Bir tencerenin içinde yavaş yavaş kaynayan o karışım, sadece malzemelerin birleşimi değildir; sabrın, emeğin ve bekleyişin sessiz bir anlatımıdır. Her eklenen bakliyat, her tane kuru meyve adeta geçmişten bir iz taşır. Bir yanda yumuşayan buğdayın dinginliği, diğer yanda tatlı bir denge kuran meyvelerin aroması… Hepsi aynı potada erirken ortaya çıkan şey, yalnızca bir tatlı değil; kültürün kendisidir. Aşurenin kokusu mutfağı sardığında, zaman sanki biraz yavaşlar. Kaşıklar sadece tatmak için değil, paylaşmak için uzanır. Bir tabaktan diğerine uzanan bu yolculukta komşuluk yeniden hatırlanır, kalabalık sofraların değeri yeniden hissedilir. Çünkü aşure, tek başına yenilen bir lezzet değil; birlikte olmanın sessiz bir davetidir.
HER DETAY BİR TAMAMLAYICIDIR
Üzerine serpilen her detay, aslında bir süs değil bir tamamlayıcıdır. Her evde farklı bir yorumla hayat bulan bu tatlı, standart bir tarifin çok ötesinde, kişisel bir gelenek haline gelir. Kimisi bol narla kırmızıya boyar, kimisi tarçınla sıcak bir iz bırakır, kimisi ise fındık ve cevizle geçmişi bugüne bağlar.
Malzemeler:
2 su bardağı aşurelik buğday
2 yemek kaşığı pirinç
2 su bardağı haşlanmış nohut
2 su bardağı haşlanmış fasulye
150 gram kuru kayısı
150 gram kuru incir
150 gram kuru üzüm
1 su bardağından biraz az fındık
4 litre sıcak su (su azaldıkça eklemek için)
1 tatlı kaşığı karanfil
1 çay bardağı su (karanfili kaynatmak için)
1,5 su bardağı sıcak süt
3 su bardağı toz şeker
1 fiske tuz
1 fiske karabiber
2 litre su (buğdayları pişirmek için)
NESİLDEN NESİLE AKTARILIYOR
Aşure, kazanlarda pişerken sadece malzemeler değil, anılar da yumuşar. Her karıştırışta biraz geçmiş, biraz umut ve biraz da gelecek eklenir. Ve sonunda ortaya çıkan şey, sadece bir tatlı değil; nesilden nesile aktarılan sessiz bir mirastır.
İlk olarak nohut ve fasulyeyi ayrı ayrı haşlayalım. Buğdayı yıkayıp, tencereye alalım, üzerine kaynar su ekleyip 10 dk kaynatalım. Çıkan sarı suyu süzelim. Aynı işlemi bir kez daha yapalım ve suyunu süzelim.
Daha sonra üzerine 2 litre kadar su ekleyip, 50 dakika kadar buğdayı kaynatalım. (Dilerseniz akşamdan iki kez kaynatıp, suyunu süzerek daha sonra sıcak suda sabaha kadar bekletebilirsiniz. Akşamdan ıslatırsanız, 15 dakika kaynatmak yeterli olacaktır.). Kuru kayısı ve kuru inciri küçük küçük doğrayalım.
Ardından doğradığımız bu meyveleri ve kuru üzümü geniş bir kaseye alarak üzerine sıcak su ekleyelim ve bekletelim. Arada gerektikçe sıcak su eklemeyi ihmal etmeyin. Suyu azalan buğdaylarımıza biraz daha sıcak su ekleyelim.
Yaklaşık 50 dakika kadar kaynattığımız ve yumuşayan buğdaya yıkanmış pirinç, pişmiş nohut, haşlanmış fasulye, küçük doğranmış kayısı, incir ve kuru üzümünde suyunu süzerek ekleyelim ve 15 dakika kadar kaynatalım.
Küçük bir cezve içerisine karanfil alalım ve suyu da ekleyerek 10 dakika kadar kaynamaya bırakalım. Bu sırada suyu azalan buğdaylarımızın üzerine tekrar sıcak su ilave edelim. Son olarak süzgeçten geçirdiğimiz karanfil suyu, fındık, sıcak süt, şeker, isteğe bağlı tuz, karabiber ekleyerek karıştıralım ve yaklaşık 15-20 dk daha kaynatalım.
Hazırladığımız aşuremizi tek tek cam kaselere bölüştürelim. Biz bu ölçüler ile 15 kase aşure elde ettik. Aşure kaselerde soğumaya yüz tutunca, üzerini fındık, ceviz, fıstık, kuş üzümü, kuru üzüm ve nar taneleri ile süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun.