Yukarıdaki korkunç ilanı gördünüz. Allah içimi biliyor. “Üç ayrı pozisyona tek çalışan arıyorsunuz, üstelik asgari ücret vereceksiniz. Vallahi bu kadarcık iş için o parayı alamam. Haram olur. Evinize de geleyim, temizlik ve yemek yapayım. Çocuklarınıza bakayım, evcil hayvanlarınızı gezdireyim.” demek için aradım.
Gazetenin eski ortağı olduğunu söyleyen bir bey açtı telefonu. Ege Bölgesi'nde yerel bir gazete. Pek çoğu gibi bir zamanlar gerçek bir gazetecinin elindeyken şimdilerde siyasetle iç içe bir iş insanının olmuş. Ortaklık filan derken satmış bu bey arkadaşına gazeteyi.
Neyse, daha konuşurken adamcağız ilanın saçmalığından utandı. Reklam işinin ayrı bir departman olduğunu hatırladı. “Haber yaptığımız insandan nasıl reklam isteyeceğiz” gibi mantıklı sorular sordu. Hatta “Belki reklam için ayrı biri bulunur, bilemiyorum” bile dedi ama 1 kişiye yüklenen pozisyon sayısı bu haliyle bile 2 idi. Sonuçta burası yerel gazeteydi, öyle dedi. Belki ileride maaş da artabilirmiş.
Sonra gazetenin yıllardır iki kişi çıktığını ağzından kaçırdı. Üçüncüyü arıyorlarmış, yük bölünsün diye. İzmir’de yıllarca muhabirsiz çıkan bir gazete vardı, aynı dönemde Ankara’dan da ulusal bir gazetede benzer durumlar olduğunu öğrenmiş yıkılmıştım. Şimdi de iki kişilik gazeteyi duyunca bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Büyük yıkım…
Hoş, bir patron bir gün, muhabirin sayfa sayfa tüm gazeteleri inceleyip kimlerin kime reklam verdiğini inceleyip patrona bildirmesi gerektiğini savunmuştu ya neyse, ciddiye almadım diyelim. Dikkat edin, arkadaşlarımızın maruz kaldığı mobinglerden bahsetmedim.
Gazetecilerin başka bir iş yapmasına izin vermeyen mevzuat (ki etik olmadığına ben de katılıyorum) patronların diğer işlerine, basın kurumlarının çalışan sayısına, maaş ve özlük haklarına ne diyor? Başka işte çalışamayan basın emekçisinin, geçinebileceği maaş nasıl belirleniyor? Bir işletme, hangi dalda olursa olsun, 3 kişilik işe nasıl 1 kişi için ilan açabiliyor?
Biliyorum ülkenin derdi çok ama bu kez meslektaşlarım için yazmak istedim. Zira çalışan eziliyor, meslek ölüyor. Bakmayın teknoloji dönüşümü laflarına, sektörde çalışanın yüzü gülmüyor.
Çalışan derken pırıl pırıl iletişim fakültesi mezunu insanlardan bahsediyorum. Sistem tartışılır ayrı konu ama dirsek çürütmüş lisans eğitimini tamamlamış, orada burada çoğu zaman karın tokluğuna iş öğrenmiş gençlerden bahsediyoruz. Yazık değil mi? Emeklerin karşılığı “vasıfsız işçi ücreti”mi? Eğitimi, deneyimi, kapasiteyi sıfırlayan bu sistemde kim kazanıyor bilmiyorum ama maalesef kaybeden sektörün kendisi olacak.