Çocuktum, ufacıktım. İyi ki vardılar. Üç beş gazete, iki üç spor ve mizah dergileri ve de televizyon. Tek kanal, açılış ve kapanış, günün belirli saatlerinde. İlk önce Kadifekale, Eşrefpaşa, Yapıcıoğlu, Değirmendağ yılları. 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi, devamı. Rahmetli babam Mehmet Aydınoğlu, mis gibi kokan tazecik Yolgörmezler'den ekmek, gazete bayii Kemal abiden Tercüman Gazetesi alır, getirirdi sabah erken saatte. Ekmeği masaya, mis gibi kokulu kâğıttan ıpad değil gazeteyi yastığımın yanına bırakırdı. Gel de uyanma. Karın aç, beyin de. Uyarıcılar tam açık. Uykumuzu tam alırdık, uyku kaçıran sinyaller yok. İyi ki de internet yoktu. Kütüphane var, gazeteler var, dergiler var. Yetti, yetmişti. Daha ne olsun. Cumhuriyet Bilim Teknik, TÜBİTAK'ın dergisi, gazeteler kitap ilavesi verirdi, Gırgır ile Fırt mizah dergileri, gel de okuma. Gözler faltaşı, aylık, haftalık olurdu. Yeni sayıyı, günlerin geçmesini beklerdik. Derken öyle bir geçti ki. İzmir'imin gururu Metin Oktay'ı Lefter'i Necmi Perekli'yi Ali Kemal Denizci'yi Cemil Usta'yı Cemil Turan'ı Alpaslan Eradlı'yı Sabri Dino'yu Adnan Süvari'yi Ayfer'i Ayhan'ı ile Elmastaşoğlu kardeşleri, Hikmet'i İsmet'i Orhunbilge kardeşleri, Turgay Meto'yu, gazetelerden okurduk. Futbolculuk bittikten sonra Milliyet'te yazıyordu, mükemmel insan adaşımı. Kimler yok ki yazan. Abdülkadir Yücelman, İslam Çupi, Kahraman Bapçum, Togay Bayatlı, Ünal Tümin, Kemal Belgin, Necmi Tanyolaç, Şevket Özçelik, Necati Bilgiç, Necati Karakaya, Hasan Pulur, Rauf Tamer daha yazayım mı ? Sayfa yetmez, köşe yazılarıyla, yorumlarıyla büyüdüm. Enfes enstantaneleri bizler için ölümsüzleştiren usta foto muhabirleri Ahmet Gümüşçü, Atılay Kayaoğlu, Gazanfer Karpat, Mehmet Ali Okumuş, Ergun Ulcay, Yılmaz Canel, Hüseyin Kırcalı, Ahmet Yüksel, Şevket Uygun, İlyas Namoğlu, Selahattin Gökhan, Arif Işıldayan, Mahmut Küçük ile daha niceleri. Çok zordur, ayaz, sıcak, karanlık, yağmur, loş, güneş tepede. Golü bekler ve yakalarlardı. Şimdiki gibi de değil, sayıylaydı dialar. Koca maçtan en fazla iki makara, beş on adette yeter. Hafta içine, arşive lazım. İlk 15 dakikadan da yeterdi. Olay, vukuat, karışık durum olmazsa, tamam. Şimdi nasıl olsa, bedava. Şarjın bitmezse, çek bol miktarda. Sil veya arşivine yolla. Mailine at, yedekle. Bizim İzmir'deki tüm diaları yaktılar mesela. İnternet geldi ya, yer bulmadılar. Çocukken hangi takım iyiyse, çok iyiyse onu tutarsın. Eniştem, Allah ömür versin Mehmet Zeki Açıkalın, sıkı Fenerbahçelidir. Ödemiş'ten gelir. Fenerbahçe'nin maçlarına götürürdü, sayesinde izlerdik. Bir de Altay, Göztepe ve de Karşıyaka sayesinde. Süper ligde idiler, hey gidi günler. İzmirspor'a yetişemedim. Karataş Lisesi 1983 Andaç'ında Fenerbahçeli olduğum yazsa da ilk önce İzmirsporlu oldum. İçin için Trabzonspor'a sempatim, sevgim arttı. Halen daha devam etmektedir. Önce İzmir takımları ve de Anadolu ama.

RİYAKARLIK DEĞİL BU, NORMALİ

Avrupa'da maçları olduğunda tutarım. Bu iki yüzlülük değil normal olanıdır. Son dönemlerde, üç büyüklere sempatim kalmadı. Safi gürültü, patırtı. Metin Oktay, Özhan Canaydın, Ziya Şengül, Süleyman Seba, Metin Ali Feyyaz, Milne, gitti bendeki ilgi bitti. En doğal hakkım, insanlık hakları, vatandaş hakkı. Bir zamanlar 5 İzmir takımı süper ligde idi. Göremedim o günleri, bir daha da olmaz sanırım. Umutsuzluk değil, umarsızlığa dönüştü. Efsane şampiyon Trabzonspor kadrosu, tertemiz düzgün insan evlatları. Sonradan tanımış olsam da. Şimdikileri metroda, otobüste falan göremezsin. Ali Kemal Denizci kaptanımı İzmir'e antrenörlük kursuna geldiğinde tanımıştım. Zerre kibir ve de havası yoktu. Cemil Usta kaptanım da öyle, Allah rahmet eylesin. Özkan Sümer ile Ahmet Suat Özyazıcı, rahmetliler efsane Trabzonspor'un hocaları. Nurlar içinde kalsınlar. Necmi Perekli abim mesela, en popüler zamanı. Şimdilerde yurtdışını komşu kapısı yapsalar da bir zamanlar İzmir Ödemiş Gölcük Yaylası'nda kampa gelirlerdi. Evet, nostalji oldu, tarihi eser. İdmanlarını takip ederdim. Topları göle kaçardı, gidip alırdım, çocuk aklımla. Bir de teşekkür ederlerdi, üşenmeden. Üç büyükler deniyor, İstanbul takımlarına. Büyüktüler tamam da bir zamanlar ama. Şimdikilerle değil. Adına derbi denen maçları germekte üstlerine gerek yok. İkinizden biri hatta biri şampiyon oluyor. Yetmedi mi ? Adına süper denen, pek de süper olmayan ligde şampiyon olanlara 'büyük' diyorlar. Olamayan, oldurmayanlar küçük oluyor yani. Göztepe küçük mü mesela. Yooo. GS, FB, BJK, TS, Bursaspor, Başakşehir, şampiyon olanlar. Göztepe, Karşıyaka, Altay, İzmirspor, Bucaspor, Altınordu, Bucaspor, Denizlispor, Aydınspor, neden 7.,8.,9., 10.'Büyük' olmasın. Bu sayı 6'yı aşıp 10 filan olmazki. Oldurmaz, olursa da. O zaman büyük sıfatını kaldırırlar. Bu kadar 'büyük olur mu?' diye. 1976'da ilk şampiyonluk 1984'e kadar 6 şampiyonluk, bir de 2011'de oldu 7. Şampiyonluk. Göztepe ile aynı kaderi yaşıyor, aynı evde, aynı çatı altında. Futbolculuğundan beri takdir ettiğim, gerçek spor insanı, oynamasını, konuşmasını, oturup kalkmasını bilen ve de şov yapmıyor, konuşmuş olmak, gündemde kalmak için konuşmuyor Fatih Tekke kardeşim, hocam, yolu bahtı açık olsun. Bu takım yürür gider. Trabzonlular, Trabzonsporlular biraz ateşlidir, sabırsızdır, acelecidir. Kanı deli deli akar tıpkı İzmirli gibi Göztepeli gibi. Sabırla ekşi 'koruk', tatlı 'helva' olur, yani.

TRABZONSPOR 8.'YE, GÖZTEPE AVRUPA'YA

Geçmiş zaman unutmuştur, haliyle. Ben unutmadım, unutmam. Özellikle iyiliği güzelliği. Necmi Perekli abim, Trabzonspor'un efsanesi. Hani derler ya 'Zirveye çıkarken geçtiklerine iyi bak, dönüşte orda seni bekliyor olacaklar'. Vecizi söz, çok doğru. Gölcük Yaylası'nda, yeni otelin karşısı, cuma namazı vakti. Necmi abimle yan yanaydık. Yanına otururken, toparlandı koskoca adam. İdmandan gelmişti, tekrar gidecekti. Selam bile verdi, çıkarken de başarılar diledim yaşım 11-12 filan. Yoktu ki internet, cep tel filan. Fotoğraf çok önemli işte. Taraftar, takım tutucu, seven böyle kazanılır. Her zaman başarıyla, kupayla olmaz. Olsa da kalıcı olmaz. Selamlar Necmi Perekli kaptanıma saygı ve sevgilerimle. Birgün bir yerde karşılaşma umuduyla. Trabzonlu hakem hocalarım Alican Lakot, Erdoğdu Diyadin, Erdoğan Kırıcı ile Yusuf Yaylı'ya da duyurmuş olayım. 'Her yer Trabzon' tamam da. İzmir'den sonra pek yavan olacak deplasmanlar. Yollar, ulaşım araçları, Konak, Güzelyalı, İnciraltı, Göztepe çevresi civarları Bordo-mavili atkılı, eşofmanlı Trabzonsporlular ile doldu taştı. Hatta atkılı bayrak omuzlarda yer değiştirdi, çift bile oldu. Trabzonspor ile Göztepe, kardeş. Deniz kardeşliği, Ay-Yıldız aşkı sevdası, memleket sevgisi. Yaşadığı doğduğu doyduğu, şehre, kente saygı, sevgi, hürmet. Kardeş olmadıkları da var. İşin bu kısmı pek hoş değil. Herkes herkesi sevmek zorunda değil. Ama saygı ile hoşgörü, empati şart. İnsanlık namına, spor adına. Tamam haklı olduğu yerler de var. Ama, lakin. Yıllar geçti, geçiyor. O kişiler, kulüptekiler kalmadı. Belki de haksızlık edildi, kim bilir ? Takdiri ilahi, mukadderat. Kardeş olun tamam da düşmanlık, kin, nefret, küslük de neyin nesi. El ele gönül gönüle verilse, diğer İzmir takımlarıyla da beraber. Çıkılsa şu, süper lige. Bir kardeş yeter, İzmir dışından. Asıl kardeşlere de bakmak gerek. Kan bağı, can bağı. Hayat fani. Derbi maçlarında yaygara neden oluyor. Düşmanlık değil ki, kullanıyorlar bunu. Bizi de alet ediyorlar. Birilerinin ekmeğine yağ sürüyorlar. Laf sokuyorsun tekme atıyorsun küfür ediyorsun da ne oluyor. 15 dakikalığına şöhret oluyorsun, o kadar. Oysa geçmişte o formaları giyen, o güzel insan evlatlarına bir bakın. Utandırmayın onları. Trabzonsporlulara tekrar hoş gediniz, uğurlar olsun diyorum. Yine bekleriz, seneye. Size komik gelebilir. Duygusal da olabilirim. Kime ne ? Ağzı olan konuşuyor, konuşmayı değil yazmayı severim. Sona sakladım. Bu sene Trabzonspor şampiyon olur, olabilir, mümkündür ? Neden olmasın. Bursaspor için de yazmıştım, gülenler olmuştu. Ya göle maya tutarsa. Merhum Metin Oktay'ın deyişiyle 'Sen iyi takım olursan, iyi futbolcu olursan, çamuru da hakemi de yenersin'. Göztepe ile el ele önce Avrupa'ya Nazım Hikmet ustanın dediği gibi, 'Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve orman gibi kardeşcesine'. Sezon bittiğinde de Trabzonspor 8.kupaya. Haydi inşallah, hayırlısıyla, hakkıyla...