Türkiye, 2027 Kasım ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru hızla ilerlerken, hem içeride hem de dışarıda belirsizliğin gölgesi her zamankinden daha ağır basıyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman'ın açıklamasıyla seçim tarihi netleşse de, ülke, derin ekonomik sorunlar,  çalkantılı bir siyasi manzara ve karmaşık uluslararası ilişkilerle boğuşuyor. Bu belirsiz ortamda, 2027 seçimlerinde Türkiye'nin hangi yöne doğru evrileceği, ülkenin geleceği için son derece kritik bir önem taşıyor.

EN ZOR DÖNEMİ

AK Parti, kuruluşundan bu yana belki de en zorlu dönemini yaşıyor. Yüksek enflasyon, artan yoksulluk ve ekonomideki belirsizlikler, halkın büyük bir kesiminde hayal kırıklığına yol açmış durumda. İktidar, bu zorlukların üstesinden gelmek için ekonomik politikalarında önemli değişiklikler yapma ihtiyacı hissediyor ancak bu değişikliklerin ne kadar etkili olacağı henüz belirsizliğini koruyor.  Hükümet, ekonomik sorunların yanı sıra,  artmakta olan toplumsal bölünmeyle de mücadele etmek zorunda.

MÜZAKERE KUVVETLE MUHTEMEL

Diyalog girişimleriyle terörün durdurulması, seçimlere doğru giden yolda önemli bir dönüm noktası olabilir. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle, terörist başı Abdullah Öcalan'dan gelen silah bırakma çağrısı, barış sürecinin yeniden başlaması umudunu doğurdu. Ancak bu çağrının arkasındaki gerçek niyetler ve olası sonuçları, pek çok soru işaretini beraberinde getiriyor. Genel af, anayasa değişiklikleri veya diğer siyasi düzenlemeler gibi olasılıklar, kamuoyunda büyük tartışmalara yol açıyor. Terör ve teröristler konusunda geçmişte çok sert açıklamalarda bulunan eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yeni bir barış paradigması” söylemi, bu belirsizliğe yeni bir boyut katarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şehir ve gazi aileleriyle yaptığı iftardaki sert ifadeleri ise hükümetin taviz verme niyetinde olmadığı iddiasını güçlendiriyor.  Bu sürecin, uzun ve zorlu bir müzakere sürecini gerektirmesi kuvvetle muhtemel.

İLK ANKET

Terörsüz Türkiye söylemlerinin ardından gelen HBS Araştırma'nın yaptığı ilk anket, AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin oyunu beklendiği şekilde etkilememiş görünüyor.  AK Parti'nin ikinci sıradaki yerini koruması ve CHP'nin oy oranını artırması, iktidarın geleceğine dair ciddi soruları gündeme getiriyor. Anket, Yeşil Sol Parti’nin oy oranında da bir düşüş olduğunu gösteriyor. Bu sonuçlar, mevcut iktidarın politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini işaret ediyor.  Ancak anket sonuçlarının, seçim gününe kadar nasıl bir seyir izleyeceği, belirsizliğini koruyor. Uluslararası arenada Türkiye, Ukrayna kriziyle ilgili rolüyle dikkat çekiyor. Zelenskiy'in ABD'deki tartışmalarının ardından Erdoğan'ın ona şemsiye tuttuğu fotoğraf, Türkiye'nin hassas bir denge arayışını yansıtıyor.  İngiltere ile Ukrayna arasındaki yakınlaşma, Avrupa Birliği ülkelerinin yapacağı zirve, uluslararası güç dengelerinin ve Türkiye'nin bu dengedeki konumunun önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin bölgesel ve küresel oyuncularla olan ilişkilerini dengelemesi, hem iç hem de dış politikada önemli bir kriter.

CHP’DE KRİTİK SÜREÇ

İç siyasette CHP, 2027 seçimleri için aday belirleme sürecinde yaşanan gelişmeler dikkat çekici.  Ekrem İmamoğlu'nun ön seçimde tek aday olması ve Mansur Yavaş'ın adaylıktan çekilmemesi, parti içindeki dinamikleri yansıtıyor.  CHP'nin, başarılı bir seçim kampanyası için, sadece eleştiriye değil, somut ve vatandaşın ihtiyaçlarını karşılayacak projelere odaklanması gerekiyor. Yerel yönetimlerdeki performansları da parti için büyük önem taşıyor. Muhalefetin, iktidara karşı güçlü ve ikna edici bir alternatif sunması, seçim başarısı için kritik öneme sahip.

2027 seçimlerinden önce Türkiye'nin aşması gereken birçok zorluk var.  Ekonomik istikrarsızlık, siyasi belirsizlikler ve uluslararası ilişkilerdeki karmaşa,  seçimlere giden yolda belirleyici faktörler olacak. Hem iktidar hem de muhalefet partileri, vatandaşların beklentilerini karşılayacak ve ülkenin geleceğine dair güven verecek politikalar üretmek zorunda. 2027 Kasım ayında yapılacak seçimler, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek ve bu seçimler, ülkenin tüm paydaşları için büyük önem taşıyor. Seçimlere kadar geçecek süreç, Türkiye'nin kaderini belirleyecek önemli adımların atıldığı bir dönem olacak.

AK Parti'nin 2027'de iktidarda kalması için, yüksek enflasyon ve yoksulluğa karşı acil ve etkili ekonomik çözümler sunması, toplumsal bölünmeyi azaltmak için kapsayıcı politikalar benimsemesi, terörle mücadele sürecinde samimi ve başarılı adımlar atması ve uluslararası ilişkilerde dengeli bir politika izlemesi şart.  Mevcut politikaların ötesinde, ülkenin ihtiyaçlarına cevap veren, güven telkin eden ve geleceğe dair umut veren yeni bir vizyon sunulmalı; bu vizyon, somut politikalarla desteklenip şeffaf bir iletişimle halka duyurulmalıdır.  Aksi takdirde, mevcut durum seçmende olumsuz algı yaratabilir ve iktidarlarının devamını tehlikeye atabilir.

CHP'nin 2027'de iktidar olması için, halkın ihtiyaçlarına odaklı, güvenilir bir program; enflasyon ve gelir dağılımına dair somut çözümler; toplumsal birliği güçlendirecek kapsayıcı dil ve politikalar; teröre dair alternatif, barışçıl çözüm önerileri ve Türkiye'nin küresel konumunu güçlendirecek bir dış politika vizyonu şart.  Sadece muhalefete değil, geleceğe dair umut vadeden, uygulanabilir bir yönetim programı sunmalı, şeffaf ve güvenilir bir liderlik sergileyerek tüm kesime hitap etmeli, yerel yönetimlerdeki başarılarıyla da bu söylemlerini desteklemelidir.