Nihat AK/EGE TELGRAF- Küresel piyasalarda doların seyri, Fed’in faiz beklentileri ve jeopolitik gerilimler altının yönünü belirlerken, İzmir’de kuyumcu vitrinleri de bu dalgalanmanın doğrudan aynasına dönüştü. İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Murat Kurtuluş Buyrukçu, yükselen fiyatların yalnız yatırımcıyı değil, üreticiden ihracatçıya kadar tüm sektörü yeniden pozisyon almaya zorladığını söyledi. Buyrukçu’ya göre asıl mesele, fiyat hareketini doğru okumak kadar kuyumculuğun üretim gücünü ve rekabetçiliğini koruyacak kalıcı adımlar atabilmekte.

ON BİN UFUKTA
Altın fiyatlarındaki yükseliş trendini değerlendiren İzmir Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kurtuluş Buyrukçu, “Altında son üç haftadır yukarı yönlü belirgin bir hareket görüyoruz. Bu yükselişi yalnızca iç piyasadaki taleple açıklamak doğru olmaz; ons fiyatındaki güçlenme, doların seyri, Fed’in faiz beklentileri ve jeopolitik riskler birlikte etkili oluyor. Ben ekonomist ya da analist değilim; kuyumcu esnafının temsilcisiyim. Ancak piyasayı, sektörün nabzını ve uzmanların değerlendirmelerini yakından izlediğimde yükseliş eğiliminin yılın kalan bölümünde de sürebileceğini düşünüyorum. Bugün gram altın 7 bin liranın üzerinde. Mevcut şartlar korunur, küresel riskler artar ve ons güçlü kalırsa yılbaşına doğru 10 bin lira seviyesi şaşırtıcı olmaz. Altın bazen sessiz yürür, bazen koşar; önemli olan fiyatın hızından çok, bu hareketi doğuran ekonomik zemini doğru okumaktır. Bu nedenle vatandaşımız kısa vadeli heyecandan çok genel trendi ve riskleri dikkatle izlemelidir ve aceleci kararlar vermekten kaçınmalıdır.
KUYUMCU KOTA KISKACINDA
İthalat kotalarının sektörü olumsuz etkilediği değerlendirmesinde bulunan Başkan Buyrukçu, “Altın ithalatına getirilen kota, cari açığı sınırlama amacı taşısa da kuyumculuk sektörünün üretim, ihracat ve istihdam gücünü ciddi biçimde zayıflatıyor. Hammaddenin sınırlı ve daha yüksek maliyetle temin edilmesi, Türk kuyumcusunun uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü düşürüyor, siparişlerin başka ülkelere kaymasına yol açıyor. Biz altını yalnızca alıp satan değil, işleyen, tasarlayan ve katma değer kazandırarak dünyaya satan bir sektörüz. Kota nedeniyle üretici zorlanıyor, ihracatçı pazar kaybediyor, atölyeler daralıyor. Bu uygulamanın sektör üzerindeki etkileri yeniden değerlendirilmelidir” diye konuştu.

İHRACATA ALTIN FORMÜL
Altına has serbest bölgelerin oluşturulabileceğini dile getiren Başkan Buyrukçu, “Türkiye, birçok imalat sektöründe serbest bölgeler aracılığıyla hammaddenin ülkeye kontrollü girişini sağlıyor, burada üretim ve işçilik kazandırdıktan sonra mamul ürünü dünya pazarlarına ihraç ediyor. Aynı modelin kuyumculuk sektörü için de değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Altın ihtisasına yönelik kurulacak özel bir serbest bölge, ithalattaki kota sıkıntısının üretici ve ihracatçı üzerindeki baskısını önemli ölçüde azaltabilir. Altın, devletin sıkı denetimi altında bu bölgeye getirilmeli; burada Türk kuyumcusunun ustalığıyla işlenmeli, tasarımla ve yüksek katma değerli işçilikle mücevhere dönüştürülmelidir. Ardından iç piyasaya girmeden doğrudan ihraç edilmelidir. Böylece Türkiye altını tüketen değil, altına değer katan ve emeğini dünyaya satan bir merkez haline gelebilir. Bizim asıl gücümüz yalnız hammaddede değil; ustamızın elinde, tasarımcımızın fikrinde, atölyemizin birikimindedir. Altın ithalatını sınırlarken kendi ihracatımızı ve üretim kabiliyetimizi de sınırlamamalıyız. Kurulacak böyle bir yapı, ihracatçının hammaddeye dünya fiyatlarıyla erişimini kolaylaştırır, siparişlerin rakip ülkelere kaymasını önler; atölyelerin kapasitesini, istihdamı ve Türkiye'nin mücevher ihracatındaki rekabet gücünü de yeniden yukarı taşıyabilir” ifadelerini kullandı.
GRAM BÜYÜDÜ TAKI KÜÇÜLDÜ
Altın fiyatlarının hızla yükselmesinin yurttaş tercihlerini de değiştirdiğini belirten Başkan Buyrukçu “Özellikle düğün, nişan ve özel günlerde altın alma geleneği sürse de vatandaş artık aynı bütçeyle daha düşük gramajlı ürünlere yönelmek zorunda kalıyor. Geçmiş dönemde daha ağır bilezik, zincir ya da yüksek gramlı takılar tercih edilirken, bugün fiyat yükseldikçe bütçeye uygun ve daha hafif alternatifler öne çıkıyor. Çeyrek, gram altın ve düşük gramajlı takılar, vatandaşın gelenekten vazgeçmeden bütçesini korumaya çalıştığı ürünler haline geliyor. Bu tablo kuyumculuk sektöründe de yeni bir ürün anlayışını beraberinde getiriyor. Tasarım, artık yalnız estetik açısından değil; daha az altınla daha güçlü görünüm sağlayabilmek açısından da önem kazanıyor. Altının gramı büyüdükçe vatandaşın satın alabildiği gram küçülüyor. Bu nedenle fiyatlardaki yükseliş, kuyumcu vitrinlerinde yalnız etiketi değil, ürünlerin ağırlığını ve tüketicinin alışkanlıklarını da yeniden şekillendiriyor” diye konuştu.

ALTININ ROLÜ DEĞİŞİYOR
Yüksek fiyatların altına olan ilgiyi tamamen ortadan kaldırmazken vatandaşın bakış açısını değiştirdiğine vurgu yapan Başkan Buyrukçu, “Geleneksel olarak hem takı hem de tasarruf aracı olarak görülen altın, fiyatların yükseldiği dönemlerde daha güçlü biçimde birikimi koruma aracı olarak öne çıkıyor. Vatandaş artık yalnız “Kaç lira?” sorusunu değil, “Daha da yükselir mi, hangi gelişme fiyatı aşağı çeker?” sorularını da soruyor. Fed’in faiz politikası, doların küresel seyri, jeopolitik riskler ve ons altındaki hareket, kuyumcu tezgâhındaki gram fiyatına kadar uzanan zincirin halkalarını oluşturuyor. Bu nedenle altın piyasasında artık kuyumcu vitrini ile dünya ekonomisi arasındaki mesafe neredeyse ortadan kalkmış durumda. Washington’dan gelen bir faiz mesajı ya da uluslararası gerilimin yükselmesi, kısa sürede İzmir’deki kuyumcu etiketine yansıyabiliyor. Altının yeni döneminde fiyat kadar, fiyatı oluşturan küresel dengeleri okuyabilmek de önem kazanıyor” değerlendirmesinde bulundu.





