Eğitim Kolektifi şahane bir kıyaslama yapmış. Türk ve Fransa Milli Eğitim bakanlıklarının sorduğu sorular ile düşünce yapısı arasındaki farkı gözler önüne sermiş.
“En sevdiğin üç milli eğitim bakanını sayar mısın?” “İslamafobi ve İslam karşıtlığı ifadelerinden hangisi doğrudur?” “Yeni atanan öğretmenler akademiye geldiğinde bu sistemi eleştirenlere karşı nasıl savunma yapacaksın?”
Bu soruların, Türk öğrencileri öğretmenliğe hazırlama aşamasındaki değerlendirme soruları olduğu iddia ediliyor.
“Zamandan kaçmak mümkün müdür?” “Ahlak en iyi siyaset midir? Verdiği emek insanları ayrıştırır mı?” “Çok sayıda kültürün varlığı toplumların birliği önünde engel oluşturur mu?”
Bu soruların da Fransa’da sorulan sorular olduğu iddia ediliyor.
Düşünce biçimi, merak edilenler, dikkat çekilenler epey farklı. Sorular bire bir aynı mıdır, bilemiyorum. Ancak düşünce biçimi olarak daha derinlere inmemiz gerektiği sokak röportajlarında bile ortaya çıkıyor.
Elbette istisnalar kaideyi bozmaz, bir yanda nefis bir gençlik geliyor; ancak diğer yanda büyük bir çöküş var. Sorunları, soruları daha farklı perspektiflerden değerlendirmek faydalı olacaktır.