Demokratik bir kongrenin analizi…

chp-izmirde-kongre-heyecani-basladi
İbrahim AKBULUT
15 Şubat 2020

CHP İzmir İl Kongresi’nin üzerinden bir hafta geçti.

Fakat öyle akıl almaz bir kongre yaşandı ki, yankıları hala devam ediyor.

Daha 540 imzalı bir önerge ile başkan adayı olan Deniz Yücel’e sandıktan topu topu 258 oy çıkmasını kimse açıklayabilmiş değil…

Oysa aradaki tezatın nedenini seçtirenler de, seçilenler de biliyor ama ne hikmetse dile getiremiyor.

Neymiş efendim, delege işaret koymayı unutmuş!

İnanan var mı?

Elbette yok.

Çünkü insanlar saf değil.

İşin iç yüzünü biliyor.

O 540 imzaların, delege listesini oluşturan kadronun talimatı ile atıldığı herkesin malumu.

Önerge için imzalar atılırken delegenin tepesinde baskı vardı.

Oysa o delege sandığa vicdanı ile birlikte girdi.

Demek ki, vicdanları ile baş başa kaldıklarında elleri Deniz Yücel’i işaretlemeye gitmedi.

Daha doğrusu vicdanları buna elvermedi.

Tabii bu olayın sadece bir boyutu.

Ama hepsi değil.

Sözünü ettiğimiz parti CHP.

Gerçekleşen de o partinin il kongresi.

Ki o kent İzmir…

Demokrasi kelimesini ağızlarına sakız yapan insanlara demokrasiyi, demokrasinin anlamını anlatmak gibi bir niyetim yok.

Sosyal demokrat insanların, kendi tanımlarıyla yaptıkları “demokratik seçim”in sonucuna bakar mısınız?

611 kişinin oy kullandığı ve tek adaylı bir seçimin kazananı topu topu 258 oy alabiliyor.

Yani delegenin neredeyse yüzde 40’ına denk gelen bir rakam bu.

Peki yüzde 60’ın iradesi ne olacak?

Belli değil.

Azınlığın egemen olduğu demokrasiyi tarif et deseler bu sonucu gösteririm.

Her şeyi anlatmaya yeter de artar bile…

Buraya kadar, rakamları yorumladık.

O kongre için yazılması gereken bir başka nokta ise “vefa” üzerine…

CHP’nin kimyasıyla oynayan, sırf kendi adamlarına yol açabilmek adına hayatını bu partiye adamış insanları ayak oyunları devre dışı bırakanlar en büyük ayıbı kime karşı işledi biliyor musunuz?

Aziz Kocaoğlu’na.

O Aziz Kocaoğlu bu kentte aşağı yukarı 15 yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir adam.

397 yıl hapisle yargılanırken bile partililiğinden taviz vermeyecek kadar sağlam bir partili.

Parti tabanındaki karşılığı ve saygınlığı da küçümsenecek gibi değil.

Zaten farklı bir karakter olsa, Büyük Kurultay’da Divan Başkanlığı gibi saygın bir göreve seçilmezdi.

İzmir’i dizayn eden bu zihniyet, Aziz Kocaoğlu’nu kurultay delegesi listesine bile dahil etmedi.

Aziz Bey’in böyle bir talebi olmadığını biliyorum.

Ama “ahde vefa” denilen kavramı bilen herkesin, talebi olsun olmasın o listenin en tepesine Aziz Kocaoğlu’nu yazması gerekirdi.

Kafalarında nasıl bir CHP varsa artık, bundan bile korkmuşlar.

 

 

 

cesme-termal

Çeşme’nin lokomotifi termal

izmir-turizmi

İzmir turizmi nasıl kurtulur?