Son dönemde dünya ekonomisi, art arda gelen politik ve finansal sarsıntılarla yeniden dalgalı bir döneme girdi. Küresel ticaret düzeninde ABD’nin yeniden gündeme getirdiği korumacı politikalar ve gümrük tarifeleri, uluslararası ekonomik ilişkilerde yeni bir kırılganlık yaratırken, Türkiye'deki siyasi gelişmeler ve mevcut para politikası uygulamaları da iç piyasalarda baskıyı artırıyor.
ABD’nin küresel ticarette kuralları yeniden yazmaya çalıştığı bu süreçte, başta Çin olmak üzere birçok ülkeyle yaşanan gerilimler sadece siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Gümrük vergilerinin artması, küresel ticaret hacmini daraltıyor, maliyetleri yükseltiyor ve tedarik zincirlerini zorluyor. Yurt içinde yaşanan siyasi sarsıntı ise döviz kurunda dalgalanmalara ve piyasa faizlerinin yükselerek şirketlerin finansmana erişiminde yaşanan zorlukların yanında yüksek faiz ile uzun bir süre daha mücadele etmesine sebep oluyor. Tüm bu gelişmeler, zaten kırılgan bir zeminde ilerleyen Türkiye ekonomisinin istikrar arayışını daha da zora sokuyor.
KORUMACI POLİTİKA
Küresel piyasalarda korumacı politikaların etkisiyle yaşanan belirsizlik, volatiliteyi tarihi seviyelere taşımış durumda. ABD Başkanı Donald Trump’ın, 75 ülkenin talebi doğrultusunda gümrük tarifelerini 90 gün erteleme kararı alması ve bu süre zarfında müzakere çağrısı yapması, başta ABD borsaları olmak üzere birçok küresel piyasada yüzde 10’lara varan hızlı yükselişlere neden oldu. Ancak bu tepki alımları, yapısal bir iyileşmeye işaret etmekten uzak. Çin ile devam eden ticaret savaşı hâlen çözülmemiş durumda ve 90 günlük geçici sürenin ardından tarafların nasıl bir yol haritası çizeceği ise belirsizliğini koruyor. Bu nedenle, kısa vadeli toparlanmalara rağmen piyasalarda kalıcı bir yükseliş trendi oluşması zor görünüyor. Yurt içinde ise siyasi gelişmelerin etkisiyle artan kur baskısı, finansal piyasalarda kırılganlığı derinleştiriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz kurundaki yukarı yönlü hareketlere karşı para politikasında ilave sıkılaştırma adımları atarak müdahalede bulundu. Para Politikası Kurulu’nun yaptığı ara toplantıyla gecelik borç verme faiz oranı yüzde 46’ya yükseltilirken, haftalık repo ihaleleri durdurularak piyasaya fonlamanın gecelik faiz üzerinden yapılacağı açıklandı. Bu adımla birlikte Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti (AOFM) 3,5 puanlık artışla yüzde 46 seviyesine çıktı. Bu gelişmeyle birlikte TCMB’nin faiz indirim patikasında gecikme yaşanması kaçınılmaz oldu. Özellikle 2024 yılı boyunca şirket kârlılıklarını baskılayan en önemli unsurlardan biri olan finansman maliyetlerinin 2025 yılın ikinci yarısında azalacağı beklentisi de böylece ötelenmiş oldu. Bu durum hem risk iştahını hem de hisse senetleri fiyatlamalarını doğrudan etkiliyor. BIST 100 endeksinde teknik anlamda 8.800 – 10.000 puan aralığında belirsiz ve dalgalı bir seyir bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. İç talepteki zayıflama, faizlerdeki yüksek seviye ve döviz rezervlerindeki erime gibi unsurlar, endeks üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.
YÜKSEK FAİZ
Yüksek faiz ortamı ve artan finansman maliyetleri, şirketlerin nakit akışlarını zorlarken yatırım kararlarında da belirsizliğin devam etmesine neden oluyor. Finansman maliyetlerindeki bu artış, hem mevcut yatırımların sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor hem de yeni yatırım planlarının ötelenmesine yol açıyor. Özellikle krediye dayalı büyüme stratejisi izleyen şirketleri önemli ölçüde baskı altına alıyor. Şirket bilançolarında artan borçlanma maliyetleri nedeniyle faaliyet kâr marjlarında daralma gözlemlenirken, birçok sektör özellikle kısa vadeli finansman ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. Yüksek kredi faizleri nedeniyle işletme sermayesini çevirmekte zorlanan KOBİ’ler başta olmak üzere pek çok firma, üretim kapasitesini sınırlandırma ya da yatırımları askıya alma yönünde kararlar almak zorunda kalıyor. Bu durum hem iç talepte daralma hem de sanayi üretiminde ivme kaybı ile sonuçlanıyor. Sanayi, üretim ve yatırım ortamındaki bu belirsizlik, iş gücü piyasasını ve uzun vadeli büyüme potansiyelini de olumsuz etkiliyor. Yeni istihdam yaratma kapasitesinin sınırlanması, özellikle genç işsizlik oranlarının yüksek olduğu ekonomimizde sosyal ve ekonomik kırılganlıkları daha da artırıyor. Öte yandan, kurdaki oynaklık ve döviz cinsi yükümlülüklerin maliyetler üzerindeki baskısı, ihracat yapan firmaların rekabet gücünü de törpülüyor. Bu nedenle döviz kurunun istikrarlı bir patikaya oturtulması ve finansal istikrarın sağlanması, şirketlerin mali sürdürülebilirlikleri açısından kritik önem taşıyor.
Sonuç olarak, mevcut ekonomik konjonktür, yüksek faiz ve sürekli artış trendinde olan üretim maliyetleri şirketlerin kârlılığını doğrudan etkileyen bir tablo ortaya koyuyor. Piyasaların öngörülebilirliğe duyduğu ihtiyaç her zamankinden daha yüksek. Bu nedenle, para politikasının yanı sıra yapısal reformlarla desteklenen bir ekonomik perspektifin hayata geçirilmesi hem reel sektör hem de finansal piyasalarda güvenin yeniden tesisi için zorunlu görünüyor.
Ekonomik veri takvimi
21 Nisan 2025, Pazartesi Çin Faiz Oranı
21 Nisan 2025, Pazartesi Türkiye Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi
22 Nisan 2025, Salı Türkiye Tüketici Güven Endeksi
23 Nisan 2025, Çarşamba Euro Bölgesi Dış Ticaret Dengesi
23 Nisan 2025, Çarşamba Japonya İmalat/Hizmet PMI (Öncü)
23 Nisan 2025, Çarşamba Almanya İmalat/Hizmet PMI (Öncü)
23 Nisan 2025, Çarşamba Euro Bölgesi İmalat/Hizmet PMI (Öncü)
23 Nisan 2025, Çarşamba İngiltere İmalat/Hizmet PMI (Öncü)
23 Nisan 2025, Çarşamba ABD İmalat/Hizmet PMI (Öncü)
24 Nisan 2025, Perşembe Türkiye Kapasite Kullanım Oranı
24 Nisan 2025, Perşembe Almanya Cari Durum Endeksi
25 Nisan 2025, Cuma Japonya TÜFE (Aylık-Yıllık)
25 Nisan 2025, Cuma İngiltere Perakende Satışlar
25 Nisan 2025, Cuma ABD Tüketici Güven Endeksi
25 Nisan 2025, Cuma Türkiye Kredi Notu Görünümü
Ekonomi ve finans sözlüğü
Hazine açığı: Belli bir dönem için Hazine’nin kamusal giderlerinin finansmanı için yapılan ödemelerin, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda oluşan açıktır.
Sistemik risk: Finansal sistemin bir kısmı veya tamamında meydana gelen bir zafiyetten kaynaklanarak finansal hizmetlerin iktisadi faaliyet üzerinde ciddi olumsuz sonuçlara da yol açabilecek şekilde kesintiye uğramasıdır (TCMB).