Seyahat

Ne Ilıca ne Alaçatı! Kayalıkların arasına gizlenmiş, sarı kumlu, turkuaz denizli plaj: Bilen sabah erkenden geliyor

İncecik sarı kumu, berrak denizi ve doğal görünümüyle yarımadanın en güzel koylarından biri. Ne beach club ne sıra sıra şezlonglar ne de büyük tesisler var. Güvercinlik Koyu olarak da bilinen bu özel noktaya ulaşmak biraz emek istese de dik merdivenlerin ve patikanın sonunda ortaya çıkan manzara, ziyaretçileri bambaşka bir Ege kıyısıyla buluşturuyor

Abone Ol

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Çeşme'nin kalabalık sahillerinden uzaklaşıp Alaçatı-Ovacık hattına doğru ilerlediğinizde yarımadanın görüntüsü yavaş yavaş değişiyor. Yolun sonunda ise kayalıkların arasında gizlenmiş küçük bir Ege sürprizi beliriyor. Güvercinlik Koyu adıyla da bilinen bu kıyıyı ilk bakışta farklılaştıran şey, dev kayalıkların arasında uzanan ince sarı kumları oluyor. Kayaların sert görüntüsüyle yumuşak kumların ve berrak denizin oluşturduğu tezat, koya kendine özgü bir karakter kazandırıyor. Yukarıdan bakıldığında kayalıkların arasına sıkışmış küçük bir doğal havuzu andıran koy, aşağıya inildikçe bütün güzelliğini göstermeye başlıyor.

YUMUŞACIK KUMU HİSSEDİYORSUNUZ

Çeşme'nin pek çok doğal koyunda taşlık ve kayalık kıyılar öne çıkarken Kleopatra Koyu bu noktada ayrılıyor. Sahilin büyük bölümü ince ve yumuşak sarı kumdan oluşuyor. Kumlu yapı koyun içerisinde de devam ediyor. Bu nedenle sahilde uzanmak ve kıyıdan denize girmek, bölgedeki sert kayalık kıyılara göre farklı bir deneyim sunuyor. Koyun yan bölümlerinde ve denizin bazı noktalarında ise büyük kayalar bulunuyor. Berrak suyun altında görülebilen bu doğal oluşumlar, Kleopatra'nın el değmemiş görüntüsünü tamamlıyor.

RESMEN BİR DOĞAL HAVUZ

Kleopatra Koyu'nun manzarasını etkileyici hale getiren en önemli detaylardan biri, denizin iki yanını çevreleyen büyük kaya oluşumları. Kıyıdan bakıldığında berrak Ege suları bu kayaların arasına yerleşmiş doğal bir havuzu andırıyor. Denizin görünümü ve hareketliliği kıyının bölümüne ve hava koşullarına göre değişebiliyor. Sakin günlerde suyun berraklığı daha belirgin hale gelirken deniz tabanındaki kum ve kaya oluşumları rahatlıkla seçilebiliyor. Kayalıkların gölgesi, sarı kum ve mavinin tonları birleştiğinde ise Çeşme'nin klasik plaj görüntüsünden oldukça farklı bir manzara ortaya çıkıyor.

ŞEZLONG DEĞİL DOĞANIN KENDİSİ VAR

Kleopatra Koyu'nda büyük işletmeler veya organize plaj tesisleri bulunmuyor. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz bir alan olmadığı gibi WC ve duş imkânı da yok. Bu nedenle buraya geleceklerin günü önceden planlaması önem taşıyor. İçme suyu ve yiyeceğin yanı sıra güneşten korunmak için ihtiyaç duyulacak malzemeleri de yanınızda getirmek gerekiyor. Tesislerin bulunmaması bir yandan hazırlık gerektirirken diğer yandan koyun doğal karakterinin korunmasına yardımcı oluyor. Kalabalık beach club atmosferinden uzaklaşmak isteyenler için Kleopatra'nın asıl cazibesi de burada ortaya çıkıyor.

KOYUN EN GÜZEL HALİ

Kleopatra artık tamamen bilinmeyen bir Çeşme köşesi değil. Doğal görünümü ve fotojenik kayalıkları nedeniyle özellikle yaz aylarında ilgi gören koylardan biri haline gelmiş durumda. Sahil alanının sınırlı olması nedeniyle yoğun günlerde kalabalık kısa sürede artabiliyor. Bu nedenle sabah erken saatlerde gelmek hem kumların üzerinde daha rahat bir alan bulmayı hem de koyun daha sakin halini görmeyi kolaylaştırıyor. Günün ilk ışıklarında kayalıkların arasına düşen güneş ve henüz kalabalıklaşmamış sahil, Kleopatra'nın en güzel görüntülerinden birini ortaya çıkarıyor.

ULAŞIMI BİRAZ SABIR İSTİYOR

Kleopatra Koyu'na özel araçla ulaşılabiliyor ancak denize ulaşmak için kullanılan noktaya göre dik merdivenlerden veya patika güzergahlarından ilerlemek gerekebiliyor. Bu nedenle rahat yürüyüş ayakkabısı tercih etmek önemli. Koyun farklı giriş noktalarının bulunması nedeniyle yola çıkmadan önce kullanılacak güzergâhı harita üzerinden belirlemek yolculuğu kolaylaştırıyor. Uygun sezonda bölge tekne rotaları kapsamında da değerlendirilebiliyor. Özellikle fazla eşya taşıyacak ziyaretçilerin dönüşteki çıkışı da hesaba katması gerekiyor. Biraz zahmetli yolun sonunda ise dev kayalıkların arasına gizlenmiş sarı kumlu bir Ege koyu bekliyor.

KAYALARIN RENGİ DEĞİŞİYOR

Kleopatra Koyu yalnızca denize girmek için değil, manzarayı izlemek için de dikkat çekici bir rota. Güneş gün içerisinde hareket ettikçe kayalıkların denizin üzerine düşürdüğü gölgeler değişiyor. Akşamüstü ışığı yumuşadığında sarı kumların rengi daha sıcak tonlara bürünürken kayalar ve berrak deniz aynı karede buluşuyor. Kıyının doğal görünümü, özellikle fotoğraf çekmeyi sevenler için günün farklı saatlerinde birbirinden farklı görüntüler sunuyor.