAF- Dört dönem Urla Belediye Başkanlığı, bir dönem CHP İzmir İl Başkanlığı ve iki dönem İzmir Milletvekilliği yapan, kent siyasetinin yaşayan hafızalarından Bülent Baratalı, Ege Telgraf’ın “35. Paralel” programında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ege Telgraf Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı ve Gazeteci Cihad Taysi’nin sorularını yanıtlayan Baratalı; Kemal Kılıçdaroğlu’yla yaşadığı ideolojik kopuştan CHP’deki örgüt-belediye dengesine, YENİ Parti’nin tüzüğünden Türkiye’nin geleceğine kadar birçok başlıkta ezber bozan değerlendirmeler yaptı.

‘BÜYÜK KOPUŞ’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile uzun yıllara dayanan kadim dostluklarına ve Kılıçdaroğlu’nun parti yönetimine taşınmasında önemli katkısı bulunmasına rağmen Bülent Baratalı, zamanla derin bir siyasi ve manevi kopuş yaşadığını söyledi. Baratalı, “Kemal Bey’in partiye girmesinde, PM ve MYK üyesi olmasında, İş Bankası Yönetim Kurulu’na seçilmesinde ve milletvekili olmasında benim de imzam var. Altı yıl Plan ve Bütçe Komisyonu’nda diz dize oturduk, hâlâ bana ‘şeyhim’ der. Ancak ideolojiden sapmalar başladı. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı, laiklik, üniter yapı, Fethullahçı yapılar ve Silivri davaları konularında ciddi biçimde ayrıştık. Bir noktadan sonra ‘Bu benim partim değil, metamorfoza uğramış’ demeye başladım” sözleriyle ayrışmanın temelini anlattı. Baratalı, kopuşun kişisel bir kırgınlıktan değil, Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin zedelendiğine ilişkin derin kaygılarından kaynaklandığını özellikle vurguladı.

İTTİFAK SİYASETİ

Anayasanın değiştirilmesi ihtimaliyle karşı karşıya kalındığını belirten Baratalı, “Masalarla CHP’ye gelen 37 milletvekili bugün geldikleri siyasi yapılara geri dönüyor. Mecliste 400 sayısına ulaşılırsa Anayasa referanduma götürülmeden, üç tur sonunda kısa sürede değiştirilebilir” sözleriyle ittifak siyasetinin sonucuna dikkat çekti.

‘DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞMESİN’

CHP’de kalanlarla YENİ Parti’ye geçenlerin bir gün yeniden aynı çatı altında buluşabileceğine inandığını belirten Bülent Baratalı, ayrılık sürecinde kullanılan kırıcı dilin gelecekteki birleşmeyi tehlikeye attığını söyledi. Baratalı, “Biz yuvaya dönmek için ayrıldık. Bu nedenle kimse birbirine bugün utanacağı sözler söylememeli. CHP’de görev yapan eski gençlik kolu arkadaşlarımı, İzmir İl Başkanı’nı, genel sekreteri ve yöneticileri arayarak ‘Kaldınız, saygı duyuyorum; biz ayrıldık, siz de bize saygı duyun’ dedim. Daha düne kadar aynı meydanlarda slogan atan insanların bugün birbirine hakaret etmesini doğru bulmuyorum. Sosyal medyada büyüyen bu kayıkçı kavgası, ortak geçmişimizi ve gelecekte kurulabilecek birlik zeminini tahrip ediyor. Ayrışma, yarın yüz yüze bakamayacağımız bir düşmanlığa dönüşmemeli. Çünkü siyasi tercihler değişebilir ancak ortak ideolojik bağ ve yeniden birleşme ihtimali mutlaka özenle, kararlılıkla korunmalıdır” diye konuştu.

BELEDİYE PARTİYİ KUŞATTI

Siyasette örgüt iradesinin giderek zayıfladığını, belediye başkanlarının parti teşkilatlarının önüne geçtiğini belirten Baratalı, “Eskiden il başkanı çağırdığında sabaha kadar uyuyamaz, ‘Acaba nerede hata yaptım?’ diye düşünürdük. Çünkü örgüte karşı güçlü bir bağlılık ve sorumluluk duygusu vardı. Bugün ise tüzüğe göre il ve ilçe başkanları, belediye başkanlarının gerisinde kalıyor. Bu düzen doğru değildir. İl başkanı genel başkanı temsil eder ve örgüt siyasete yön verir. Belediye başkanlarının il ve ilçe kongrelerine müdahale etmesini son derece yanlış buluyorum. Partide kişisel güç değil, örgütün ortak iradesi esas alınmalıdır. Atları arabanın arkasına bağlayamazsınız; bozulan bu yapının yeniden düzeltilmesi gerekir” şeklinde konuştu.

Ahmet Davutoğlu siyasetten çekildiğini duyurdu! Gelecek Partisi feshedildi
Ahmet Davutoğlu siyasetten çekildiğini duyurdu! Gelecek Partisi feshedildi
İçeriği Görüntüle

PLAJDA DİNLENMEK

Belediye başkanlığı ile milletvekilliği arasındaki farkı çarpıcı sözlerle anlatan Baratalı, “Milletvekilliği, belediye başkanlığının yanında adeta plajda dinlenmektir. Mecliste genel başkanın, MYK’nın, Parti Meclisi’nin ve grup yönetiminin çizdiği sınırlar içinde hareket edersiniz. Oysa belediye başkanı yalnızca bir partinin değil; kentte yaşayan insanların, hayvanların, ağaçların, denizin ve toprağın da başkanıdır. Sorumluluğu ağır, çalışma temposu yoğundur. Geceleri kentin hangi sokağına ne yapılacağını düşünmekten uyuyamazsınız. Ancak dürüstlük, eşitlik, liyakat ve kamu yararı ilkelerini koyarsanız huzurla çalışırsınız” dedi. İki dönem milletvekilliği yapan Baratalı, dört dönem yürüttüğü belediye başkanlığını tercih ettiğini vurguladı. Çünkü belediyeciliğin daha üretken, özgür, heyecanlı ve doğrudan halka dokunan bir görev olduğunu söyledi.

‘TARİH KENDİNİ TEKRARLIYOR’

Türkiye’de çok partili hayata geçişten bu yana halk hareketine dayanan partilerin kısa sürede iktidara geldiğini belirten Baratalı, “Demokrat Parti, CHP’den ayrılanların kurduğu ve ‘Yeter, söz milletindir’ diyerek halkı arkasına alan bir hareketti. Ardından Süleyman Demirel’in Adalet Partisi yüzde 50,5 oyla iktidar oldu. Turgut Özal, Anavatan Partisi’nde herkesi birleştirdi; parti kurulur kurulmaz iktidara geldi. AKP de bir halk hareketiydi, aydınların da desteğini aldı ve aylar sonra iktidar oldu. YENİ Parti’de de böyle bir şans görüyorum. Tabanı yalnızca CHP’de değil; AKP’de ve başka partilerde de var. Bu partinin şanslı olacağına ve birinci parti olacağına inanıyorum. Bir davet gelirse biz de Yeni Parti’ye geçeriz” sözleriyle iktidarın temelinde halk desteğinin bulunduğunu söyledi. Baratalı bu örneklerin arkasında biriken güçlü halk iradesinin bulunduğunu özellikle vurguladı.

MİDE BULANDIRIYOR

‘Eşit yurttaşlık’ biraz Apo'nun ağzı

Yeni Parti’nin program ve tüzüğünü okuduğunu, ancak bazı başlıklarda açıklamaya ihtiyaç bulunduğunu belirten Baratalı, “Bunu söylemek benim vicdan borcum. Programda yerinden yönetim, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve eşit yurttaşlık ifadeleri yer alıyor. Bunlar CHP’de de vardı, mevcut Anayasa’da da var. O hâlde değişen nedir, neyin genişletilmesi isteniyor, bunun açıkça anlatılması gerekir. Benim eşitlik anlayışım nettir: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir ve herkes kanun önünde eşittir. Devlet adına görev yapanlar Kürt’e, Türk’e, Çerkez’e veya Laz’a farklı davranıyorsa bunun sorumlusu Anayasa değil, uygulayıcılar ve bürokrasidir. ‘Eşit yurttaşlık’ ifadesi bana rahatsızlık veriyor; neyin kastedildiği açıkça ortaya konulmalıdır” dedi.

EĞİTİM DİLİ

Eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini savunan Baratalı, yurttaşların Kürtçe, Lazca, Çerkezce veya Boşnakça öğrenmesinin önünün açılmasına karşı olmadığını vurguladı. Baratalı, “Herkes kendi etnik dilini öğrenebilir; bu onun hakkı ve şerefidir. Ancak ortak eğitim dilinden vazgeçilmesi Türkiye açısından tehlikelidir. Türkçenin yanına eğitim veya ara dil olarak başka dillerin eklenmesi, sonuçları bakımından dikkatle değerlendirilmelidir. Belçika’da Valonlarla Flamanların dil üzerinden yaşadığı ayrışma ortadadır. Biz daha bütün yurttaşlarımıza Türkçeyi tam öğretemedik. Bunun sorumlusu vatandaş değil, Cumhuriyet hükümetleridir” ifadelerini kullandı.

ÖZERKLİĞE ÖZAL ÇEKİNCESİ

Yerinden yönetime de karşı olmadığını belirten Baratalı, Anayasa’nın merkezi ve yerel yönetimi birlikte düzenlediğini, asıl ihtiyacın belediyelerin mali ve idari gücünün artırılması olduğunu söyledi. “İsviçre’de yerel yönetimler merkezi bütçeden yüzde 30 pay alırken Türkiye’de bu oran yüzde 5 ile 7 arasında. Böyle belediyecilik yapılmaz. Ancak eğitim belediyelere bırakılamaz; her belediye başka bir eğitim uygulayamaz. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na Özal döneminde konulan dört çekince de değerlendirilmelidir. YENİ Parti, bu başlıklarda neyi amaçladığını düzeltmeli veya açık, tereddüde yer bırakmayacak biçimde kamuoyuna anlatmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘UMUT MECLİSTE YEŞERİR’

Siyasetten uzak durularak Türkiye’nin sorunlarının çözülemeyeceğini belirten Baratalı, “Türkiye’de sorunlar siyasetle çözülür ve çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Mustafa Kemal, Meclis kurulduktan sonra kendisine dert anlatmaya gelenlere, ‘Sorunlarınızı Meclis’te anlatacaksınız, Meclis çözecek’ demiştir. Bugün de yol budur. Gençler geleceklerini göremedikleri, iş bulamadıkları ve ekonomik sıkıntılar yaşadıkları için haklıdır. Ancak çözüm ülkeden kaçmak değil, siyasete katılmaktır. Partiler de gençleri kabul etmeli, dinlemeli, onlara kadrolarında yer ve sorumluluk vermelidir. Gençlerin saflığından, enerjisinden ve fikirlerinden Türkiye yararlanmalıdır. Umutsuz durumlar yoktur; umutsuz insanlar vardır. Ben gençlere güveniyorum. Çünkü sorunların konuşulacağı, tartışılacağı ve çözüme bağlanacağı temel kurum Meclis’tir. Meclis açık olduğu sürece demokrasi, siyaset ve çözüm imkânı da vardır” dedi.

KOLTUK GEÇİCİ URLA KALICI

Urla’nın gelişiminden ve belediye hizmetlerinden memnuniyet duyduğunu belirten Baratalı, “Urla’ya sonradan gelenlere ters bakılmasını doğru bulmuyorum. Biz sattık, onlar geldi; zorla almadılar. Çok güzel restorasyonlar yaptılar, sanatçı, aydın, hayvansever ve doğasever portföyümüzü büyüttüler. Yeni mekânlar, sergiler, tiyatrolar ve etkinliklerle Urla şekil değiştirdi, çok güzel bir noktaya geldi. Belediyemiz de bu konuda başarılı. Selçuk Başkan çok gayretli, yirmi dört saat çalışıyor; esnafı geziyor, yerinde durmuyor. Urla 801 kilometrekarelik, dağınık ve 200 kilometre sahili bulunan zor bir kent. Hafta sonları nüfus ve çöp yükü artıyor. Buna rağmen altyapıyı tamamlayıp ardından asfaltlama kararı doğru ilerliyor. Ben başarılı buluyorum, her zaman yanındayız” dedi. Dört dönem belediye başkanlığı yapan Baratalı, Urla’yı asırlardır burada yaşayan bir Urlalı gözüyle değerlendirdi. “Bu koltuklar geçicidir; görev bitince yine burada yaşayacağız. Bu nedenle Urla’nın yarınını düşünerek çalışmak gerekir” ifadelerini de kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi