Esnaf ve sanatkâr camiasını yıldır takip ediyorum. Bu uzun sürede çok seçim, çok aday, çok liste, çok “birlik ve beraberlik” konuşması gördüm. Seçim salonlarında alkışın bol, sorunların ise genellikle vestiyerde unutulduğuna da defalarca tanık oldum. Şimdi Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu seçimlerine doğru giderken aynı soruyu yeniden sormanın tam zamanıdır: Bu yarış, koltuğa kimin oturacağını mı belirleyecek, yoksa milyonlarca esnafın derdini ülkeyi yönetenlere gerçekten anlatacak bir iradeyi mi ortaya çıkaracak?
Ocak ayında başlayan oda seçimleri mart sonunda tamamlandı. Yüzlerce esnaf ve sanatkâr odasının ardından 82 esnaf ve sanatkârlar odaları birliği sandığa gitti. İhtisas odalarını çatısı altında toplayan 13 federasyon da yönetimlerini belirledi. Şimdi gözler, eylül ayında yapılması planlanan TESK Genel Kurulu’nda. Mevcut Genel Başkan Bendevi Palandöken ile Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Yiğiner’in yarışın iki güçlü ismi olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
DEĞİŞEN HESAPLAR
İki taraf da boş durmuyor. İzmir Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Yalçın Ata ve yönetimi, federasyon yönetimlerindeki isimler başta olmak üzere birlikler ve federasyonların yönetimlerinden oluşan delegeler sıkı markaj altında. Telefonlar susmuyor, ziyaret trafiği hız kesmiyor, Ankara kulislerinde çaylar soğumadan yeni hesaplar yapılıyor. TESK yönetim kurulu üyelikleri, kurul ve komite üyeliklerinin listeleri bir borsa gibi değişiyor. Esnafın temsilcileri kimi zaman Ankara’da kimi zaman Didim’de, kimi zamanda ücra bir köşede seçim matematiği çözüyor. Bir tarafta kira, vergi, prim, elektrik, akaryakıt ve kredi taksiti; diğer tarafta “Kim kimin listesinde, kim hangi adaya yakın?” hesabı…
ESNAFIN FERYADI MI?
Kulislerde, TESK’te değişim yaşanıp yaşanmayacağının iktidar partisinden gelecek işaretlere bağlı olduğu konuşuluyor. Bu iddiaları doğru kabul eden delegeler TESK Genel Başkanlığı için Ankara’dan gelecek işarete göre saf tutmak için kimseyi kırmadan adeta adayları oyalamak için top çeviriyor. Tabandaki esnaf ise bu koltukların, iktidar kim olursa olsun esnafın hakkını savunma, gerektiğinde kapıyı çalma, cevap alınamazsa o kapıyı biraz daha sert çalma makamı olduğu görüşünü taşıyor. Esnaf kendi temsilcilerinin, siyasetin onay memuru değil; temsil ettiği kitlenin yüksek sesi olması gerektiğini her fırsatta vurguluyor.
ERKEN SEÇİM FIRSATI
TESK seçimleri bu kez tam da erken genel seçim tartışmalarının yükseldiği bir döneme denk geldi. Siyasetçinin esnaf ziyaretlerini sıklaştırdığı, kepenk önünde fotoğraf çektirdiği, çayı “şekersiz” içip hesabı çoğu zaman başkasına bıraktığı günlere yaklaşıyoruz. Tam da bu nedenle esnaf ve temsilcileri için eşine az rastlanır bir fırsat doğuyor. Seçim dönemlerinde siyasetçinin işitme duyusu nedense güçlenir. Normal zamanda fısıltıyı duymayanlar, sandık yaklaşınca kasadaki bozuk paranın sesini bile duyar. Öyleyse şimdi esnaf için konuşma zamanıdır. Konuşulması gerekenler de bellidir. Küçük esnafın vergi ve prim borcu nedeniyle destekli krediye ulaşamaması, Bağ-Kur prim yükü, emeklilikte prim günü adaletsizliği, yüksek işyeri kiraları, enerji ve akaryakıt giderleri, zincir marketlerle haksız rekabet, perakende yasasındaki eksikler, mesleki eğitimin zayıflaması, çırak ve kalfa bulunamaması, kayıt dışılık, dijital dönüşüm maliyetleri ve sürekli değişen vergi uygulamaları… Esnafın dosyası kabarık; cüzdanı ise giderek inceliyor. Bu başlıklar seçim salonlarında süslü cümlelerin arasına sıkıştırılacak ayrıntılar değil, Türkiye ekonomisinin temel meseleleridir.
HESAP VEREBİLİRLİK
Konuşulmayan teşkilat içi hesap verebilirlik meselesi de var. Oda başkanından birlik yönetimine, federasyondan konfederasyona kadar herkes esnafın aidatıyla, oyuyla ve güveniyle görev yapıyor. Buna rağmen kaç yönetim, dönem sonunda üyelerine “Şu sorunu çözdük, şurada başarısız olduk, şu kaynağı böyle kullandık” diye açık bir karne sunuyor? Genel kurullar faaliyet raporunun hızla okunup ibra ellerinin kaldırıldığı törenler olmamalı. Adaylar delegelerin karşısına çıkmalı, soruları önceden seçmeden yanıtlamalı, projelerini takvimle açıklamalıdır. Esnafın temsil makamı şeffaflıktan korkuyorsa, siyasetçiden hesap sorması inandırıcı olabilir mi?
SLOGANLA DEĞİL, RAPORLA TALEP
TESK’in araştırma, veri üretme ve kamuoyu oluşturma gücü de büyütülmelidir. Hangi ilde kaç dükkân kapandı, hangi meslek yok olma riski taşıyor, kira yükü hangi sektörü eziyor, gençler neden ustalığa yönelmiyor? Bu soruların cevabı sloganla değil, düzenli yayımlanan bağımsız raporlarla verilmelidir. Veri olmadan talep çoğu zaman gürültüye, takvim olmadan vaat temenniye dönüşür.
ADAYLARIN TAAHHÜTNAMESİ
TESK Genel Başkanlığı’na talip olan her aday açık bir taahhütname ortaya koymalıdır. “Esnafımızın yanındayız” cümlesi artık yetmiyor; çünkü bu cümleyi yıllardır herkes kuruyor, esnaf ise yanında kimi göreceğini hâlâ merak ediyor. Hangi sorunun çözümü için hangi bakanlığın kapısı çalınacak? Bağ-Kur’da 7 bin 200 prim günü sözü hangi takvimle hayata geçirilecek? Vergi ve SGK borcu bulunan esnafın finansmana erişimi nasıl sağlanacak? Zincir marketlerin çalışma alanı ve kuralları nasıl düzenlenecek? Kapanan her dükkân için yalnızca “üzgünüz” mü denilecek, yoksa erken uyarı ve destek sistemi mi kurulacak?
Palandöken de Yiğiner de delegelere yalnızca “Beni seçin” dememeli. “Beni seçerseniz şu sorunların çözümü için şu tarihe kadar şu adımları atacağım; yapamazsam hesabını vereceğim” diyebilmelidir. Çünkü güçlü genel başkan, iktidara en yakın duran değil, esnafın talebini iktidara en açık biçimde anlatandır. Makamın gücü protokol sırasından değil, arkasındaki esnafın güveninden gelir.
TABELADA YENİLİK Mİ?
Bu seçimde asıl mesele değişim olup olmaması da değildir. İsim değişip anlayış değişmezse, yalnızca makam odasının kapısındaki tabela yenilenmiş olur. İsim aynı kalır ama mücadele dili güçlenirse gerçek değişim o zaman başlar. Esnafın ihtiyacı yeni bir fotoğraf değil, yeni bir temsil anlayışıdır.
Eylül ayına giderken adaylara düşen görev açıktır: Liste pazarlığını bırakın demiyorum; seçimin doğasında bu var. Ancak listenin başına esnafın sorunlarını yazın. İktidarın işaretini beklemek yerine esnafın feryadını işaret kabul edin. Çünkü bugün susan, yarın “Biz söylemiştik” deme hakkını da kaybeder.
ADAYLARA ÇAĞRI
Erken seçim gerçekten gündeme gelirse siyaset esnafın kapısına gelecektir. O kapı açılmalı; ama bu kez yalnızca çay ikram edilmemeli. Masaya vergi dosyası, prim borcu, kira kontratı, elektrik faturası ve kapanan dükkânların listesi konulmalı. Siyasetçiye de açıkça şu söylenmeli: Esnaf artık hatırlanmak değil, çözüm görmek istiyor.
TESK seçimi bir koltuk yarışı olarak kalırsa kazanan bir kişi, kaybeden milyonlar olur. Ancak bu süreç esnafın sorunlarını siyasetin önüne koyan güçlü bir kampanyaya dönüşürse, sandığa daha gidilmeden esnaf kazanır. Şimdi tam zamanı: Alkışı azaltın, sesi yükseltin.