Hatırlar mısınız, eskiden başta askeriye olmak üzere, devlet kurumunun belirli kademelerinde işe alınacak ya da evlenecek gençler hem ailesi ile incelenir hem de mahallesinde komşularından sorulurdu. Yani “nasıl bilirdiniz?” Daha yaşarken sorulurdu. Dönemin istihbaratı buydu. Konu komşu görüşü, ailenin nasıl tanındığı en geçerli delildi. Buradaki cevaplara göre düğün kurulur ya da evrak onaylanırdı.

Bugün elbette teknoloji, internet olanakları, mecralar basit istihbarat işini farklı yollara yönlendirdi, sonuçları da hiç silinmeyecek bir evrende kayda aldı. Suç, masumiyet, günah, sevap hepsi burada, bir arada ve ihtiyaç anında el altında.

Hal böyle olunca kapıya gelen de olmuyor ama kaçımızın büyüdüğüne şahit olan, hakkında iyi şeyler söyleyecek komşusu kaldı? Düşünmeden edemiyor insan.

Beklentiyi büyütmeyelim, kaçımızın iyi şeyler söyleyecek komşusu kaldı?

Kaçımızın komşusu kaldı?

Evet mesele bu, işe aldıran, ev kurduran komşuluk, iyi halini kötü halini bildiren, zor zamanda omuz omuza durduğun mahalle geleneği, apartman kültürü nerede?

Bugün biri için iyi insan olma şartını arayacak olsak, kime soracağız? Bence mesele bu. Bunu biraz düşünelim.