Danıştay, gözde tatil merkezi Ayvalık’taki demir madeninin Madra Barajı’na etkisini inceleyecek hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı yeni bir bilirkişi keşfi yapılmasını istedi
Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Karaayıt köyü yakınındaki demir madenine patlatma paterni eklenmesi ile ilgili verilen “ÇED gerekli değildir” kararı Danıştay tarafından bozuldu. Danıştay yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki kararını bölgede bulunan Madra Barajı ve diğer su varlıklarına dikkati çekerek bilirkişi keşfi heyetinde hidrojeoloji uzmanı olmadığı gerekçesi ile bozdu.
Bilfer Patlatma Ünitesi Davası, hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yeniden görülecek!
Ne maden ruhsatı ne de -ÇED yönetmeliğinin yayımı tarihinden 17 yıl sonra alınan 2010 tarihli- sonradan genişletilmiş işletme izni, kapasite artışı yapılmadığının göstergesi ve hukuki dayanağı sayılamaz. Zira ÇED yönetmeliğine göre muafiyet, yönetmeliğin yayım tarihinden önce üretime ve/veya işletmeye başladığı belgelenen proje ile sınırlıdır.
Maden 1954 yılından beri faaliyette
Madra Barajı, Balıkesir'de, Madra Çayı üzerinde, sulama ve içme suyu amacıyla 1990-1998 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 3.167.000 metreküp akarsu yatağından yüksekliği 92,00 m., normal su kotunda göl hacmi 79,40 hm3, normal su kotunda göl alanı 2,68 kilometrekaredir. Madra Barajı Ayvalık ve çevresinin en önemli tatlı su kaynağıdır ve bölgenin ekolojik dengesi açısından oldukça önemlidir. Tarımsal uygulamaların yanısıra yörede yaşayan insanlar, hayvanlar ve bitkiler için vazgeçilmez bir su kaynağıdır.
Söz konusu işletme ruhsatının barajın yapılmasından önce alınmış olma ihtimali bulunsa bile, barajın yapılmasına neden olan Madra Çayı’nın yüzyıllarca işletme ruhsatının verildiği yerde akışını sürdürdüğü ve bölgenin önemli bir su kaynağı olduğu açık ve nettir. Söz konusu işletme ruhsatı Madra Barajı’nın yanı sıra aynı zamanda Madra Çayı’nın da beslenme ve mutlak koruma alanı içerisinde yer almaktadır.
Ayvalık Karaayıt köyü yakınında 1954 yılından beri faaliyetlerini sürdüren ilgili madeni ocağına patlatma paterni eklenmesi ile ilgili projeye Balıkesir Valiliği tarafından verilen ‘ÇED gereli değildir’ raporuna Ayvalık Belediyesi tarafından dava açılmıştır. Davaya Ayvalık Tabiat Platformu belediyenin anında müdahil olarak katılırken maden şirketi de Valilik yanında müdahil olmuştur.
Davaya Bakan Balıkesir 2. İdare Mahkemesi maden ocağının 1954 yılından beri çalıştığını ve ruhsat alanında 1993 yılından itibaren herhangi bir değişiklik mevcut olmadığını belirterek, ocağa patlatma paterni eklenilmesi ile daha kısa sürede daha fazla cevher elde edilmesinin amaçlandığı, maden sahasında mutlak tarım arazisinin bulunmadığı, patlatma paterninin tarımsal faaliyetler ile flora ve fauna için herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığı, maden sahasında gerekli set ve kuşaklama yapılarak kirli suyun Madra Barajı kaynaklarına ulaşımının engellendiği gibi gerekçelerle davayı reddetmişti.
Yerel mahkemenin ret kararı Danıştay’da temyiz edildi
Yerel mahkemenin bu kararını temyiz eden Belediye ve Tabiat Platformu mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunda birçok eksik olduğuna dikkati çekmişti. Temyiz dilekçesinde madenin Madra Barajı kolları ile çevrelendiği belirtilerek “Madenin yeraltı suyu seviyesinin altına inecek olması, barajla doğrudan etkileşime geçecek olması, patlatma ve kazı ile yer altı suyu örüntülerinin bozulacak olması nedeniyle hidrojeolojik durumun mutlaka hidrojeoloji konusunda uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği” ileri sürülmüştü.
Maden ocağı işletmelerinde yapılan patlatmaların çatlak/mağara sistemini bozduğunun aktarıldığı temyiz dilekçesinde çökmelere ve su yollarının değişmesine, suyun derinlere kaçmasına sebep olunması nedeniyle bu su kaynaklarını kullanan çiftçiler ile yerleşim alanlarına zarar verildiği dile getirildi.
Baraj yanındaki madeni inceleyen bilirkişi heyetinde su uzmanı!
Dosyayı görüşen Danıştay 4. İdare Mahkemesi yerel mahkemenin kararına dayanak aldığı bilirkişi raporunu düzenleyen heyet üyeleri arasında hidrojeoloji uzmanı bulunmadığı gibi, maden faaliyetlerine patlatma paterni eklenmesine ilişkin projenin, etki alanında bulunan yeraltı ve yerüstü sularına ve Madra Barajı’nı besleyen su kaynaklarına etkisi hususunda yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme bir üyenin karşı oyuna 4 üyenin kabul oyu ile bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna vardı.
Danıştay 4. Dairesi’nin kararında “Uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, özellikle hidrojeolojiye ilişkin tespitler yönünden aralarında; hidrojeoloji uzmanının da yer aldığı bir bilirkişi heyeti ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.
Zeytinciliğin ıslahı ve yabanilerinin aşılanması hakkındaki kanun
Sahanın 3 kilometreden yakın mesafelerde zeytinlik olan parseller mevcuttur. Ocak sahasında belirtilen koordinatlarda ilgili yönetmelikten önce ruhsat alınmış olması sebebiyle 23.08.1988 tarihinde faaliyete başlamış olduğu alanda kapasite artışı yapmamak kaydıyla faaliyetine ancak o zaman devam edebilir.
Pasa atık sahası iki kere dereye çöktü
Karaayıt Demir Madeni 2019 yılında madenin atıklarını depoladığı pasa sahasının bir yılda iki kez çökmesi ile gündeme gelmişti. Köyün altından geçen dereye karışan atıkların içindeki ağır metallerin ve zehirli kimyasalların Ayvalık ve çevresinin içme ve sulama suyunu sağlayan Madra Barajı’na karıştığı ileri sürülmüştü. Firmanın köylülerin son mera alanlarını da maden sahası içine katma çabası köylülerin direnişi sonrası başarılı olamamıştı.
“Maden evime 30 metre mesafede !”
Madenin atık sularının derelere karıştığını ve bu suların da Madra Barajı’na aktığına dair görüntüleri paylaşan köylülerden Hüseyin Kocakanat, evinin madene 30 metre uzaklıkta olduğunu ve bu evde 7 kişilik ailesiyle yaşadıklarını söyledi. Kocakanat, “Köyümüzde 140 hane var. Yaklaşık 300 seçmeni var bu köyün. Biz bunun tozundan, pisliğinden, kokusundan çok mağdur durumdayız. Demir ve bakır cevheri hemen köyün biraz ilerisindeki ocaktan çıkarılıp daha yakınımızda olan tesislerde işleniyor. Bizler çok kötü durumdayız. Maden şirketi meralarımızı almak istiyor. Daha önce de karşı çıkmıştık ama bir şekilde aldılar.Bizim hemen altımızda Madra Barajı var. Bu barajın suyuyla Altınova’nın zeytinleri, bamyaları sulanıyor yani bizim geçim kaynağımız. Biz havyancılıkla, zeytin ve bamya ile ayakta duruyoruz. 150 kişi var işletmede, bunun 17 kişisi köyümüzden ama onlar da işlerinden memnun değil” diye konuştu.
İşletme ruhsatı ve işletme izni Madra Barajı’nı da kapsıyor
Şirket tarafından işletilen, 489 sicil numara 1009709 erişim no’lu ruhsat ve işletme iznine sahip “Ayazmant Demir Cevheri Zenginleştirme Tesisi” Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Karaayıt köyü mevkiinde yer almaktadır. Söz konusu işletme tesisi ve üretim yapılan maden ocağının ruhsat alanı ve işletme izni Madra Barajı’nın menba kısımında ve beslenme alanı içerisinde yer almaktadır.
“Otlar simsiyah!”
Karaayıt köyü muhtarı Bayram Kaçar ise madenin sağlığa, çevreye, hayvancılığa ve tarıma çok büyük zarar verdiğini belirterek “Maden köyümüze 30 metre uzaklıkta, köyümüzün neredeyse içinde. Tozdan başımızı kaldıramıyoruz. Hayvanlarımızı otlamaya götürüyoruz, otlar simsiyah! Madenin atık sularını taşıyan kanal, yağmur yağınca derelere karışıyor. Bu kirli su, simsiyah bir şekilde Madra Barajı’na akıyor. Madra Barajı Dikili, Altınova ve Ayvalık’ın içme suyunu karşılıyor. Bu barajla çevredeki tarlalar da sulanıyor ve bu baraj her şeyimize zarar veriyor” dedi.
Muhtar Kaçar, köyünde hayvancılığın yanı sıra zeytin, çam fıstığı üreticiliği gibi faaliyetlerin de yapıldığını belirterek “Maden on yıldır zaten yaşamımızı kabusa çevirdi. Şimdi 120-130 dönüm daha mera alanımızı istiyor. Buraları da verirsek hayvanlarımızın otlayacak alanları tamamen ortadan kalkacak” diye konuştu.
Ayrıca Muhtar Kaçar, “Yetkililer bizlere yardım eden diyor. Çocukların çoğunun broşit olduğunu, gürültü ve tozdan dolayı aşırı rahatsız olduklarını, şirketin meralarında atık barajı yapmak istediklerinden dolayı aşırı rahatsız olduklarını söyledi. Davanın hazırlık sürecinde görüşüne başvurduğumuz jeoloji mühendisi Prof. Dr. Murat Kavurmacı , jeoloji yüksek mühendisi, tıbbi jeoloji uzmanı Dr. Eşref Atabey’e, davanın her aşamasında emeğini esirgemeyerek teknik görüş sunan maden yüksek mühendisi M. Esenay Hacıosmanoğlu’na, Ayvalık Belediye Başkanı Sn. Mesut Ergin’e, Av. Canan Yılmaz’a, gönüllü olarak davamızı üstlenen Av. Gülsüm Özdemir arkadaşımıza ve tüm yaşam savunucusu dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
Kaynak : Özer Akdemir-Evrensel-Ayvalık Tabiat Platformu