Şubat ayının ortalarındayız. Ay sonunda yanlış bilmiyorsam, 36.kez Vergi Haftası kutlamaları yapacağız. Muhtemelen yine resim yarışmaları düzenlenecek, vergilendirilmiş kazancın kutsallığı izah edilecek. Ancak hepsi ya açlık sınırındakilere ya da vergisi daha kendine ulaşmadan peşin peşin maaşından kesilenlere sunulacak.
Ülke ekonomisini etkileyecek büyüklükteki borçları, milletin onayı olmadan defalarca affedilenlerin adı anılmayacak. Onlara bu kutsal kazancın önemi anlatılmayacak. Affedenlere, "Bizim rızamız yok" denmeyecek. Yaptırım zaten yok. Dar gelirliye verilecek dersle vatandaşın bilinçlenmesi beklenecek.
Verginin kutsallığından zerre şüphemiz yok; ancak devlet aldığı her ödemede, her kesim için adaletini göstermeli. Vergi, toplumun bir kısmı için zulüm haline gelirken, bazı seçilmişler için af konusu olmamalı.
Millet, ödeyeceği paranın kendisine hizmet olarak döneceğinden, yetim hakkı yenmeyeceğinden emin olmalı. Vergi toplamanın temeli budur.
Alnının terini çoluk çocuğunun rızkından önce, devletine ödeyen işçi, akşam holding patronlarının silinen servet değerindeki borçlarını izliyorsa vergi yasasını da haftasını da yeniden bir düzenlemek gerekir, değil mi?