Bir geminin güçlü motorlara, modern donanıma ve deneyimli bir mürettebata sahip olması, güvenli bir yolculuk için tek başına yeterli değildir. Eğer kaptan önünü göremiyor, rotasını doğru belirleyemiyor ve yaklaşan kayalıkları fark edemiyorsa, o geminin nereye sürükleneceği bellidir.
Belediyeler de böyledir.
Dümeni belediye başkanı tutar ancak geminin güvenli ilerlemesi yalnızca kaptanın becerisine bağlı değildir. Meclis üyelerinden bürokratlara, özel kalemden imar ve ruhsat birimlerine, basın danışmanlarından iletişim ekiplerine kadar herkesin görevini doğru yapması gerekir.
Özellikle İzmir gibi büyük bir metropolde bu sorumluluk çok daha önemlidir. Çünkü İzmir'in ulaşım, trafik, altyapı, kentsel dönüşüm, deprem riski, çevre ve kentleşme gibi sorunları günü kurtaran kararlarla çözülemez.
Bunun için güçlü bir başkan kadar güçlü bir ekip de gerekir.
Başkanın çevresindeki kadro, yönetimin aynasıdır
Bir belediye başkanına büyük zarar verebilecek unsurların başında vizyonsuz meclis üyeleri gelir.
Meclis üyeliği yalnızca toplantılara katılmak ve gündem maddelerini oylamak değildir. Meclis üyeleri, kentin geleceğiyle ilgili alınan kararların sorumluluğunu taşımalıdır.
Başkana her konuda destek veren değil, gerektiğinde “Burada yanlış yapıyoruz” diyebilen meclis üyeleri de yönetimin önemli bir parçasıdır.
Çünkü iyi bir yönetim, yalnızca alkışlayanlarla değil, doğruyu söyleyebilenlerle güçlenir.
Vatandaşla yönetim arasında duvar olmamalı.
Bir diğer önemli konu özel kalem yönetimidir.
Vatandaş belediyenin kapısını çoğu zaman çözüm bekleyen bir sorunuyla çalar. Her vatandaşın doğrudan belediye başkanıyla görüşmesi mümkün olmayabilir. Ancak vatandaşın talebinin dinlenmesi, ilgili birime aktarılması ve sonucunun takip edilmesi gerekir.
Özel kalem, başkan ile vatandaş arasında duvar değil, köprü olmalıdır.
Vatandaşın karşılaştığı bürokratik engeller arttıkça belediyeye yönelik beklenti de yerini hayal kırıklığına bırakabilir.
Basın danışmanı sadece fotoğraf paylaşan kişi değildir.
Gelelim belediyelerde zaman zaman göz ardı edilen bir başka önemli noktaya: Basın danışmanları.
Basın danışmanlığı, belediye başkanının katıldığı etkinliklerden fotoğraf paylaşmak, sosyal medya hesaplarına birkaç cümlelik açıklama girmek veya başkanın her faaliyetini haberleştirmekten ibaret değildir.
İyi bir basın danışmanı, kamuoyunun nabzını tutmalıdır.
Kentte hangi sorun konuşuluyor?
Vatandaş neyi merak ediyor?
Yerel basın hangi konuların peşinde?
Belediye hakkında hangi eleştiriler gündeme geliyor?
Başkanın açıklaması kamuoyunda nasıl karşılık buluyor?
Bütün bu soruların takip edilmesi gerekir.
Daha da önemlisi, basın danışmanı eleştiriyi başkana ulaşmadan süzmek yerine, doğru ve yapıcı eleştirinin başkana ulaşmasını sağlayabilmelidir.
Her olumsuz haberi “başkana saldırı” olarak görmek, yönetime gerçekleri anlatmaktan uzaklaşmak anlamına gelebilir.
Basın danışmanının görevi yalnızca başkanı iyi göstermek değil, başkanın kamuoyunu doğru görmesine yardımcı olmaktır.
Çünkü başkanın çevresindeki herkes yalnızca güzel haberleri taşıyorsa, bir süre sonra yönetim gerçek sorunlardan haberdar olmakta zorlanabilir.
Eleştiriye kapalı iletişim, sorunları büyütebilir
Belediyelerin basın birimleri yerel basınla sağlıklı ilişkiler kurmak zorundadır.
Gazetecinin görevi belediyeyi övmek değildir. Gazeteci soru sorar, eleştirir, araştırır ve kamuoyunun merak ettiği konuları gündeme taşır.
Elbette her haber veya eleştiri doğru kabul edilmek zorunda değildir. Ancak eleştiriye verilen tepki, yönetim kültürünün önemli göstergelerinden biridir.
Bir haber beğenilmediğinde gazeteciyle iletişimi kesmek, soruyu görmezden gelmek veya yalnızca olumlu haberleri dikkate almak yerine, eleştirinin içeriğine bakmak gerekir.
Çünkü bazen en rahatsız edici soru, yönetimin fark etmediği bir problemi gösterebilir.
Basın danışmanının gerçek başarısı da burada ortaya çıkar:
Başkana sadece iyi haberleri değil, bilinmesi gereken haberleri de ulaştırmak.
İmar ve ruhsat süreçlerinde şeffaflık
Belediyelerde kamu güveninin en hassas olduğu alanlardan biri de imar ve ruhsat işlemleridir.
Bir imar kararının yalnızca bugünü değil, kentin geleceğini de etkilediği unutulmamalıdır. Bugün alınan bir karar yarın trafik yoğunluğundan altyapıya, otoparktan yeşil alanlara kadar pek çok sonucu beraberinde getirebilir.
Vatandaşın “Bu karar neden alındı?” sorusuna anlaşılır bir yanıt bulabilmesi gerekir.
Şeffaflıktan uzak her süreç, kamuoyunda yeni soru işaretlerinin oluşmasına zemin hazırlar.
Bu nedenle imar ve ruhsat süreçlerinin mümkün olduğunca açık, anlaşılır ve denetlenebilir olması gerekir.
Kriz anında gerçek sınav başlar
Deprem, yangın, sel, altyapı arızası veya ulaşım sorunu gibi krizlerde vatandaşın ilk ihtiyacı doğru bilgidir.
Tam da böyle zamanlarda basın danışmanlarının ve iletişim ekiplerinin önemi daha fazla ortaya çıkar.
Kriz anında susmak, geç açıklama yapmak veya kamuoyunun sorularını cevapsız bırakmak iletişim boşluğu oluşturabilir.
Oysa belediyenin görevi yalnızca iyi günlerde görünür olmak değildir.
Asıl sınav, zor günlerde verilir.
İzmir'in ihtiyacı güçlü kurumlar
İzmir'in ulaşımından kentsel dönüşümüne, altyapısından çevre sorunlarına kadar çözüm bekleyen pek çok başlığı bulunuyor.
Bu sorunların hiçbiri tek bir kişinin çabasıyla çözülemez.
Başkanın vizyonu kadar ekibinin niteliği, meclisin çalışma anlayışı, bürokrasinin işleyişi, özel kalemin vatandaşla iletişimi ve basın danışmanlarının yönetim anlayışı da önemlidir.
Çünkü belediye başkanları değişir, ancak kent yerinde kalır.
Bu nedenle belediyeler kişilere bağlı değil; liyakate, kurumsal hafızaya, şeffaflığa, hesap verebilirliğe ve açık iletişime dayalı bir yönetim anlayışına sahip olmalıdır.
Sonuçta belediye bir gemiyse, başkan kaptandır.
Fakat kaptanın önündeki harita doğru değilse, mürettebat görevini yapmıyorsa, vatandaşla iletişim kopmuşsa, eleştiriler duyulmuyorsa ve yaklaşan kayalıklar zamanında fark edilmiyorsa güçlü bir motorun da fazla anlamı kalmaz.
İzmir'in ihtiyacı, kayalıklara yaklaştığında yön değiştirmeye çalışan değil, kayalıkları önceden gören, uyarıları dikkate alan ve rotasını zamanında düzelten bir belediyecilik anlayışıdır.
Çünkü iyi belediyecilik yalnızca bugünün sorunlarını çözmek değil, yarının sorunlarını bugünden görebilmektir.
Kaptanı kör olan geminin rotası kayalıklardır.