İki tabir, tasvir. 'Kabak tadı, 'Temcit pilavı' İkisinin de anlamı şudur; 'hep aynı konu bıktık artık'. Şahsımda bıktı, bu son. Mücver patateslisini de yapan var, kabağı harika gider. Temcit pilavını da yerim. Şimdiler de döküyor, pahalı her şey diyenler. Isıt ısıt olsa da, olsun ne çıkar. İftardan sonra artan, sahurda tekrar ısıtıp yenen pilavdır. Olsun yeriz, biz böyle büyüdük. Başka şeyleri yedirmeye kalkmasınlar yeter ki. Tutana da tutmayana da tutamayana saygıyla, hoşgörüyle. Bugün ilk gün, bereketli, rahmeti bol olsun. Umarım akıllanırız. Yiyemezsem çöpe atmam, kuşlara ikram ederiz, bayram yaparlar. 'Yabancı hakem' konusu da böyle. Kabak gibi tatlı olmasa da, pilav kadar güzel olmasa da. Son kez yazıyorum ne halleri varsa görsünler. Sanki ceplerinden veriyorlar. Parasızlıktan transfer yasağı alan, kulüpler bile istiyor. Pes yani. Onlar veriyor aslında. Yarın zam da ister eloğlu. 'Bize de bize de yabancı hakem' diye yarışa girdiler. Oysa onlara da birşey olmuyor, kulüplerimize oluyor, olan. 'Nasıl bakarsan öyle görürsün'. Bizdeki aşırı, bünyeye zarar 'yabancı hayranlığı' ve de 'yabancı seviciliği' yüzünden. Krallar gibi başladı. Oysa, 'kral çıplak'. Kimse gıkını çıkarmadı, güvenlik emniyet önlemleri harika. Bir tane bile çakmak, köşe vuruşu sırasında su petleri atılmadı, sahaya dalan olmadı, yardımcı hakeme tekme atan seyirci olmadı. Neden? Yabancı hakem sayesinde mi, yoo. Şartlanmışlık, celladına aşık olma, pes etme, falan filan. Böyle bir maçı ben de yönetirim, ünlü, klas olmaya gerek yok ki. Hatta şöyle ifade edeyim. Yıllar önce Kadir İnanır'ın filmindeki gibi yüzünü değiştir. Eşi bile tanıyamadı. Sesi de değişti, kokusundan şüphelendi. Yabancı hakem maskesi tak bizim Halil Umut Meler'i valla gıkları çıkmaz kimsenin. Aynı kararları verir, fark eden olursa. Çeker giderim. İş iyi hakem olmak da değil ki, baştan iyi ve başarılı diye kabullenmişlikte. Bizimkilere sahip çıkmazsan. Başkasının ağzının içine bakarsan. Bu kadar yerine dibine sokarsan. Hoşgörü kalmamışsa. Bugünlere geliriz, işte böyle. Kendi kardeşini ezer, döver, söver ama. Komşu çocuğu ile 'kanka' olur, her yere beraber gider. Yanlış yoldan dönün, yolunuz yol değil. Sadece dış görünüşüne, güzelliğine bakıp evlenmek gibi. Sabah uyandığındaki halini gördün mü? Yoo, bu da aynısı.
MASKE TAK SAHAYA SÜR, AYNISI
Hocalarım sıfatı baştan, toptan yazayım. Serdar Çakman, FİFA hakemi. O kokartı gerçekten hak edenlerden. 'Küfüre isyan etti', maçı bıraktı, düdüğü astı. Tam tersini yaptılar, hakemliği bıraktırdılar. Hem de anlı şanlı kokartıyla, en iyi zamanında. TFF'si ne yaptı? Başkanıyla, yönetimiyle, MHK'si de üyeleriyle, sustu. Kulüplere çalıştı, üstüne üstlük yetmedi maç tekrarlandı. Küfür yokmuş gibi. O maça da hakem gitti, yerli hem de. Utanmadan, sıkılmadan. Yalnız bırakıldı Çakman. Ertuğrul Dilek, FİFA hem de ne FİFA. En liyakatlisinden, GDO'suzundan. 52 derbi yönetti. Yazıyla elli iki. Kırk defa haftanın hakemi, on iki kez yılın hakemi seçildi. MHK üyesi idi. TFF başkanı bir kupa finalinde kurulun oyların tamamına yakınının onayını alan Orhan Cebe yerine, başkasına maçı verince. Dilek, şak diye istifa etti. 'Hakemleri odaya kilitleyen, yabancılara kapıyı, pencereyi, bacayı ardına kadar açtı. Kulüpler de 'Bize de bize de' diyor. Yanlış yol. Bizim evlatlarımıza güvenin. Yalnız bırakmayın, beceremeyenleri de gönderin. Halil Atalık, FİFA olamayanlardan, yapılmayanlardan. Şimdi ki gazoz kapağından çıkmıyor ki. Zor maçların hakemi, beyefendi insan Halil Atalık. Özge Kanbay, Ertuğrul Dilek gibi Manisalı. FİFA olacak hakemdi, ömrü yetmedi, mekanı cennet olsun. İyi ki bir Cüneyt Çakır çıktı. Beğenmeseniz de, 'her alanda' en genç unvanını aldı, bizdeki bazıları ona gıcık ya. Dünya çapında hakemdi, dünya çapından eğitimci olan Cüneyt'in rekoru kıracak hakem arıyorlar. EGO işte, böyle bir şey.'Biz bulduk' diyecekler ya. Bütün mesele bu. Hakem, kavun karpuz gibi hakem seçilmez. Dışını yağ ile parlatırsın, içi ya. Kesmeden anlayamazsın. En iyisi mi, TFF de MHK de yabancı olsun. Stat çevresindeki gevrekçi de gazozcu da. Yok o kadar değil mi diyorsunuz. Gidişat onu gösteriyor. Hatta seyircileri de yabancı yapalım. Forma aşkınızla dalga geçiyorlar. Bu işlerin çivisi çıktı değil, ortada çivi filan kalmadı. Raptiye var sadece. Tutmuyor, tutmayacak işte göreceksiniz...