Dilekçe yazmak aslında ne demektir?

Başak Yasemin KUMAŞ
13 Eylül 2021

Daha önceki yazılarımızda 3071 sayılı dilekçe kanunu ve 4982 sayılı bilgi edinme kanunları hakkında bilgiler aktarmıştık. Esas önemli olan husus dilekçe nedir ve neden yazılmalıdır, bunu kavramakta yatar.
Dilekçe ile kanunlar çerçevesinde yetkili kurumlara başvuru yapmak ancak demokratik hukuk sistemlerinde mevcuttur. Anayasal zeminde kanunlar ve yasalarla yönetilen bir toplum ferdi iseniz, dilekçe düzenlemek aynı zamanda görevinizdir.
Dilek veya temenni şeklinde yapılan başvurularda resmi bir yerden ya doğrudan doğruya kendisi ya da kamusal bir iş için olabilir. Yetkisi dahilinde olan makamdan bir eylem ya da bir karar istemek de bir dilekçe sebebidir.
Şikayet şeklindeki dilekçeler de yasaya aykırı faaliyetleri bildirip gereğini talep etmektir. Şikayetlerde genel anlamda haksızlığa uğrayan bir kişi ya da kurumun çıkarlarının zedelenmesi ya da hukuk düzenindeki aksaklıklar ortaya konur.
Bir hatanın düzeltilmesi ve adaletin sağlanması için hukuk davaları veya savcılık suç duyuruları ne kadar gerekli adli mekanizmalar ise, dilekçe ile talep etmek de aynı ölçüde önemlidir. Dilekçe hakkı, bireylerin kendileriyle veya kamusal işlerle ilgili olarak, tek başlarına veya topluca yargı dışında kalan devlet organlarına, dertlerini, sorunlarını, şikâyetlerini, uğradıkları haksızlıkları ileterek çözüm bulmalarını istemelerinden ibaret bir “insan hakkı” olarak tanımlanmıştır.
Dilekçe bazen çözüm önermek veya uyarmak maksatla da kullanılır. Bu yönde son yıllarda internet ortamında imza kampanyaları organize edilmiştir. Her ne kadar internet ortamı şu ana kadar kayda değer etki yaratmamış da olsa, geleceğin mecrasındaki bu atılımlar da önem arz eder.
Yine de toplumda bir birey olmanın sorumluluğu ile insanların şahsen duyarlı olmaları, düzenin iyileşmesine katkıda bulunmaları esastır. Bu düzeni ben mi değiştireceğim? Yanılgısı ile sorumsuz hareket etmek ne yazıktır ki son yıllarda bulaşıcı bir hastalık kadar etkili olmuştu. Her birimizin bütünü oluşturan parçalar olduğumuzu da unutmuştuk.
Bizler, dilekçe alışkanlığını benimsetmek, yaygınlaştırmak üzere çaba sarf eden sivil inisiyatiflerin karşısında çoğu zaman talepte bulunduğumuz yetki sahipleri yani kamu yer alır. Alışılagelmiş hatta düzen haline gelmiş bozuk gidişatın iyileşmesi yönünde çabadan bir miktar angarya hissi ile rahatsızlık duyanlar olabilir. Ancak özünde dilekçe yazmak, o makamı ‘saymak’tır. Hukuken tanımak ve ona itibar etmek demektir.
Aslında dilekçe bütünüyle, yanlış olan konuların düzeltilmesi veya iyileştirilmesi, hatta yeri geldiğinde şikayete konu edilmesi demek, anayasal düzlemdeki demokratik hukuk sisteminin teminatıdır. Olaya diğer açıdan bakarsak ne mi olur?
Kendi kendini yöneten yani illegal olarak tabir edilen oluşumlar açığa çıkar. Toplumu ilgilendiren sorunu, ortak akılla, yasalarla değil, kendi marifeti ve bir kısım menfaati ile çözmeye çalışan kişiler, gruplar türer. Orman kanunları hakim olur. Kimse hiçbir otoriteyi saymaz ve tanımaz. Böylesi toplumlar anarşi ve terör toplumu olarak kabul görür ve dünya düzeninde dışlanırlar.
Her nasıl ki oy vermek bir ödevdir, dilekçe ile sistemin içinde yer almak da aynı derecede zaruridir. Aksi halde sadece başına gelenlerden yakınan, ileri gidemeyen, geri giden bir güruhun parçası olunur. 3071 sayılı dilekçe kanunu ve 4982 sayılı Bilgi Edinme hakkı sizler için tesis edilmiş yasal haklarınızdır. Onları kullanın!

Behçet Kemal Çağlar’ın ‘Hudut Nöbetçisine İthaf’ şiirinin muhteşem öyküsü…

Beslenme çantasına dikkat!