Nihat AK/EGE TELGRAF- Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, Ege Telgraf'a yaptığı değerlendirmede TÜİK'in açıkladığı istihdam verilerinin gerçek tabloyu yansıtmadığını savundu. Genç işsizliği, atıl iş gücü, çalışma hayatındaki hak kayıpları ve ekonominin öncelikli gündem olması gerektiğine dikkat çeken Çakmak, üretim ve istihdam odaklı politikaların acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

‘TABLO GİZLENİYOR’
Gerçek işsizlik tablosunun rakamsal oyunlarla aslında gizlenmek istendiğini belirten Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, "Bugün açıklanan resmi işsizlik rakamlarının gerçeği tam anlamıyla yansıttığını düşünmüyoruz. İş aramaktan umudunu kesmiş, artık işgücü piyasasının dışında bırakılmış insanları hesaplamanın dışında tuttuğunuzda işsizlik düşmüş gibi görünebilir. Oysa atıl işgücünün yüzde 31'e ulaştığı bir tabloda, işsizliğin azaldığını söylemek mümkün değildir. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı artış gösterdi. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,2 olurken, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 20,5 olarak hesaplandı. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,4 puan artarak yüzde 14,8 oldu. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,2, genç kadınlarda ise yüzde 21,8. Özellikle genç işsizliğinin yükselmesi, eğitimini tamamlamış ve meslek sahibi olmuş gençlerin iş bulamaması çok ciddi bir uyarıdır. Gerçek tabloyu görebilmek ve doğru politikalar üretebilmek için atıl işgücü de dikkate alınmalı, kamuoyuna gerçek işsizlik verileri şeffaf biçimde açıklanmalıdır" diye konuştu.

‘SOSYAL PATLAMA RİSKİ’
İstihdam umutlarını kaybedenlerin bir anlamda suça itilmiş olacağını dile getiren Başkan Çakmak, “Atıl işgücünü işsizlik oranının dışında bıraktığınız zaman sorunu göremezsiniz. Bu işsiz gençler neden atıl durumda, neden umutsuz, bunu konuşmamız gerekiyor. Bir kesimin çalıştığı, diğer kesimin ise işsiz ve umutsuz bırakıldığı bir ortamda sosyal sorunlar kaçınılmaz hale gelir. Bu tablo devam ederse sosyal patlamaların yaşanması ve bunun giderek artması kuvvetle muhtemeldir. Gencin umudunu anlayamaz, sorununu görmezsek çözüm de üretemeyiz. Bugün etrafımızdaki savaşların, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin ekonomimize etkisini yavaş yavaş hissetmeye başladık. İnşallah ikinci çeyreği fazla kayıp vermeden atlatır, son çeyrekte yeniden umutlarımızı yeşertiriz. Ancak ikinci ve üçüncü çeyrekte toparlanamazsak ekonomik sıkıntının çok daha ağır hissedileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.
ÇALIŞMA KOŞULLARI
Bir çalışmanın ardından mutlaka emekçinin dinlendirilmesi ve çalışma sürelerinin aşılmaması gerektiğine vurgu yapan Başkan Çakmak, "Haftalık çalışma süresindeki artışın temel nedenlerinden biri tarım ve turizm sektörlerindeki çalışma düzenidir. Tarımda işçi sabahın erken saatlerinde işe başlıyor, günün sıcak saatlerinde bile çoğu zaman dinlenme hakkını tam anlamıyla kullanamıyor ve akşam geç saatlere kadar çalışmaya devam ediyor. Turizm sektöründe de benzer şekilde uzun çalışma saatleri ve fazla mesailer olağan hale gelmiş durumda. Yasal olarak verilmesi gereken ara dinlenmeleri ve çalışma süreleri her işyerinde aynı şekilde uygulanmıyor. Özellikle örgütsüz işyerlerinde çalışanlar haklarını arayacak bir mekanizma bulamadıkları için bu durum daha da ağırlaşıyor. Çalışma hayatında sektör ayrımı yapılmaksızın çalışma saatleri, ara dinlenmeleri ve fazla mesai uygulamaları ortak standartlara bağlanmalı, denetimler etkin biçimde artırılmalıdır. Bu sıcakların en yoğun olduğu dönemde bırakın insanı tarlada çalışan hayvan bile dinlendirilmeli, gölgeye alınmalı yemi suyu verilmelidir" ifadelerini kullandı.

EMEĞİN DEĞERİ
Emeğin değerini bilerek ve üretime yönelterek sistemsel sorunların giderilmesi gerektiğini belirten Başkan Çakmak, "Bugün en büyük sorunlardan biri nitelikli emeğin hak ettiği değeri görememesidir. Meslek lisesinden mezun olmuş, yıllarca eğitim almış kaynakçıyı, elektrikçiyi, makine operatörünü asgari ücretle çalıştırmaya kalkarsanız o mesleğin de emeğin de değerini düşürmüş olursunuz. Asgari ücret bir taban ücrettir; övünülecek bir rakam değil, uyulması gereken en düşük yasal sınırdır. Bunun üzerine çıkması gereken meslekler var. Diğer taraftan KOBİ'ler de ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Üretici de, işveren de, çalışan da aynı baskıyı hissediyor. Ne yazık ki çalışma hayatının sorunları, vergi adaleti, istihdam ve emeğin korunması gibi konular ülke gündeminde hak ettiği yeri bulamıyor. Oysa güçlü bir ekonomi, ancak nitelikli emeğin hak ettiği değeri gördüğü ve üretimin desteklendiği bir çalışma hayatıyla mümkündür" dedi.
SENDİKAL BİLİNÇ
Mesleki eğitim sırasında mesleğin değeri ve özlük hakları konusunda geçlere bir bilgi verilmediğini savunan Başkan Çakmak, "Çalışma hayatındaki en büyük eksikliklerden biri çalışanların haklarını yeterince bilmemesi ve örgütsüz işyerlerinde bu hakları savunacak mekanizmaların zayıf olmasıdır. Bugün birçok işyerinde çalışanlar görev tanımlarının dışında işlerde çalıştırılıyor, ancak itiraz edemedikleri için bunu kabullenmek zorunda kalıyor. Bizim en çok önem verdiğimiz konulardan biri de meslek liselerinde gençlere sadece meslek öğretmek değil, iş hukuku, sendikal haklar ve hak arama bilincini de kazandırmaktır. İş hayatına adım atan bir genç, emeğinin karşılığını nasıl alacağını, hangi haklara sahip olduğunu ve gerektiğinde bunları nasıl savunacağını bilmelidir. Örgütlü çalışma hayatı güçlendikçe hem çalışan korunur hem de iş barışı ve verimlilik kalıcı hale gelir" ifadelerini kullandı.

‘GÜNDEME DÖNÜLSÜN’
Türkiye’nin acilen gerçek gündemine dönmesi gerektiğine dikkati çeken Başkan Çakmak, "Bugün Türkiye'nin gerçek gündemi ekonomi, üretim, istihdam ve çalışma hayatı olmalıdır. Ama bakıyoruz, günlerce mutlak butlanı konuşuyoruz, İran-ABD gerilimini konuşuyoruz. Elbette bunlar önemlidir ama vatandaşın mutfağındaki yangını, işçinin geçim derdini, işverenin ayakta kalma mücadelesini ikinci plana itmemeliyiz. Vergide adaleti konuşmuyoruz, örgütlenmeyi konuşmuyoruz, alım gücünü konuşmuyoruz. Küçük işletmelerin yaşadığı sıkıntıları, üretimin nasıl artırılacağını konuşmuyoruz. Suni gündemlerin ne çalışanına ne işverenine ne de ülkeye bir faydası var. Türkiye artık gerçek gündemine dönmeli; iş hayatını, ekonomiyi, istihdamı ve vatandaşın alım gücünü yükseltecek politikaları konuşmalıdır. Ülkenin enerjisini tartışmalarla değil, üretimle, yatırımla ve istihdamla büyütecek adımlara harcamak zorundayız" dedi.



