Bilir misiniz veya hiç rastladınız mı? “Yalan söyleyen tarih utansın!” adlı bir kitap serisi var. Yazarı Mustafa Müftüoğlu, 12 ciltlik bu kitap serisinde, yazılanlara göre, resmî tarih anlatısının uydurma belgeler, dostça övgüler ya da düşmanca kin içeren ifadelerle şekillendiğini savunur. Bu eseriyle tarihi, günlük politikanın etkilerinden ve "hakikat kalpazanlığı" olarak gördüğü unsurlardan arındırarak gerçekleri ortaya çıkarmayı hedefler. Tahmin ediyorum ki bu kitabın birkaç cildini bile çoğumuz alıp okumamıştır.
İşte bu yüzden genellikle tarihimizden bi haberizdir. Kitap kurdu insanlarımız olsa da millet olarak kitap okumayı sevmediğimiz söylenir durur. Eh kafalara bu “kakılınca” da kitap okumayı kim sever ki? Bu apayrı bir konu. Daha sonra yazar ve konuşuruz nasip olursa.
Bakın ben size başka bir şey anlatacağım. Tarih asla yalan söylemez. Tarihi yalan dolana sarıp sarmalayanlar vardır. Maalesef tarihimiz bize eksik anlatılıyor. Tarihin o mihenk taşları adeta gizleniyor. Elbette gizlemenin sebepleri arasında bu necip milleti köklerinden, hasletlerinden koparmak var! Her nasıl oluyorsa oluyor, yapıyorlar işte. Siz moda deyimiyle “İç ve dış güçler” deyin, ben ise başka bir sebep bulurum isterseniz.
Mesela, Kut’ul Amare Savaşı’nı daha çok değil, beş-on sene öğrenebildik. Kut’ul Amare 1. Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde Osmanlı Devleti'nin Büyük Britanya İmparatorluğu’na karşı Çanakkale’den sonra kazandığı en büyük savaş. Biliyor muydunuz? İlkokul kitaplarında var mıydı? Orta okul veya lisede? Ne gezer. Niye anlatsınlar ki “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” denilen İngilizlerin sömürü düzeninin bir avuç inançlı Türk askerinin ayakları altında ezildiğini? Bunu yazın bir kenara.
Gelelim yazımızın ana konusuna. 1 Ekim’de İrlanda’nın Drogheda Ünited Futbol Takımı, ülkemize gelerek Trabzon’da Trabzonsporumuz ile bir dostluk maçı oynadı. Kimlerin haberi oldu? Bir avuç sporseverin, belki de kentlerinde oynandığı için Trabzonluların. Gazetelerin spor sayfalarında tek kare ile es geçildi gitti.
Bu dostluk karşılaşmanın neden oynandığını hiç merak ettiniz mi? 179 yıl önce yaşanan bir insanlık dramında, atalarımızın ölümün kıyısındaki İrlandalılar’a yaptıkları bir yardımın, bizler için gurur vesilesi, dünya için de ibret dolu hikayesinin izleri var da ondan. İrlandalılar, kıtlıktan kıvranan atalarına İngilizlerin türlü engellemelerine rağmen gemilerle gıda yardımı gönderen Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’in bu insancıl davranışı için şimdi bizlere teşekkür etmeye gelmişler.
Ve yazımın sonuna doğru bu dünyaya insanlık dersi veren olayın bir filme dönüştürüldüğünün müjdesini vereyim. Bir avuç idealist Türk senarist-yapımcı-yönetmen bir süredir bu gerçek hikayeyi yapay zeka desteği ile filme alıyor. “The Great İrish Famine - Büyük İrlanda Kıtlığı” adıyla çekimleri tamamlanmak üzere olan bu uzun metrajlı film, tıpkı bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm mazlum milletlere yaptığı yardımların, bu milletin yüzyıllardır süre gelen merhamet ve yardımseverliğinin göstergesi olarak dünyaya anlatmaya çalışacak.
2027 yılında gösterime gireceği ifade edilen filmi ben de merakla bekliyorum. Beni bu olaydan haberdar eden sevgili dostum hocam ve meslektaşım filmin Medya Stratejisti Ali Rıza Çelebi’ye hem teşekkür ediyor, hem de kolaylıklar diliyorum.
Ege Telgraf Gazetesi’nin 5 Ekim 2026 Pazartesi sayısını görenler 2.sayfada hikayeyi sanırım okumuştur. Merak edenler de bulup okuyabilirler.
Bize tarihimizi eksik ve hiç anlatmayanlara hakkımı helal etmiyorum. Bu güzellikleri bulup ortaya çıkaranlara da selam olsun.
Dilerim bu film bir kazaya kurban gitmez!