Medeniyet mi? Doğa mı?

Başak Yasemin KUMAŞ
24 Ekim 2020

Likit gıdalar, tarih boyu, deri mataralar, küpler, metal kap kacaklar ve en son cam materyallerden oluşan oldukça farklı metotlarla muhafaza edilmişti. Ancak likidi kutuya koyma fikri, İsveç’li iş adamı Dr. Ruben Rausing’e aitti. Bu fikir insanlık tarihinin son 70 yılına yön verecek bir buluşun kapısını aralamıştı.
Lund’daki ilk fabrika kremayı paketlemek için yola çıkmış, kağıt malzemenin iç kısmına plastik kaplamak şeklinde bir prensip ile işe başlamış ve oldukça başarılı olmuştu. Hemen ardından, fikir Stockholm’de kurulan ikinci fabrikada geliştirilmiş, kutu içten ve dıştan plastik malzeme ile kaplanarak güçlendirilmiş. Ambalajın taşıma kapasitesini ve sağlamlığını artırmak üzere alüminyum folyo ilave edilmiş ve böylece süt muhafazası ve nakil edebilme kabiliyeti doğmuştu. Hafif ve dayanıklıydı. Bir litreye kadar sütü kutulara sonrasında kolilere yükleyip sevk edilme kabiliyetli ambalaj çok kısa zamanda İsveç’ten Avrupa’ya, Amerika’ya ve tüm dünyaya yayıldı. Bugün kullanılmakta olan ambalajlar 6 katmandan oluşuyor. Plastiğin hammaddesi polietilen bu katmanlardan 4 ünü, diğerlerini de alüminyum ve karton oluşturuyor. Yılda milyarlarca adet üretilen bu pratik ambalajın geri dönüşüm kaygısı, 80 li yıllara kadar 30 yıl beklemişti. Dıştan içe her katmanın ayrılması ve geri dönüşmesi oldukça sıkıntılı ve maliyetli bir süreçti. Bu yüzden uzak doğuda, geri dönüşüm tesisleri kuruldu. Ne var ki tüm malzemeyi yüzde 100 ayrıştırmak ve dönüştürmek mümkün görünmüyordu. Kutuda kullanılan karton kısmın hammaddesi ağaç ve ormanlar için de hassasiyet gereken bir üretim kapasitesine ulaşılmıştı.
Çevrecilerin de baskısıyla 2010 yılında firma kendi namına sorumluluk aldı. Teknolojinin ilerlemesi ile plastik yerine bitki bazlı silikon malzemelere yönelmesi ancak 2015 yılında o bilinen firmada başlanmış bir uygulamadır ve maliyeti de etkilemiştir. Geri dönüşüme verdiği önem nedeniyle nihayet 2016 da “en fazla dönüşebilen” sertifikasını almıştır. Ancak o meşhur firma bugün yalnızca kendi imalathanelerinde yılda 200 milyardan fazla kutu üretiyor. Ve onun dışında dünya çapında birçok firma da muadili kutu üretiyor. Diğerlerinin üretim hacmi, çevre hassasiyetleri ayrı bir muammadır. Dönüşemeyen ve ayrışamayan malzemeler, ekosistemdeki kirlilik olarak kalıyor.
Tek kullanımlık plastiklerin yasaklandığı Avrupa ülkelerinin birçoğu bizlerin eski alışkanlıkları olan depozitolu cam şişe geleneğimize geri döndü. Amerika’nın en çevreci şehri Austin Teksas bizim eski geleneklerimiz, depozitolu şişeler, file pazar çantaları ile yaşıyor. Ülkemizde de hafta içi depozitolu cam şişe uygulamasının tekrar yürürlüğe konması sevindirici oldu. İnsanoğlu kolay, pratik ve en fazla kazançlı işlere kafayı taktığı son yüzyılda dünya kirliliği, yerküremizde sağlığı ve yaşamı  tehdit eder boyutlara ulaştı. Süt kutusunun 70 yıllık serüveni bunlara örneklerden sadece biridir. Gerçekten o kadar da gerekli midir sorusunu akıllara getirir. Evet bugün marketler süt kutuları ile doludur ama halen her eve süt giremez, ayrıca birçok gıda ürününde olduğu gibi tüketildiğinden çok daha fazlası ziyan olmakta veya çöpe gitmektedir. “Yeterince sağlıklı mıdır?” sorusunun muhakemesini sizlere bırakıyorum. Depozitolu cam şişenizi tercih etmeniz dileğiyle.

500 günün hesabı

Panik ve heyecan butonları