İnsanlar çalışarak ömrü boyunca çalıştığı emeğinin karşılığını alabileceği bir emeklilik hayaliyle yaşarlar. Günümüzde pazar torbasını doldurmak için defalarca etiket fiyatlarına bakıyor, en iyisi, kalitelisi değil, en ucuzunu almaya çalışıyor. Aldığı malın parasını öderken eli titriyor. Yaşlı, genç hastane koridorları dolup taşıyor. Yediğimiz, ucuz kalitesiz “Sahtekârların insan hayatlarıyla onayarak daha çok para kazanmak için her yiyeceğin sahtesini ve merdiven altlarında yaptıklarından, üreticilerin sebze ve meyvelere verdikleri “Pestis” ilaçlamalardan yediklerimizle gözlerimizi hastanelerde açıyoruz.
Aldığımız maaşlar ilaç paralarımızı almayı karşılamıyor. Herkesin gözü yurt Dışına kaçmakta görünüyor. Buradan şunu söylemek istiyorum özellikle gençlerimize yurt dışında istediğiniz hayat ve yaşam şartları çok daha pahalı. Yine doğduğun büyüdüğün Türkiye toprakları olduğunu da unutmayalım. Türkiye de hep kötü işler olmuyor. Çok güzel işler de var. Türkiye Devleti’nin yaptığı milli savunma dünyanın dev ülkeleriyle yarışmaya başladı. Devlet, milli savunma hizmetlerine harcadığı kadar vatandaşını da düşünerek Vatandaşın yaşayabileceği ve kimseye muhtaç olmayacağı insan gibi yaşayabileceği bir maaşı vermesi gerekir. Kiralar aldı başını gitti. Marketlerde raf fiyatlarına ulaşılamıyor. Kiracı ev sahibi anlaşmazlıkları, ev sahibi, kiracı cinayetleri artmaya başladı. Devlet ya sosyal veya TOKİ Konutları üretip vatandaşına ucuz fiyatla, kira öder gibi ödeyip ev sahibi yapmak mecburiyetindedir…
Ekonomi, yalnızca piyasa dengelerinden ibaret değildir; aynı zamanda bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarını doğrudan etkileyen güçlü faktörlerden biridir. Ekonomik belirsizlik, toplumda korku ve endişeyi artırırken, umutsuzluğu da tetikliyor. İşsizlik, geçim sıkıntısı, temel ihtiyaçlara bile ulaşamama kaygısı, bireyin psikolojisini ciddi şekilde depresyona sokuyor. Bu nedenle suç oranları artmaya başlar. Zor durumda ki insanlar geçineceği parayı bulunmazsa suç işleme eylemine bulaşırlar. Bunu önlemenin de yolu insanların geçine bileceği maaşları devletin bireylerine vermesidir. Devlet, İşçisini, Memurunu, emeklisini süründürecek duruma getirmemesi gerekir. Aksi takdir toplumsal patlamaların önüne geçemez duruma gelir…
SOKAK ÇAĞRISI
Bir zamanlar HADEP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da halkı sokaklara çağırmıştı. Sokağa çıkan insanlardan 65 kişi hayatını kaybetmişti sokak çatışmalarında. O insanları sokağa çağıran Selahattin Demirtaş, şimdi nerede? Cezaevinde hesap veriyor… Sokak tehlikelidir. Sokaklar karanlıktır. Sokağa çağıranlar da “Dokunulmazlıklarına güvenmemledir. Gün gelir o dokunulmazlık kalkar.” Bununda bilinmesi gerekir. Türkiye de yaşayan her insan kim olursa olsun, Türk adaletine güvenmelidir. Dövizdeki tırmanış, hayat pahalılığını şimdi çok daha fazla tetikliyor, her şeyin çok daha pahalı olacağı günlere doğru son sürat gidiliyor. İnsanların alım gücü hızla düşerken, temel ihtiyaçlara ulaşmak bile zorlaşıyor. Gıda, kira, sağlık ve eğitim gibi en temel alanlarda yaşanan fiyat artışları, toplumsal refahı hızla geriye çekiyor. Artan mali baskılar, bireylerin stres seviyelerini yükseltirken, aile içi huzursuzlukları, psikolojik rahatsızlıkları ve hatta suç oranlarını da tetikliyor…