Olanaksızlara, teknolojik eksikliğine hatta yokluğuna, sahaların tozuna toprağına çamura, 'her şeye rağmen' yine de kötü asla denmeyecek o güzel günleri, bugünlere taşıyorum. Yaşadıklarım, okuduklarım, düşündüklerim, 'boşa gitmesin'. Maksat bu. Katkım oluyorsa, mutlu oluyorum sadece futbol değil, spor adına. Bir genci spora yönlendirebiliyorsam, en mutlusu benim. Tiraj, tıklanma, beğeni, paylaşım umurum dışı. Zaten öyle olsa, askıda kalır işe yaramaz. Doğrusu da bu, değil mi? Bir beklentim olmazsa, katkım daha da artar. Bu da net ve kesin. Fırsat bilip, hakemlikten sonra yazmaya, konuşmaya başlamadım. Belki de bu yüzden, çok yükselemedim veya halen yazmaya devam ediyorum. Kim bilir? Hiç de pişman değilim. FİFA Hakemi Erkan Göksel hocam, Hürriyet'in tepesinde yönetici idi. Nereden duyduysa, 'Oğlum bana niye hakem olduğunu söylemedin' dedi. İzmir ziyareti sırasında. Arasaydım, 'Konumum, yerim artacak mıydı acaba' ne bileyim. Hala safım, kafa aynı kafa. Kalsın, böylesi daha iyi. Mahalle, takım arkadaşını, 'Kendi takım arkadaşına küfür ettiği için' sahadan atan adamdan, hakem (!) mi olur? Öylesi değil, böyle hakem olmaktı çabam. Olmadı iyi ki de. Bilmem kaç yıl geçmiş karnım ağrımıyor çok şükür. Nereye gitsem itibar görüyorum. Minnet, menfaat selamı, çabası değil. Bu yeter. 'Gün gelir yediğin hurmalar, tırmalar' misali. Rahmete kavuşanları yazdığım için de adımı 'Kabristan Müdürü'ne çıkaranlara, 'Bugün eksik kalıyor' diyenlere, alayına inat. Yolum doğru, şaşmam. Acaba diyorum, bugün benim gibi. Hürriyet'teki küpürdeki gibi 20'li yaşlarda hakemliğe başlayan, yazan, çizen bir arkadaş çıkarsa, 40 yıl sonra ne yazacak çok merak ediyorum. Tabi gazete, internet, hakemlik kalırsa daha doğrusu hakem ve futbol denen alt tarafı oyun kalırsa. Nasıl olsa şimdi kendi reklamlarını sosyal medyada kendileri yapıyor, basit ve anlamsız kandırmaca bu. Üstteki gazete küpürü yoktur mesela, saklamadım, tesadüfen buldum. İnternette de yok, arşivde de. Dialarımız yandı, gazeteler de yer açılsın diye. Belki de kül oldu, gitti ama bitti mi? Hakemler de değişti, herkes değişime uğradı. 'Hakemler dert küpü' idi, 'Hakemler dert küpü yaptı' ya, geldik. Heyhat, ahir zaman...

GEÇMİŞ YAZILIR BUGÜN BELLİ, GELECEK DE

Fotoğraflar Aykut Fırat ustamdan, başlık Avni Erboy müdürümden, yazı işlerinde 'baba adamlar' Levent Bimen, Nejat Seçen, İbrahim Irmak, Talat Kırcan (merhum), Melih Dizdaroğlu, dizgide, pikajda, sayfa sekreterleri Adnan Sökmen, Rahmi Hatipoğlu, Muammer Yüksel, Ahmet Serçe, bölge müdürümüz de efsane Nedim Demirağ (merhum). Yazmaya doyamadığım günler, hep teşvik gördüm. Çelme takan olmadı. Sosyal, toplumsal olaylara gitsek, yazsak da gazeteciliği, spor muhabirliğini, spor yazarlığını 'hakemlikte kullanmadım'. Ama şu bir gerçektir. Hakemliğim sayesinde, koca koca adamları gazeteye getirmiştim. İtiraf ediyorum, amma da forsum olmuştu. Öyle her yere gitmezlerdi, geldiler 'tıfıl hakem' 'çömez yazar' için. Kullanma kelimesini sevmem. Hakemliğimi icra ettiğim ilk haberim oldu. İyi ki yapmışım. 36 yıl önce, masadaki oturma şeklinde göre Engin Kurt, Oğuz Sarvan, Ahmet Akçay, Muzaffer Sarvan (merhum), Yavuz Tunç, Avni Yelkenbiçer (merhum), Coşkun Evin, Hasan Ceylan, Metin Aydınoğlu, ekip bu. 22 Ağustos 1990 Çarşamba, Hürriyet Gazetesi. Adı geçen büyüklerimle maça çıktım, MHK üyem oldular. Mekanları cennet olsun Avni baba ile Muzaffer hocam, hariç. Yaşım gereği onlara yetişemedim. Avni hocam, gibi bir futbol temsilcisi daha gelmedi. Cep telefonu yok, o kadar maç var. Sadece kâğıt, kalem ve de 'hakem zekası' ile, harika işlere imza attı, cennet mekân. Çetin Zengin abimi de unutmadım.

TFF'nin bugünlerde devam dediği Selçuk Ergeldi'ye de başarılar dilerim, işi zor. Kolaylık çok ama, zaman ve devir meselesi. 40 yıldır bu alemdeyim, 25.'sinde sıra bana anca gelmişti, TÜRFAD'ın 'İnsanlar yaşarken de anılmalıdır' oluşumundan ödül almak. 27.'si üç gün sonra, 1977'de kaybettiğimiz Eşrefpaşa'mın güzide 'fakir dostu' hekim Selahattin amcanın adını taşıyan Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi'nde. 2018'de kaybettiğimiz usta sanatçı Gülriz Sururi'nin adının verildiği salonda. Ödüller 'gazoz kapağı' gibi değil, hakkıyla, ziyadesiyle. Hastalığı atlatan, onurlu insan dernek müdürümüz Şuayip Şirinkebapçı hocama ödül var. Çok yerinde karar. Tam bir emekçidir, hakkıyla alın teriyle unutmayanlar sağ olsun. Geçen yıl Erol Zop'a verilmişti. Bu yıl da Erol hocam yok., rahmetle. Diğer isimler mi? Bir zahmet, gidin de kendiniz görün. Her şeyin bir sonu var, merak içindeyim. Bahri Vreskala müdürüm, muadilini veliahdını yetiştirdi mi? Allah ömür versin de sonra kim yapacak bu işleri. Teşekkürler, Faik Köksal hocam gizli kahraman, bugünlere getiren isimdir. Allah zeval vermesin, hiçbirine. Ödül verenlere de alanlara da.