Türkiye ekonomisinin nabzı; son yıllarda enflasyon, yüksek faiz oranları ve sıkılaşan kredi koşulları arasında atmaya devam ediyor. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası, döviz kurunun görece dengede kalmasını sağlarken; finansmana erişim maliyetlerini tarihi seviyelere taşıdı. İç talebin baskılandığı, global piyasalardaki belirsizliklerin arttığı bu ortamda üretici ve ihracatçılar artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. 2025 yılının ilk yarısı itibari ile de benzer koşullar devam ediyor ve bu ekonomik ortamda, şirketlerin mali yapıları üzerindeki baskı kendini gösterirken, konkordato başvurularında da dikkat çekici bir artış yaşanıyor.
Konkordato, borçlarını ödemekte zorlanan şirketlerin, alacaklılarıyla anlaşarak mali yükümlülüklerini yeniden yapılandırmalarına olanak tanıyan bir yasal koruma mekanizmasıdır. Ancak bu mekanizmanın artan şekilde kullanılması, şirketlerin yaşadığı mali sorunların yaygınlaştığını gösteriyor. 2021-2023 dönemindeki düşük faiz ısrarı ile tetiklenen yüksek enflasyon ortamı, 2023 Haziran'ından itibaren başlayan faiz artışları ile yerini finansmana erişimin zorlaştığı, kredi musluklarının kısıldığı bir döneme bıraktı. Bankacılık sektöründeki seçici kredi politikaları, ticari kredilerdeki yavaşlama ve yüksek maliyetler, işletmeleri nakit akışlarını yönetemez hale getirdi. Özellikle iç piyasada talebin zayıflaması, ihracatta yavaşlama ve kurun baskılanmasıyla rekabet gücünün zayıflaması da şirketlerin finansal yükünü artırdı. Ekonomik belirsizliklerin ve finansal zorlukların sürdüğü bu dönemde, konkordato başvurularındaki artış, sadece talepte bulunan şirketlerin değil, genel ekonomik yapının da kırılganlığını yansıtıyor. Bu nedenle hem kamu otoriteleri hem de özel sektör aktörlerinin, şirketlerin mali yapılarını güçlendirecek ve ekonomik istikrarı sağlayacak önlemler alması büyük önem taşıyor.
2022 yılından itibaren toplam konkordato talebi sırasıyla bin 587, bin 516 ve 3 bin 497 olurken 2025 yılının ilk dört aylık döneminde toplam başvuru sayısı bin 727 olarak gerçekleşti. Bu dönemde geçici mühlet kararı alan şirket sayısı 782, kesin mühlet kararı alan şirket sayısı 526, red kararı 333, iflas kararı 53 ve tasdik kararı sayısı 33 olarak gerçekleşti. Bu veriler, şirketlerin finansal yapılarını korumakta zorlandığını ve ekonomik kırılganlığın çok daha fazla derinleştiğini gözler önüne sererken, özellikle tekstil, plastik ve mobilya sektörlerinde konkordato başvurularının yoğunlaştığı görülüyor. Bu durum, sektörel bazda da mali sıkıntıların arttığını ve şirketlerin ayakta kalmak için konkordato gibi yasal koruma mekanizmalarına başvurduğunu ortaya koyuyor. Konkordato taleplerindeki artışın etkileri yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmıyor. Üretim duruyor, istihdam azalıyor ve alacaklı firmalar zincirleme şekilde mali sorunlar yaşamaya başlıyor. Bu süreç, özellikle KOBİ'leri ve tedarik zincirlerinin tamamlayıcı halkalarını vuruyor. Birçok sektörde küçülmeler, kapanmalar ya da işçi çıkarmalar gündeme geliyor. Konkordato taleplerinin en yoğun olduğu sektörler hem iç tüketimdeki daralma hem de yüksek finansman maliyetlerinden en sert şekilde etkilenen gruplar olarak öne çıkıyor. Konkordato, şirketler için zor zamanlarda bir nefes alma imkânı sunarken, kötüye kullanım riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle bazı kritik adımların atılması büyük önem taşıyor. Öncelikle, konkordato başvurularına yönelik denetimlerin sıkılaştırılması gerekiyor. Böylece gerçekten zor durumda olan firmalar korunurken, sistemin suistimal edilmesinin de önüne geçilebilir. Ayrıca, KOBİ’lere özel destek paketleri devreye alınarak uygun koşullarda sunulacak krediler ile vergi ve SGK teşvikleri, zor durumdaki firmalara geçici de olsa bir rahatlama sağlayabilir. Öte yandan, tahsilat sistemlerinin dijitalleştirilmesi ve garanti mekanizmalarının geliştirilmesi ile ticari alacak risklerini azaltacak yasal ve teknolojik düzenlemeler geliştirilmeli ve şirketlerin kriz yönetimi ile finansal planlama konularındaki yetkinliklerinin artırılması hem kamu hem de özel sektör destekli eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle teşvik edilmelidir.
2025'in ilk döneminde konkordato taleplerindeki bu ciddi artış, ekonomik yapının derin bir likidite kriziyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şirketlerin ayakta kalabilmesi için yalnızca yasal koruma değil; etkin finansal planlama, doğru risk yönetimi ve kamu-özel iş birliğiyle geliştirilecek sürdürülebilir destek mekanizmaları gerekiyor. Aksi takdirde, yaşanan bu konkordato dalgası, yalnızca firmaları değil, ekonominin tamamını sarsmaya devam edecek.
Ekonomik veri takvimi
02 Haziran 2025, Pazartesi Japonya İmalat Sektörü PMI
02 Haziran 2025, Pazartesi Türkiye İmalat Sektörü PMI
02 Haziran 2025, Pazartesi Almanya İmalat Sektörü PMI
02 Haziran 2025, Pazartesi Euro Bölgesi İmalat Sektörü PMI
02 Haziran 2025, Pazartesi ABD İmalat Sektörü PMI
03 Haziran 2025, Salı Çin İmalat Sektörü PMI
03 Haziran 2025, Salı Türkiye TÜFE (Aylık-Yıllık)
03 Haziran 2025, Salı Euro Bölgesi İşsizlik Oranı
04 Haziran 2025, ÇarşambaAlmanya Hizmet/Bileşik PMI
04 Haziran 2025, ÇarşambaEuro Bölgesi Hizmet/Bileşik PMI
04 Haziran 2025, ÇarşambaABD Hizmet/Bileşik PMI
05 Haziran 2025, PerşembeJaponya Hizmet/Bileşik PMI
05 Haziran 2025, Perşembe Çin Hizmet/Bileşik PMI
05 Haziran 2025, Perşembe Euro Bölgesi ÜFE (Aylık-Yıllık)
05 Haziran 2025, Perşembe OECD TÜFE (Yıllık)
05 Haziran 2025, Perşembe Euro Bölgesi Faiz Oranı
05 Haziran 2025, Perşembe ABD Dış Ticaret Dengesi
06 Haziran 2025, Cuma Almanya Dış Ticaret Dengesi
06 Haziran 2025, Cuma Almanya Sanayi Üretimi
06 Haziran 2025, Cuma Euro Bölgesi Perakende Satışlar
06 Haziran 2025, Cuma ABD İşsizlik Oranı
Ekonomi ve finans sözlüğü
Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri:Tüketici fiyat endeksinden (TÜFE) para politikasının doğrudan etkileyemediği ya da kısa vadede müdahale edilemeyen bazı kalemlerin çıkarılmasıyla oluşturulan alternatif endekslerdir. Bu göstergeler, Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerindeki etkilerini daha net bir şekilde gözlemleyebilmek amacıyla kullanılır(TCMB).
Zorunlu karşılık oranı:Bankaların topladıkları mevduat ve benzeri yükümlülüklere karşılık, Merkez Bankası’nda belirli bir oranda tutmak zorunda oldukları yasal rezervleri ifade eder. Bu oran, finansal istikrarı sağlamak ve kredi genişlemesini kontrol altında tutmak amacıyla para politikası aracı olarak kullanılır. Zorunlu karşılık oranları, yükümlülüğün türüne, vadesine ve para birimine göre farklılık gösterebilir (TCMB).