Sağlık

Şekerli içecek tüketimi çocuklarda yükseldi! Uzmanı uyardı: Etiketlerde sadece kaloriye bakmak yetmiyor

Nişasta bazlı şekerlerdeki yüksek fruktoz oranının hastalık riskini artırabildiği belirtilirken, çocukluk döneminde fazla şeker tüketiminin obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve yağlı karaciğerle ilişkili olduğu bildirildi. Uzmanlar sağlığa etkilerine dikkat çekerek uyardı

Abone Ol

Nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve temel olarak glukoz ile fruktoz içeren şeker türü olan nişasta bazlı şeker (NBŞ), dünya genelinde yiyecek ve içeceklerde sofra şekerinden sonra en fazla kullanılan ikinci şeker türü olarak tanımlanıyor. NBŞ; şekerleme, unlu mamuller, helva, reçel, marmelat, dondurma ve geleneksel tatlıların yanı sıra alkollü ve alkolsüz içeceklerin üretiminde de kullanılıyor.

DÜZENLİ OLARAK DENETLENİYOR

Üreticilerin NBŞ'yi ürünlere kolay karışması, tatlılık ve kıvam sağlaması ile raf ömrünü uzatması gibi nedenlerle tercih ettiği belirtiliyor. Türkiye'de ise NBŞ üretimi kota uygulamasına tabi tutuluyor. Buna göre ülke genelinde üretilen toplam şekerin en fazla yüzde 2,5'i nişasta bazlı şekerden oluşabiliyor. Üreticilerin bu alandaki faaliyetleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetleniyor.

FRUKTOZ ORANI DEĞİŞEBİLİYOR

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, NBŞ içeren ürünlerin tüketimi ve olası sağlık riskleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Özmert, şeker pancarından elde edilen sofra şekerinin glukoz ve fruktozu eşit oranda içerdiğini belirtti. Glukoz-fruktoz şurubu olarak adlandırılan NBŞ'de ise bu iki şekerin monomer halinde bulunduğunu ifade eden Özmert, fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değişebildiğini söyledi.

“KARACİĞERDE HIZLA YAĞA DÖNÜŞÜYOR”

NBŞ'nin üretim yönteminin şeker pancarından elde edilen şekere göre daha basit ve ucuz olabildiğini belirten Özmert, yüksek fruktoz içeriğine dikkat çekti. Özmert, "NBŞ'nin hastalık oluşturma riski, yüksek fruktoz içeriği nedeniyle daha yüksek. Fruktoz, diğer şekerlerden farklı bir metabolizmaya sahip. Fruktoz, karaciğerde hızla yağa dönüşüyor, tokluk hissi oluşmadığı için tüketim devam ediyor." dedi. Özmert, NBŞ'nin taşıdığı risklerin yanı sıra hangi türden olursa olsun fazla şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini belirtti.

ÇOK SAYIDA SAĞLIK SORUNUYLA İLİŞKİLENDİRİLİYOR

Çocukluk çağında yüksek miktarda şeker tüketiminin obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve yağlı karaciğer başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirildiğini belirten Özmert, risklerin yalnızca bu hastalıklarla sınırlı olmadığını söyledi. Özmert, fazla şeker tüketiminin diş çürükleri, kardiyometabolik hastalıklar, alerjiler, bağırsak hastalıkları ve davranış sorunlarıyla da ilişkilendirildiğini anlattı. Çocukluk çağı obezitesinin temelinde ihtiyaçtan ve harcanandan daha fazla kalori alınmasının bulunduğunu belirten Özmert, şekerin kolay, hızlı ve ucuz bir kalori kaynağı olduğunu ifade etti. Şekerli içeceklerin de bu özellikleri taşıyan önemli gıda gruplarından biri olduğuna dikkat çekti.

ŞEKERLİ İÇECEK TÜKETİMİ YÜZDE 42,3’E ULAŞTI

Prof. Dr. Özmert, Türkiye'de çocukların şekerli içecek tüketimine ilişkin yapılan araştırmaların sonuçlarını da paylaştı. Özmert, "Türkiye’de 2013, 2016 ve 2022'de ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarında yapılmış olan çalışma her gün/sıklıkla şekerli içecek tüketen çocuk sıklığının sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3 olduğunu bildirmektedir. Bu durum obezite riski açısından hemen önlem alınması gerektiğini vurguluyor." diye konuştu.

ŞEKERLİ ÜRÜNLER TÜKETİM DAVRANIŞINI ARTIRABİLİYOR

Şekerli ve yağlı gıdaların çocukların yeme davranışları üzerindeki etkisine de değinen Özmert, bu ürünlerin beyindeki haz ve ödül merkezleriyle ilişkili olduğunu belirtti. Özmert, "Şekerli ürünlerin kullanılmasının beyindeki haz ve ödül merkezlerine etkisi söz konusudur. Adeta bir tür bağımlılık yapabilir ama henüz 'bağımlılık' ifadesi tıp literatürü tarafından tümüyle kabul edilmiş değildir ama kesinlikle tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir. Bunu sadece NBŞ için değil tüm şekerli ve yağlı gıdalar için söyleyebiliriz" dedi.

AİLELERİN BESLENME ALIŞKANLIKLARI ÇOCUKLARI DA ETKİLİYOR

Ailelerin kendi tüketim alışkanlıklarının çocuklar açısından rol model oluşturduğunu belirten Özmert, çocukların şekerli ve yağlı ürünlere yönelmesinde aile ortamının da etkili olduğunu söyledi. Özmert, okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin bütün bileşenleriyle uygulanması gerektiğini ifade etti. Okullarda eş zamanlı olarak bir öğün sağlıklı yemek hizmeti verilmesinin de çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi ile hastalıklardan korunması açısından etkili olacağını belirtti.

“DOĞUMDAN SONRA İLK 2 YILDA İLAVE ŞEKER ÖNERİLMİYOR”

Prof. Dr. Özmert, iyi sağlık sonuçları için yaşamın ilk 2 yılında hiç ilave şeker tüketilmemesinin tercih edildiğini belirtti. İlk 2 yılın ardından ise ilave şeker tüketiminin günlük kalorinin yüzde 5'ini aşmamasının önerildiğini ifade etti. Çocukların yalnızca şeker içeren ve besleyici özelliği bulunmayan gıdalardan uzak tutulması gerektiğini söyleyen Özmert, özellikle gazlı içecekler ve doğal olmayan meyve sularının bu ürünlerin başında geldiğini belirtti.

GÜNLÜK ŞEKER MİKTARINA DİKKAT

Özmert, Amerikan Kalp Derneğinin 2 yaşın altındaki çocukların hiç serbest şeker tüketmemesini tavsiye ettiğini aktardı. Daha büyük çocuklar için ise yaşlarına göre günde en fazla 26 gram, yaklaşık 6 çay kaşığı şeker tüketilmesinin tavsiye edildiğini belirten Özmert, hazır ürünlerin mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiğini söyledi. Hazır ürünler yerine evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıklar ve meyvelerin tercih edilmesinin önemine dikkat çekti.

ETİKETLERİN KONTROL EDİLMESİ GEREKİYOR

Hazır ürün tüketilecekse yalnızca toplam kalori ve şeker miktarına bakılmaması gerektiğini belirten Özmert, ürün etiketlerinde şeker kaynağının yanı sıra doymuş yağ ve tuz miktarının da incelenmesi gerektiğini söyledi. Ürünlerin protein, vitamin ve mineral gibi besleyici bileşenler içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özmert, en az zarar ve en yüksek yarar potansiyeli taşıyan ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Özmert ayrıca hazır yiyecek ve içeceklerdeki şeker miktarının üreticiler tarafından da kademeli olarak azaltılması gerektiğini vurguladı.

“HİÇBİR OLUMSUZLUK ÇOCUKLUKTA KALMAZ”

Çocukluk döneminde ortaya çıkan sağlık sorunlarının yetişkinlik dönemine de taşınabileceğini belirten Özmert, çocuk sağlığının erişkin sağlığını belirleyen önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Özmert, "Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz. O nedenle çocuk sağlığı, erişkin sağlığını belirleyen önemli bir bileşendir. Obez çocukların yüzde 55'i obez ergen olur, obez ergenlerin de yüzde 80'i obez erişkin olur." dedi. Çocuklukta başlayan obeziteyle ilişkili hastalık risklerinin yetişkinlikte artarak devam ettiğini belirten Özmert, insülin direnci, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, kanser ve felcin bu riskler arasında bulunduğunu ifade etti. Özmert ayrıca obez gebelerin yüksek kilolu bebek dünyaya getirme ihtimalinin bulunduğunu ve bunun da beraberinde çeşitli riskler oluşturabileceğini söyledi.