
Cüneyt İlhan'dan hafızalara kazınacak bir tekli: Veda Durağı
Terk Ettim şarkısıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan, duygusal şarkılarıyla müzik listelerinde sağlam bir yer edinen başarılı sanatçı Cüneyt İlhan, yeni teklisi “Veda Durağı” ile yeniden dinleyicisinin kalbine dokunuyor. Sözleri Emine Çiftçi'ye, müziği Cüneyt İlhan’a, düzenlemesi ise usta gitarist ve sanatçı Burak Canözer’e ait olan şarkı; duygusal derinliği, güçlü yorumuyla birleşen sade ama etkileyici altyapısıyla dikkat çekiyor. Sanatçının kendine has tarzı ve müzikal kimliği, “Veda Durağı”nda bir kez daha kendini gösteriyor. İlhan’ın güçlü sesi, şarkının her satırında hissedilen bir içtenlik ve samimiyetle buluşurken, dinleyiciyi hem geçmişe götürüyor hem de bugünün duygularında bir yolculuğa çıkarıyor. Müzik kariyerindeki çok yönlülüğü, sahne enerjisi, pozitif duruşu ve karizmasıyla her geçen gün daha geniş bir hayran kitlesine ulaşan Cüneyt İlhan, bu teklisiyle de yine adından söz ettirecek gibi görünüyor. “Veda Durağı”, sadece bir şarkı değil; aşkın, ayrılığın ve yeniden başlama cesaretinin notalara dökülmüş hali. Dinleyiciler, bu durağa uğramadan geçemeyecek…
“Veda Durağı” tüm dijital platformlarda yayında!

Zamanın sırlarını hakikat penceresinde arayan kadın: Emine Gücek
11 Temmuz 1978 tarihinde Adana’da dünyaya gelen Emine Gücek, yaşam yolculuğuna erken yaşlardan itibaren anlam katmayı seçmiş, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni kimliğinin ötesinde, bilgiyle harmanladığı ruhsal ve evrensel yolculuğunda Türkiye’nin dikkat çeken isimlerinden biri olmuştur. 1999 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünden mezun olan Gücek, mesleki kariyerine eğitimci olarak adım attı. Ancak asıl tutkusu, zamanın ve insanın derin yapısını çözümlemekti. Astroloji, ezoterizm, semboller, mitoloji ve ilahi geometriye olan ilgisi, onu sıradışı bir araştırmacı yazara dönüştürdü. Kendi kurduğu Minerva Emine Gücek Astroloji Akademisi – Gnostik Astroloji Okulu ile birlikte bireysel ve kurumsal astrolojik danışmanlıklar vermeye başlayan Gücek, Türkiye'nin dört bir yanında ve yurt dışında seminerler, eğitimler, tematik geziler ve ezoterizm temalı sanat organizasyonlarıyla bilgi ve tecrübesini paylaşmayı sürdürüyor. Modern tıbbın öncülerinden Paracelsus’un “Tüm dağlar, çalılıklar birer eczanedir” sözüne atıfla bitkiler ve gezegenler arasındaki kadim bağa odaklanan çalışmaları, onu “Tıbbi Astroloji” ve “Bitkiler Astroloji Mitoloji” gibi, Türkiye’de alanında ilk olan kitaplarıyla öncü konumuna getirdi. Aynı zamanda “Gnostik Astroloji”, “2023 Göksel Pusula”, “2024 Astroloji Rehberi”, “2025 Astroloji Rehberi”, “Finansal Astroloji” ve son olarak “İslam Astrolojisi ve Kadim İyileşme Reçeteleri” adlı kitapları ile hem entelektüel hem de ruhsal derinlik arayan okurların ilgisini kazandı. Katıldığı birçok televizyon programı, gazete ve dergi röportajlarında astrolojinin bireyin kader planındaki rolünü, sembollerin hayatımıza nasıl rehberlik ettiğini ve hakikatin ancak dengeyle şifaya dönüştüğünü anlattı. Yükselen Yay burcunun ve 9. ev stelyumunun etkisiyle yayıncılık, seyahat, öğretme ve keşfetme tutkusu hiç azalmayan Emine Gücek, ilimle sezgiyi buluşturan, entelektüel olduğu kadar sezgisel bir bilge kadın olarak tanımlanıyor. Gerek bilimsel altyapısı gerekse ruhsal sezgileriyle Emine Gücek, “Mutluluk bir varış değil, yolculuktur” diyerek çıktığı yolda, hakikatin peşinde yürümeye devam ediyor. Pozitif enerjisi, ışığı ve zarafetiyle dikkat çeken Gücek, astrolojinin derin okyanusunda sadece yıldızları değil, insanın kendi içindeki evreni de keşfetmesine öncülük ediyor.

Esnafın güçlü sesi: Emine İleri
Pozitif enerjisi, özgün vizyonu ve gece gündüz demeden süren gayretiyle Bayrampaşa esnafına nefes oluyor. Bayrampaşa’nın kalbinde, esnafın nabzını tutan bir kadın lider var: Emine İleri. İstanbul doğumlu, 1 çocuk annesi olan İleri, küçük yaşlardan itibaren esnaflık kültürünün içinde büyüdü. Henüz kadınların iş dünyasında aktif roller almadığı yıllarda, babaannesinin işlettiği mahalle bakkalı onun esnaflığa gönül bağının başlangıcı oldu. Bugün ise, bu köklü bağ onu Bayrampaşa Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası’nın başkanlığına taşıdı. 7 yıl boyunca aynı odada genel sekreterlik görevini üstlenen Emine İleri, 2022’den bu yana başkanlık görevini sürdürüyor. Göreve geldiği günden bu yana "işin mutfağından gelen" biri olarak esnafın dertlerini, taleplerini, beklentilerini yakından takip ediyor. Oda çatısı altında yalnızca temsil değil, çözüm üretmeye de odaklanan Emine İleri, sağlık hizmetlerinden kredi yapılandırmalarına, okul iş birliklerinden güvenlik desteklerine kadar pek çok alanda esnaf ve ailesine yönelik anlaşmalar sağlıyor. Günde ortalama 18 saatini esnafa adayan İleri, ahilik kültürünü yalnızca bir söz değil, bir yaşam biçimi olarak benimsemiş durumda. Sosyal hayatı geri planda bırakarak, tamamen sahada çalışan bu güçlü kadın lider, "dayanışma" kavramını kelimelerle değil, icraatlarıyla hayata geçiriyor. Artan maliyetler, gider baskısı ve zincir marketlerin yoğun rekabetine rağmen ayakta kalmaya çalışan esnafın sesi olmayı sürdüren Emine İleri, çözüm önerilerini de net şekilde dile getiriyor:
“Cumhurbaşkanımız tarafından sözü verilen Bağ-Kur prim gün sayısının 7200 günden diğer SSK’lı çalışanlar gibi 5 bin güne eşitlenmesi emeklilik açısından esnafımıza büyük bir nefes olacaktır. Vergi borçlarının yapılandırılması ise borç yükü altındaki esnafımızın en acil ihtiyaçlarından biridir. Bir diğer kritik adım da perakende yasasındaki güncellemedir. Bu sayede zincir marketlere karşı bir denge unsuru sağlanabilir.”
Sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem, özgün fikirleri ve güçlü iletişimiyle de dikkat çeken Emine İleri; kararlılığı, vizyonu ve pozitif enerjisiyle yalnızca Bayrampaşa'nın değil, Türkiye genelindeki esnaf camiasının da ilham aldığı bir figür haline gelmiş durumda.
2025’in kalan yarısında esnafın yükünün hafiflemesini ve hak ettiği değeri görmesini temenni eden İleri, "Biz birlikte güçlüyüz" diyerek dayanışma kültürünü bir kez daha vurguluyor.
Bayrampaşa sokaklarında her esnafın elini sıkan, her dükkânın kapısını çalan bu özel kadın, adını yalnızca başarılarıyla değil, yüreğiyle de duyurmaya devam ediyor.

Gülten Ünal: Bir'in şifa ışığıyla yaşama dokunuyor
Modern hayatın karmaşası içinde kendini arayanlara umut, ruhsal dengeye ihtiyaç duyanlara ışık olan bir isim: Gülten Ünal. 9 yılı aşkın süredir yaşam koçluğu, kozmik enerjist terapistlik ve spiritüel danışmanlık yapan Ünal; aynı zamanda bio enerji uygulayıcısı olarak danışanlarına çok yönlü bir şifa yolculuğu sunuyor.
"BİR’İN ŞİFA IŞIĞI GÜLTEN" olarak tanınan Ünal, yaşam koçluğunun ötesinde bir misyon taşıyor: Ruhsal şifa yolculuğunda insanlara özlerine ulaşmaları için rehberlik ediyor. “Öz'e Yolculuk” adını verdiği yaklaşımıyla, danışanlarının içsel benlikleriyle bağlantı kurmalarına, negatif enerjilerden arınarak pozitif frekansa yükselmelerine yardımcı oluyor.
Gülten Ünal’a göre kozmik enerji, evrende var olan yaşam enerjisinin kendisidir. Bu enerji, bireyin hem ruhsal hem fiziksel dengesini kurmasına destek olurken, düşünce ve duygular üzerinde de olumlu etkiler yaratıyor. Danışanlarının ifadeleriyle, Gülten Ünal’ın uygulamaları sadece iyileştirici değil; aynı zamanda farkındalık kazandıran, ilham verici ve dönüştürücü.
Bugüne kadar birçok iş insanı, sanatçı ve farklı meslek grubundan danışana destek veren Ünal, onların hayatlarındaki negatif döngüleri kırmalarına yardımcı olduğunu ve bu dönüşümün onları daha huzurlu, sağlıklı ve dengeli bir yaşama taşıdığını söylüyor.
Atürk Medya TV ve Eura 24'te yayınlanan içeriklerde yer alan, Genç Yazarlar Dergisi'nde de yazılarıyla okuyuculara ulaşan Gülten Ünal, enerjisel şifa, spiritüel gelişim ve kişisel farkındalık üzerine kaleme aldığı yazılarla geniş bir kitleye ilham veriyor.
Ayrıca bugüne kadar birçok televizyon ve radyo programına da konuk olan Ünal; Tempo World Business Channel’da Nesrin İçli ile "Perspektif", Azra Dağgezer ile "Rengârenk 58", Vizyon TV ve Kozmik Radyo’da "Lafta Kalmasın" programlarında yer aldı.
Kendine özgü yöntemleri, sezgisel yetenekleri, yüksek enerjisi ve içsel bilgeliğiyle öne çıkan Ünal; danışanları tarafından pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle de büyük takdir görüyor.
Yaşam koçu, kozmik enerjist terapist, bio enerji uygulayıcısı ve spiritüel danışman kimlikleriyle Gülten Ünal, bireylerin içsel dönüşüm süreçlerine eşlik ederken, “BİR’in Şifa Işığı”yla onlara umut olmaya devam ediyor.
💫 Gülten Ünal ile birebir danışmanlık hizmeti almak, ruhsal şifa yolculuğuna adım atmak ya da enerjinizi yükseltmek isterseniz, sosyal medya üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz.
📲 Instagram: @gultenn.unal

Polisiyenin güçlü kalemi: Muhammed Selman Anasal
Kastamonu’dan çıkan gizemli kalem, Türkiye'nin yeni nesil polisiye yazarları arasında öne çıkıyor…
1991 yılında Sinop’un Ayancık ilçesinde doğan ve aslen Kastamonulu olan Muhammed Selman Anasal, kamu görevine devam ederken, çocukluk hayali olan yazarlık serüvenini kararlılıkla sürdürüyor. Onun yazarlık yolculuğu, ilkokul yıllarında tanıştığı Thomas Brezina kitaplarıyla filizlendi. Henüz küçük yaşlarda okuma tutkusuna kapılan Anasal, zamanla kendi kısa öykülerini kaleme almaya başladı ve bu tutku, yıllar içinde profesyonel yazarlık kariyerine dönüştü.
KANLI SIRLAR
Yazın dünyasına 2022 yılında yayınlanan ilk romanı "Kanlı Sırlar" ile adım atan Anasal, bugüne kadar beş roman kaleme aldı. Polisiye, suç ve dram türlerinde eserler veren yazar, kendine özgü anlatım diliyle dikkat çekiyor. Kanlı Sırlar'da, Romanya’daki bir yetimhaneden evlat edinilen kahramanın, geçmişinin karanlık sırlarıyla yüzleşmesini anlatan Anasal, okuyucusunu ilk sayfalardan itibaren gizem dolu bir dünyanın içine çekiyor.
PİSKOPOSUN TETİKÇİSİ
Ardından gelen "Piskoposun Tetikçisi", Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeipolis Antik Kenti kazılarında ortaya çıkan gizemli papirüsler, bu papirüslerin peşindeki İtalyan bir örgüt ve yitik bir başkomiserin sürgün görevinde yaşadıkları etrafında şekilleniyor. Bu romanın ardından gelen "İntikam Yolcusu", hikâyeyi Kastamonu’dan Ankara’ya taşıyor. Görevinden istifa eden başkomiser Tuncay, bu kez kendi kişisel davasının peşine düşüyor. Yıllar önce öldürülen kızının katilini ararken, devlet içine sızmış karanlık çetelerle, yozlaşmış bir düzenle yüzleşiyor. Ankara sokaklarında ilerleyen bu yoğun gerilimli hikâyede, adaletin kişisel ve toplumsal boyutları sert bir şekilde çarpışıyor.
ÖLÜMLE HESAPLAŞMA
Anasal’ın en sevdiği romanı olduğunu dile getirdiği "Ölümle Hesaplaşma", 2024 yılında Türkiye Polisiye Yazarları Birliği POYABİR tarafından verilen Kristal Kelepçe Teşvik Ödülü ile taçlandı. Karakterin iç hesaplaşmaları ve ikiyüzlülüğü, polisiye kurgunun ötesine geçerek derin bir karakter çözümlemesine dönüşüyor. Kırşehir-Ankara hattında geçen roman, yerli edebiyatın dikkat çeken kara polisiye örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
KAPANACAK HESABIM VAR
Yazarın son romanı "Kapanacak Hesabım Var", dram yönü ağır basan bir yapıya sahip. Bu kez güçlü bir kadın karakterin iç dünyasına ve geçmişin yıkıcı etkilerine odaklanan roman, toplumsal yaralara dokunuyor. İmam nikâhı, çocuk yaşta evlilik, insan ticareti gibi çarpıcı temaların işlendiği kitapta, Anasal bu kez suçun toplumsal boyutunu gözler önüne seriyor. Karakterin intikamla örülü hikâyesi, suç ile insanın vicdanı arasındaki o ince çizgide dans ediyor.
FARSÇA’YA ÇEVRİLDİ
Türkiye’deki okuyuculardan büyük ilgi gören Anasal’ın eserleri, Farsçaya çevrilerek İran’da da yayımlanıyor ve satışa sunuluyor. Böylece yazar, Türk edebiyatının sınırlarını aşarak uluslararası alanda da sesini duyurmayı başarıyor. Yazarlık kariyerini “otuzu devirdikten sonra artık ertelememeliyim” diyerek başlatan Anasal, meslek hayatının yoğun temposuna rağmen üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Kitaplarındaki karakterler, sıradan hayatların içindeki büyük acıları ve çözülmemiş sırları gün yüzüne çıkarıyor. Her satırda okuyucusuna sadece bir hikâye değil, bir hesaplaşma sunuyor. Polisiye, dram ve noir türlerinin kesişiminde kendi yolunu çizen Muhammed Selman Anasal, güçlü anlatımı, karakter derinliği ve gerçekçi kurgularıyla edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer ediniyor. Gerek anlatı diliyle gerekse hikâyelerindeki gerçeklik dozu yüksek temalarıyla yeni nesil Türk edebiyatının yükselen kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Yetenekleri, çok yönlü birikimi, güçlü iletişimi ve özgün eserleriyle Muhammed Selman Anasal, adından daha çok söz ettirecek gibi görünüyor.

SESİN YOLCULUĞU
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde Turizm Otelcilik eğitimi aldığı yıllarda Taksim’deki otellerde çalışarak iş hayatına atılan Rana Toka, her milletten insanla tanışarak kültürler arası etkileşimin kapılarını araladı. Mezuniyetinin ardından üç yıl boyunca Varan Turizm’de hosteslik yaparak Türkiye’nin dört bir yanını karış karış gezdi. Yolda kalmaktan zincir takmaya kadar hayatın sert yüzünü de, dayanışmayı da bu yolculukta öğrendi.
Ardından İşletme Fakültesi’ni okurken uluslararası deniz taşımacılığına geçiş yapan Rana Toka, denizcilik sektörünün dinamiklerini ve ticaretin inceliklerini burada deneyimledi. En güzel kısmı ise henüz başlıyordu. 2011 yılında bu kez gökyüzüne uzandı; Türkiye’nin en sevilen havayolunda CEO asistanı olarak görev aldı. Bu süreçte üçüncü üniversitesi olan Dış Ticaret ve Lojistik Fakültesi'ni de tamamlayarak eğitim yolculuğunu daha da derinleştirdi.
2020’de pandemiyle birlikte hayat eve sığarken, Rana Toka’nın yolu bu kez kitap seslendirmeye çıktı. YouTube’da dilediği kalitede sesli kitaplar bulamayınca, "Bu iş böyle yapılmaz!" dedi ve kendi stüdyosunu kurarak “Bizim Kütüphane” adlı kanalında kitap seslendirmeye başladı. Çıkış noktası hem görme engelliler için anlamlı bir hizmet sunmak hem de seslendirmenin kalitesini zirveye taşımaktı.
Kısa sürede 100 bini aşkın aboneye ulaşan kanal, yalnızca Türkiye’de değil; Avrupa, Amerika ve Avustralya’da da ses getirdi. Bugüne kadar yaklaşık 200 eseri seslendiren Rana Toka, dijital platformlarda kültürel mirası ses yoluyla yaşatıyor.
Sadece bu kadarla da sınırlı değil… Radyoculuk eğitimi alarak işin tekniğini de kavrayan Rana Toka, sunuculuk becerilerini sahneye taşıdı. 2024’ten bu yana Şef Serdar Taştanoğlu yönetimindeki Dragos Musiki Derneği konserlerinde sunuculuk yapıyor ve aynı zamanda 54 farklı dilde şarkı söyleyen İstanbul Kültürler Korosu'nda korist olarak yer alıyor.
Sanata ve topluma adanmış bir yolculuk bu… Tüm çalışmalarıyla Atatürk Türkiye’sinin aydınlık yüzünü temsil eden Rana Toka, “O Rönesans buraya gelecek!” diyerek umut ve ilham dolu bir mesaj veriyor.
Rana Toka; çok yönlü birikimi, kendine özgü tarzı, özgün çalışmaları, pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle dikkat çekiyor. Onun sesi sadece kulaklara değil, gönüllere de dokunuyor.

Kristal taşların ve sanatın şifalı dünyasında bir ışık: Zerrin Persentili
Kişisel gelişim ve şifa alanlarında 2009 yılından bu yana istikrarlı bir yolculuk sürdüren Zerrin Persentili, sanat terapisi ve kristal taş terapisi alanlarında uzmanlaşmış önemli isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Sanat terapisti ve Leto Healer olarak tanınan Persentili, Kıbrıs'ta başladığı eğitim serüvenini İstanbul'da Baki Cihangiroğlu'ndan aldığı litoterapi eğitimiyle pekiştirdi. Yaklaşık altı yıldır profesyonel olarak kristal taşlarla terapi uygulamaları gerçekleştiren Zerrin Persentili, bu kadim bilgiyi sanat terapisi teknikleriyle birleştirerek danışanlarına benzersiz bir deneyim sunuyor.
Mersin'in Silifke ilçesinde yaşamını sürdüren Persentili, öğrenmeye olan tutkusunu hiç kaybetmeden kristal taşlar üzerine eğitimler almaya devam ediyor. Zaman zaman katıldığı taş safarileriyle doğanın kalbinde yeni keşifler yapıyor, bilgisine bilgi katıyor.
62 yaşındaki Persentili, evli olmasına rağmen tüm sevgisini ve enerjisini hem çalışmalarına hem de danışanlarına adıyor. Yetenekleri, çok yönlü birikimi, kendine özgü çalışma tarzı, güçlü iletişim yeteneği, geniş vizyonu, pozitif enerjisi ve göz kamaştıran ışıltısıyla dikkatleri üzerine çekiyor.
Zerrin Persentili, kristallerin doğal enerjilerini sanatın yaratıcı gücüyle harmanlayarak, ruhsal ve duygusal denge arayan bireyler için güvenli ve şifalı bir alan açmaya devam ediyor. Onunla tanışan herkes, yalnızca şifalanmakla kalmıyor; aynı zamanda hayatlarına yeni bir bakış açısı kazandırıyor.