Döner mevzusu

Bodrum
Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU
1 Temmuz 2020

Türkiye’de gündem çok hızlı değişiyor. Gün içerisinde bir siyasetçinin, magazin figürünün, bir kurum ya da kuruluşun başındaki bir kişinin söylediği söz ülkede anında tartışma konusu olabiliyor. Bu durumda sosyal medyanın payı büyük. Twitter’da başlayan tartışma tüm ülkeyi etkisi altına alırken olumlu ve olumsuz yorumlar bir anda sıralanıyor.

Birkaç gün sonra da herkes hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden hayatına devam ediyor. Ekonomi, işsizlik, pandemi filan olduğu noktada sessiz ve derinden bir şekilde hayatımızda kaldığı yerde duruyor.

Geçen haftanın en büyük tartışma konusu da Bodrum’da bir beach club’da çekilen adisyon görüntüsüydü. Adisyonda Euro cinsinden yazılan fiyatlar bir anda ülke gündemine gelirken, dönerin fiyatının 370 TL olmasının mantığını anlamaya çalışanlar bir bardak suda fırtına koparmayı tercih etti.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın tartışmalar devam ederken söylediği söz ise tartışmanın daha da alevlenmesine neden oldu. Başkan Aras’ın ilçedeki bir işletmede satılan ‘370 liralık dönerle ilgili yaptığı ve tartışma yaratan ‘Turistin cebindeki parayı sonuna kadar almakla mesuluz’ sözlerinin ardından yeni bir açıklamada bulundu.

Haber Global canlı yayınına katılan Aras, “Yabancı turistlere daha fazla para harcatmamız gerekiyor. Ucuz turist mekanı olmayalım. Türkiye, tarihi doğal güzellikleriyle, turizme verdiği önemle özel bir coğrafya. Akdeniz ve Ege’nin birleştiği yerde, uzun sahil kıyıları olan, antik medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir yer. Neden ucuz olsun? Ben turistlerin mümkün olduğu kadar fazla harcama yapması gerektiğini söyledim. Kendi halkımıza böyle yaklaşamayız” ifadelerini kullandı.

ZORLA MI YEDİRDİLER?

Başkan Ahmet Aras’a katılmamak mümkün değil. Tartışmayı alevlendiren birçok kişi bu fiyata döner satılamaz, satılmamalı yorumunda bulunuyor. Peki, neden satılmasın? Herkes döneri her mekanda aynı fiyata yemek zorunda mı? Türkiye’de döneri 20 TL’ye de satın alabileceğiniz yer var, 500 TL’ye de. Devlet çıkıp dönerin fiyatı şu olacak diye bir düzenleme yapamaz, yapmamalı.

Zira mekanın kalitesi, ortamı, servis şekli, konumu gibi farklı kriterlere göre mekan fiyatlarını, menüsünü ona göre ayarlayabilir, ayarlamalı da. Markete çıktığınızda aynı ürünü farklı markalara ve kalitesine göre sınıflandırıp, ona göre eder, etmez muhakemesi yapıp satın almıyor muyuz?

Döneri 370 TL’ye satan işletmeye gitmezseniz ve satın almazsanız kimse neden size oradan döner yemediniz diye sormaz. Ancak bu mekanda menüde 370 TL yazdığını görüp, döner sipariş edip sonradan gelen hesaba itiraz ederseniz orada bir saçmalık var demektir. Kimse size zorla bir şey satmadığı gibi bu durumdan şikayetçi olursanız gerçekten art niyet ararım.

Turizmin doğasını anlamak lazım. Yüksek gelir seviyesine sahip kişiler kendilerinde kaliteli hizmet alıp, bunun ederinin o fiyat olduğunu düşünüp, o fiyatı ödemek isteyebilir. Ödemek istemeyen ise o mekana gitmek durumunda değil. İşletme aldığı ödeme karşılığında fatura kesip, vergi ödüyorsa üzerine tebrik etmek lazım. Zaten turizm de katma değer yaratmak değil mi?

Döner konusunda tartışma yaratan kitlenin işgal altındaki plajlar, vergisini ödemeyen işletmeler, kaldırımları işgal eden işletmelerle ilgili tepki koymaları daha mantıklı. Piyasadaki fiyatları alıcı-satıcı arasındaki ilişki belirlemeli. Gerisi hayalcilik oluyor, kimse kusura bakmasın.

tablo-yazi

Fatih’in İstanbul’a dönüşü

chpnin-kurultay-tarihi-belli-oldu

CHP mahkemelik olur mu?