Sağlık

Sosyal medyada gördüğünüz her diyet doğru değil: "10 günde 5 kilo" vaatlerine dikkat!

Sosyal medyada kısa sürede kilo verme vaadiyle milyonlarca kişiye ulaşan diyet önerileri her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Peki ekmeği tamamen bırakmak, tek bir besine yönelmek ya da çeşitli kürleri uygulamak gerçekten bilimsel bir yöntem mi? Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyeni Hale Aslantaş, sosyal medyadaki popüler diyet akımlarının bilimsel temellerden uzaklaşabildiğini ve ticari amaçlarla pazarlama süreçlerine dönüşebildiğini söyledi.

Abone Ol

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyen Hale Aslantaş, sosyal medyada hızla yayılan popüler diyet akımlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aslantaş, bu akımların bilimsel temellerden uzak, ticari ve pazarlama odaklı süreçler haline gelebildiğini ifade etti.

Sabah saatlerinden itibaren sosyal medya kullanıcılarının karşısına çıkan kilo verme ve diyet içeriklerine dikkat çeken Aslantaş, bu içeriklerin oluşturduğu algıyı şöyle anlattı:

"Karşımıza çıkan videolardan birisinde '10 günde 5 kilo verdiren gizli diyet: Kereviz sapı ve kolajen kürü' Birkaç saniye sonra, filtresiz bile pürüzsüz görünyen karın kaslarıyla bir influencer elindeki renkli detoks çayını yudumluyor ve 'Bu ürünü kullanmıyorsanız kendinize haksızlık ediyorsunuz' diye vicdan azabı aşılıyor. Hemen arkasından bir başkası 'Ekmeği kestim, 20 kilo verdim' diyor; diğeri 'Meyve zehirdir, şekerdir, ağzınıza sürmeyin' diye ahkam kesiyor"

Aslantaş, sosyal medyanın son yıllarda büyük bir "sağlık ve diyet" pazarına dönüştüğünü belirterek, kullanıcıların karşısına çıkan bu içeriklerin bilimsel dayanağının sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.

POPÜLER DİYETLER BİLİM Mİ, PAZARLAMA MI?

Sosyal medyada yayılan kürlerin ve popüler diyetlerin gerçekten bilimsel bir sağlık önerisi olup olmadığının tartışılması gerektiğini belirten Aslantaş: "Peki, her köşe başında önümüze düşen bu popüler diyetler, o kürler gerçekten bilimin onayladığı birer sağlık reçetesi mi, yoksa milyarlarca dolarlık bir pazarlama çarkının kusursuz dişlileri mi? Gelin, bir diyetisyen gözüyle şu madalyonun arkasına, o parıltılı ekranların ardındaki gerçeklere beraber bakalım."

Diyetisyen Aslantaş'a göre sosyal medya diyetlerinin ilgi görmesinin temelinde insanların hızlı ve zahmetsiz sonuç alma isteği bulunuyor.

HIZLI SONUÇ VAADİ SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKIYOR

İnsanların doğası gereği hızlı ve kolay çözümlere yöneldiğini ifade eden Aslantaş, sosyal medyadaki diyet içeriklerinin de bu beklenti üzerinden şekillendiğini belirtti.

Aslantaş, "İnsan beyni yapısı gereği hızlı, kolay ve kesin cevapları, kestirme yolları seviyor" diye konuştu.

Gerçek bir beslenme programının sabır, denge ve sürdürülebilirlik gerektirdiğini aktaran Aslantaş, bu yaklaşımın sosyal medya platformlarında kısa ve çarpıcı içerikler kadar ilgi görmediğini söyledi.

ALGORİTMALAR ÇARPICI DİYET İÇERİKLERİNİ ÖNE ÇIKARIYOR

Sosyal medya algoritmalarının kullanıcıların dikkatini çeken içerikleri daha görünür hale getirdiğini belirten Aslantaş, özellikle hızlı değişim vaatleri ve tek bir besinin öne çıkarıldığı videoların yaygınlığına dikkat çekti.

Aslantaş: "Algoritma ne yapıyor? Şok edici başlıkları, dramatik 'öncesi-sonrası' değişim fotoğraflarını ve tek bir besini (yulafı, avokadoyu ya da kemik suyunu) olağanüstü gibi gösteren videoları hızla yukarı taşıyor" dedi.

UZMANLIK UNVANLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Sosyal medyadaki en önemli sorunlardan birinin "unvan erozyonu" olduğunu vurgulayan Aslantaş, herhangi bir akademik eğitim veya üniversite diploması bulunmayan kişilerin de beslenme tavsiyeleri verebildiğini belirtti.

Aslantaş, sosyal medyada kendisini "Sağlık Koçu", "Beslenme Danışmanı" veya "Fit Yaşam Mentörü" olarak tanıtan kişilere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Profiline 'Sağlık Koçu', 'Beslenme Danışmanı', 'Fit Yaşam Mentörü' yazan binlerce kişi, arkasında hiçbir akademik altyapı, hiçbir üniversite diploması olmadan milyonlarca insana beslenme tavsiyeleri veriyor, listeler havada uçuşuyor. Bu kişilerin ortak bir noktası var. Kendi kişisel deneyimlerini genel geçer bir bilimsel kural gibi pazarlamak."

"BANA İYİ GELEN HERKESE İYİ GELİR" YANILGISI

Diyetisyen Aslantaş, sosyal medyada sık karşılaşılan "Bana iyi gelen, herkese iyi gelir" yaklaşımının da yanlış yönlendirmelere neden olabileceğine dikkat çekti.

Klinik beslenmenin kişiye özel planlanması gereken tıbbi bir süreç olduğunu belirten Aslantaş, kişisel deneyimlerin herkes için geçerli bir beslenme kuralı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Uzman isim, yanlış veya kişiye uygun olmayan beslenme uygulamalarının safra kesesi taşları, karaciğer yağlanması ya da ciddi hormonal bozukluklara yol açabileceğini ifade etti.

YUMURTA, KAHVE VE YAĞLARDAKİ DİYET AKIMLARI DEĞİŞTİ

Geçmiş yıllarda yumurta, kahve ve yağlar üzerinden farklı beslenme akımlarının öne çıktığını hatırlatan Aslantaş, dönemsel olarak değişen bu yaklaşımlara dikkat çekti.

Son dönemde gündemde olan popüler zayıflama iğneleriyle ilgili de değerlendirmede bulunan Aslantaş, bu ilaçların beslenmenin yerine geçemeyeceğini belirtti.

Aslantaş: "İlaç, beslenmenin yerine geçen sihirli bir değnek değildir" değerlendirmesinde bulundu.

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME VURGUSU

Sağlıklı yaşamın yalnızca hızlı kilo vermeye odaklanan uygulamalarla sağlanamayacağını belirten Aslantaş, beslenmenin yanı sıra uyku ve fiziksel hareketin de önem taşıdığını ifade etti.

Diyetisyen Hale Aslantaş, sağlıklı yaşam için taze sebze, baklagil, kaliteli protein, tam tahıllar, kaliteli bir uyku ve düzenli hareketin önemine dikkat çekti.

Aslantaş: "Unutmayın, moda diyetler size geçici olarak sadece kilo verdirir, ancak bilimsel ve doğru beslenme alışkanlıkları size bir hayat kazandırır" dedi.