Cerrahisiz gençleşme uygulamalarında kullanılan 4. jenerasyon biyostimülan ip teknolojilerinin dünya genelinde yaygınlaştığı bildirildi. PLLA ve PCL bazlı akıllı ip sistemlerinin estetik tıpta yeni bir yaklaşım sunduğu ifade edildi. Bu sistemlerin yalnızca yüzeysel lifting etkisi oluşturmadığı, aynı zamanda cilt altında biyolojik yenilenme süreçlerini desteklediği aktarıldı.
ESTETİKTE ODAK NOKTASI DEĞİŞİYOR
İzmir’de bu teknolojileri uygulayan ilk hekimler arasında yer alan Dr. Hasan Silav, estetik tıbbın yön değiştirdiğini belirtti. Dr. Silav, “Estetik tıpta artık yalnızca dokuları yukarı taşımayı değil, cildin kendi yenilenme kapasitesini desteklemeyi hedefliyoruz. Yeni nesil biyostimülan ipler, taşıyıcı dokulara destek verirken aynı zamanda kolajen ve elastin sentezini tetikleyerek doku kalitesinin iyileşmesine yardımcı oluyor” dedi.
CİLTTEKİ YAŞLANMA SÜRECİ VE ETKİLERİ
Yaş alma süreciyle birlikte bağ dokularında gevşeme, kolajen kaybı ve elastikiyet azalması meydana geldiği belirtildi. Bu değişimlerin yüz ovalinde bozulma, çene hattında belirginlik kaybı ve boyun bölgesinde sarkma gibi sonuçlara yol açtığı ifade edildi.
UYGULAMANIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ
Uzmanlara göre 4. jenerasyon ip sistemlerinin en önemli özelliği, cilt altında yeni kolajen üretimini desteklemesi olarak öne çıkıyor. PLLA ve PCL bazlı materyallerin zamanla vücut tarafından emilirken biyostimülan etki oluşturduğu ve bu süreçte cilt yapısının güçlenmesine katkı sağladığı aktarıldı. Bilimsel çalışmalarda da bu materyallerin yalnızca mekanik destek sağlamadığı, uzun vadeli kolajen sentezini teşvik edebildiğine yönelik bulgular bulunduğu belirtildi.
UYGULAMA ALANLARI GENİŞLİYOR
Yeni nesil sistemlerde kontrollü salınım teknolojilerinin kullanıldığı bildirildi. İpler üzerine entegre edilen kapsül yapıları sayesinde hyalüronik asidin belirli aralıklarla dokuya bırakılmasının hedeflendiği ifade edildi. Dr. Silav, “Geçmişte lifting ve cilt kalitesini artırmaya yönelik işlemler çoğu zaman ayrı ayrı planlanıyordu. Günümüzde ise aynı uygulama içerisinde hem doku desteği hem de uzun süreli cilt yenilenmesine yönelik etkiler hedeflenebiliyor” dedi. Biyostimülan ip teknolojilerinin yalnızca yüz bölgesiyle sınırlı olmadığı belirtildi. Boyun, dekolte, kol içi, diz üstü, iç bacak ve kalça bölgelerinde de destekleyici uygulamalar yapıldığı aktarıldı. Her bölge için farklı ip tasarımlarının kullanıldığı ve uygulamaların kişiye özel planlandığı vurgulandı.
CERRAHİSİZ UYGULAMALARA TALEP ARTIYOR
Son yıllarda cerrahisiz estetik uygulamalara olan ilginin arttığı ifade edildi. Yoğun yaşam temposuna sahip bireylerin kısa iyileşme süresi gerektiren yöntemlere yöneldiği belirtildi. Dr. Hasan Silav, hastaların doğal görünümün korunmasını ve hızlı günlük yaşama dönüşü önceliklendirdiğini söyledi.
GELECEĞİN ESTETİK YAKLAŞIMI
Uzmanlar, estetik tıpta eğilimin görünüm değişikliğinden çok doku kalitesinin artırılmasına yöneldiğini aktardı. Kolajen üretiminin desteklenmesi, elastikiyet kaybının azaltılması ve cilt yapısının iyileştirilmesinin temel hedefler arasında olduğu ifade edildi. Dr. Silav, “Günümüzde estetik uygulamaların başarısı yalnızca kaldırma etkisiyle değil, cildin uzun vadede ne kadar sağlıklı ve kaliteli göründüğüyle değerlendiriliyor. Bu nedenle biyolojik yenilenmeyi destekleyen teknolojiler önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacak” ifadelerini kullandı.