Geçtiğimiz günlerde ekonomik tespitlerini çok beğendiğim değerli yazarımız Hale Tok, ‘Tuz Koktu’ başlığı altında bir köşe yazısı göndermiş ve Türk ekonomisi hakkındaki gelişmeleri biraz da hicveden bir üslupla okurlarımızın beğenisine sunmuştu. Ülke gündemini meşgul eden, Türkiye’yi milyonlarca lira zarara sokan, binlerce insanı mağdur eden, şimdilik aralarında siyasilerin, sporcuların, sanatçıların ve işadamlarının da bulunduğu fon rezaletinde gözaltına alınanların sayısı (ki; en büyük vurgunu yapanlar dışarıda hatta mal varlıklarına ihtiyati tedbir kararı bile konulmadı) 85’i buldu. Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın da kendileri, eşleri veya evlatları vasıtasıyla dahil olduğu bu rezalet inanın Türkiye’yi yöneten Cumhur İttifakı üyelerinin de tepkisini çekti.
GÜN DOĞMADI
Ancak güzel ülkemde gündemi işgal edecek konu tükenir mi? İddia oynayan kulüp yöneticileri, futbolcuları ve karşılaşma gözlemcileri rezaletinin üzeri soğumadan Merkez Hakem Komitesi Başkanı Ferhat Gündoğdu ve 7 eski hakemin de bulunduğu ve Gündoğdu dahil 5 kişinin tutuklandığı ‘Türk futbolu bitmiş’, ‘Türk hakemleri kirlenmiş’ dedirten olaylar zinciri konuşulmaya başlandı. Eski Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un defalarca dile getirdiği, uzun mesailer harcadığı, iş adamı kimliğine gölge düşürmeye çalışanlara inat sonuna kadar peşinden koştuğu ve bu yolda başkanlığı kaybettiği yapı meselesinin de gerçek olduğu ortaya çıktı. 3 Temmuz süreci, Fenerbahçe otobüsüne yapılan silahlı saldırı ve art arda sıralanan bir dizi olayı aklınıza getirdiğinizde kökü kazındığı iddia edilen FETÖ’nün en azından Türk futbolunda halen etkin olduğu söylenemez mi? Bütün bu yaşananların ardından Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ‘İstifa etmeye niyetim yok’ açıklamasını nasıl okumalıyız çok bilemedim. Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın direttiği gibi Hacıosmanoğlu da diretiyor. Anlaşılan futbolu yönetenlerde bir kurumsal kimlik istenmediğini bile bile, her türlü baskıya rağmen istifa etmemek.
‘EŞİM BENİ BOŞAR’
Peki gündem bu kadar mı? Yapmayın burası Türkiye. Her güne ayrı bir konu var güzel ve yalnız ülkemde. Butlan kararı sonrası toz duman olan Türk siyasetinde mevsim geçişleri gibi parti geçişleri yaşanıyor. Muhalefet partisine inananların oylarını aldıktan sonra, iktidar partisine geçenleri artık kanıksayarak izliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da bu kervana katılacak gibi görünüyor. Siyasi kulisler 7 Ekim Çarşamba günü Tugay’ın AK Parti rozetini takacağını ısrarla öne sürerken, kendisinin daha önce sorulara ‘"Benimle bu konuyla ilgili hiçbir AKP'li temas kurmadı. Ben 59 yaşındayım. Bunca yıldır bir dünya görüşüm, hayata bakışım var. Bunları bir günde yok sayıp AKP'ye geçsem öncelikle yakın çevremdekiler yüzüme bakmaz. Annem 'seni evlatlıktan reddederim' dedi. Eşim 'seni boşarım' dedi. Ayrıca AKP'nin şimdiki yönetim anlayışıyla bir şey yapmak mümkün mü? -Dünya görüşümüzle uyuşmaz" cevabı arşivlerde yerini koruyor. AK Parti saflarına geçen belediye başkanlarının bulunduğu Çiğli ve Foça’da vatandaş tepkileri gündemdeki yerini korurken İzmirlilerin Tugay’ın bu kararına karşı nasıl tavır alacakları merak konusu.
Ezcümle: "Kendilerine bir milletin talihi bırakılmış olan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini, yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve elde edilebilir menfaatleri yolunda kullanmakla mükellef olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar." Mustafa Kemal Atatürk