Son yaşanan yangın felaketinde çok sayıda canın yitirilmesi, turizm tesislerindeki yangın güvenliği ve alınan tedbirlerin yeterliliğini bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye'nin 2001 yılında yürürlüğe koyduğu, 2007’de ise tüm tesisleri kapsayacak şekilde revize ettiği yangın yönetmeliği akıllara geldi. Ancak geçen onca zamanda, alım gücü yüksek Avrupalı turistlerin ve emeklilerin uğrak noktası olan turizm tesisleri, bu kurallara istemeyerek de olsa uyum sağladı. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni vatan yapan ecdadın torunlarının gittiği tesisler, aynı hassasiyeti ve standartları göstermekten çok uzakta kaldı. Peki, Türk emeklisinin canı ve hayatı gerçekten bu kadar mı değersiz?

Emeklilik, bir insanın yaşamında belirli bir dönüm noktasıdır; yıllarca çalışarak elde ettiği emeklerin karşılığını alacağı, huzurlu bir yaşlılık dönemi umuduyla geçirilen bir evredir. Ancak günümüzde, Türkiye'deki emekli maaşları, bu umudu gerçeğe dönüştürmekten oldukça uzak. Sosyal güvenlik hakkı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir insan hakkı olmasına rağmen, Türkiye’deki emeklilik sisteminin büyük sorunları, milyonlarca emekliyi zor bir yaşamla baş başa bırakıyor.

NERESİNDEN BAKARSAN BAK

Emekli maaşlarının giderek sefalet seviyesine düşmesi, sosyal güvenlik sistemindeki adaletsizliklerin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de emeklilerin aldığı maaş, Avrupa’daki emeklilerle kıyaslandığında oldukça düşük bir seviyede. Örneğin, İspanya’da emekli maaşı ortalama 1.417 avro, Fransa’da 1.485 avro, Almanya’da 1.552 avro, İtalya’da 1.582 avro, Belçika’da 1.717 avro ve Hollanda’da 2.003 avro iken, Türkiye’de bu rakam sadece 387 avrodan başlıyor. Yani, Türkiye’deki emekli maaşları, merkez Avrupa ülkelerinin altıda biri kadar. Üstelik son on yılda avro cinsinden emekli maaşları Türkiye’de yüzde 30'dan fazla azalmış durumda. Bu durum, emeklilerin yaşam standartlarını doğrudan olumsuz etkiliyor.

Türkiye’deki emekli maaşları, bütçede en az kaynak ayrılan kalemlerden biri. ILO verilerine göre, dünya genelinde sosyal güvenlik harcamaları GSYH’nin yüzde 19,3’ü oranında yapılırken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 10,5! Avrupa ülkelerinde ise emekliler için yapılan harcamalar GSYH’nin yüzde 9-11 arasında değişirken, Türkiye bu alanda en az kaynak ayıran ülkeler arasında yer alıyor. Bunun en büyük nedeni, sıkça dile getirilen “kaynak yok” ve “sosyal güvenlik sistemi açık veriyor” söylemleri. Oysa veriler, emeklilere ayrılan kaynakların arttırılabileceğini, sistemin sürdürülebilir hale getirilebileceğini gösteriyor.

Türkiye'deki emeklilerin durumunu sadece maaşlar üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olur. Emeklilerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri de, yaşam standartlarına denk düşen sosyal hizmetlerin yetersizliğidir. Avrupa’daki bir emekli turist, Türkiye’de rahatlıkla birçok yıldızlı turizm tesisi ve otelden faydalanabiliyor. Türk emeklisi düşük maaşlarıyla yurt dışını bırakın yurt içinde yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye'deki emeklilerin, Avrupa'da bir tatil yapabilmesi için onlarca yıl yemeden içmeden kuruşu kuruşuna para tutması bile yeterli gelmiyor.

YERLİ VE MİLLİ EMEKLİ

Türkiye'deki emekli, turizm sektörü için neredeyse görünmeyen bir kesim haline gelmiş durumda. Yerli turistlerin yoğunlukta olduğu Türkiye’deki birçok turizm tesisi emekli ve emekçilerin taleplerine olumlu yaklaşmıyor. Yangın önlemleri ve tedbirleri alınmıyor. Lüks sanılan otellerin asansörlerinde kırmızı uyarı etiketleri var. Düşük alım gücüne sahip emeklinin ihtiyaçları sanki lüks taleplermiş gibi karşılanıyor. Otel yönetimi, Avrupa’daki turistlerin taleplerini ön planda tutarak, yangın güvenliği gibi hayati konularda uyarılarına

kulak verirken, Türk emeklisinin talebi genellikle göz ardı ediliyor. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının düşük alım gücü, otel ve turizm tesislerinde adeta bir ayrımcılığa yol açıyor. Bir Avrupalı emekli, Türkiye’deki bir otelin yangın güvenliği önlemleri konusunda talepte bulunduğunda, otel yönetimi bunu “emir” gibi algılayıp hızlıca harekete geçerken, Türk emeklisi benzer taleplerde bulunduğunda ya dikkate alınmıyor ya da görmezden geliniyor.

YÜKSEK GELİRLİYE AMADE

Türkiye’deki yangından korunma yönetmeliği 2002 yılında yürürlüğe girdi. Beş yıl sonra eski bina ve turizm tesisleri de bu kapsama dahil edildi. Aradan geçen 18 yılda bu tedbirleri Avrupalı, yüksek gelir seviyesine sahip turistlerin talep ettiği turizm tesisleri aldı. Avrupalı turistin zoruyla, Avrupalı seyahat acentelerinin isteğiyle bizim otellerimiz yangını önlemeye yönelik tedbirlerini alabilmiş. Yani bu coğrafyayı vatan kılmak için can veren kan döken ataların torunları için değil. Avro ve dolar için yapılmış.

KÖKLÜ REFORM ŞART

Bu noktada, sosyal güvenlik sisteminin reforme edilmesi ve emeklilerin daha adil bir şekilde desteklenmesi gerektiği açıktır. Emeklilere, sadece geçimlerini sağlayabilecekleri değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır bir yaşam sunabilecek bir gelir düzeyi sağlanmalıdır. Bunun için, sosyal güvenlik sisteminde köklü değişiklikler yapılması, emekli maaşlarının Avrupa’daki seviyelere çekilmesi gerekmektedir. Emekli vatandaşların, sadece ekonomiye katkı sağlamakla kalmayıp, yaşam kalitesini de artırabilmesi için adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde, Türkiye’deki emeklilerin geleceği, sadece ekonomik değil, toplumsal bir kriz halini alabilir.