HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/ Son günler herkesin gündeminde olan okul saldırıları artmaya başladı. Bakanlık ve okul yöntemi gerekli önlemleri alsa da aileler ve çocukların endişeli hali sürüyor. Ailelere büyük yük düştüğünü belirten psikolog Melek Aykaç, aile bağının önemine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Çocukların en temel hakkı olan eğitimi sağlayan okullarda, neşe sesleri ve kahkaha yerini çığlıklara bıraktı. Son zamanlarda yaşanan okul saldırıları nedeniyle veliler ve öğrenciler stres, kaygı ve endişe ile yaşar oldu. Şiddet ise, akran zorbalığı ile sınırlı kalmayarak farklı bir boyuta ulaştı. Okullarda yaşanan saldırıların çocuklar ve aileleri üzerindeki etkileri hakkında konuşan aile terapisti Melek Aykaç, ailelere çağrı yaparak aynı zamanda z ve x kuşağının dijital araç gereçler konusunda daha dikkatli olması konusunda uyardı.

SOSYAL MEDYA ETKİSİ Mİ?

Çocukların dijital dünyanın içine çekilerek, aileden öğrenmesi gereken hayat derslerini yanlış kişilerden kopyaladıklarını belirten Aykaç, "Dijital ortamlar çocukların çok fazla zaman geçirdiği, çok uzun süre temas kurduğu bir yer. Televizyon karşısında evin içinde kontrol edebilir bir durumdayken şu an hem telefonla hem de bilgisayarla çocuğun odasında uzunca bir süre vakit geçirdiği ve kimlerle de nasıl bir ilişki içinde olduğunun çok fazla bilinmediği bir gerçekliğin içindeyiz" diye konuştu.

"AİLELERİN YÜKÜ FAZLA"

Yaşanan bu süreçte ailelere düşen sorumlulukların daha fazla olduğuna dikkat çeken Aykaç, "Ailelerin çocuklarını kontrol ederek büyütmesi zihinsel olarak da duygusal olarak da inanılmaz derecede büyük bir yük. Aile bireyleri çok büyük bir sorumlulukla karşı karşıya ama çok da kontrol edebileceği bir sorumluluk değil. Ne kadar uzak tutmaya çalışılsa da günümüz şartlarında ve yaşı gereği tam olarak oradan koparamıyorsun. Çünkü çocuğun tekini bundan koparsan yaşıtları, akranları bunu kullanıyor ve çocukların gündelik dili, oyun dili, sohbet dili kısaca tamamı dijitaleşmiş durumda. Bu gerçeklikte büyüyen çocuklar, oradan tanıştıkları kişileri rol model alabiliyor. Olumlu olduğu kadar olumsuz örneklerin de yer aldığı sosyal medya büyük bir güç haline geldi. Çocukların kimlik arama döneminde özellikle ergenlikte, gördükleri yanlış örnekler onların bilinçaltını etkiliyor" diye konuştu.

Okul Saldırılarının Psikolojideki Arka Planı! Uzman Isimden Ailelere Bağ Kurun Çağrısı (1)

AİLELER ÇOCUKLARINA NASIL YAKLAŞMALI?

Akran zorbalığı ve şiddetin artmasının başlıca nedenleri arasında görülen sosyal medya dışında ailelerin dikkat etmesi gerekenlerin daha fazla olduğunu belirten Aykaç, "Çocukların ergenlik çağında, kimlik oluşturma döneminde rol model aldığı, idealize ettiği, değer verdiği ve değer görmek istediği kişiler çok önem arz ediyor" dedi. Çocuklarda değerli ve güçlü hissetme duygusunun bu yaşlarda artabileceğinin altını çizen Aykaç, "Bu aşamada ailelerin yapabileceği tek şey iyi ilişkiler kurmak. Bir şeyi yasak koyarken ya da işte 'şunu yapma', 'bunu yapma' derken yetiştirme biçimleri, sert veya cezalandırıcı olduğu zaman bunlar çocukta zamanla kötü yansıyor. Çocuk 'beni anlamıyor' diyerek kendini sosyal medyaya yönlendiriyor. Çünkü çocuğun zihin dünyasını anlayamayacak şekilde verdiğimiz cezalar çocukla olan bağı kopartıyor. Aileler özellikle bu konuda oldukça dikkatli davranmalı. Çocuklar elbette hata yapar ama bunu en doğru şekilde bağı koparmadan anlatmak çok önemli. Çocuklar aile ile bağını koparınca kurduğu ilişkiler kötü yönde gelişebiliyor. Çocuklar dijital mecralarda, kabul gördüğünü sandıkları kişilere yönelerelk yanlış kararlar verebiliyor. Bu durunda çocuklar da onların kontrolü altına girmiş oluyor. İyi ve kötüyü tam ayırt edemeyen çocuk ise kabul görme arzusu ile yanlış seçimler yapabiliyor. Bu dönem sadece ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için değil 23 yaşına kadar herkesin etkilenebileceği bir çağdayız. Ailelerin yaptığı en büyük hatalardan biri bu oluyor. Çocukların o dönemde hala gelişimi devam ettiği sınır kavramını bilmezler, mantıklı karar veremezler. Doğrunun yanlışın ne olduğunu bilmezler. Analitik olarak tam düşünemezler. Çözümleyici programlama yetenekleri henüz gelişmemiştir. Ailelerin çocuklar ile bağını koparmadan rehberlik yapması gerekiyor" diye aktardı.

CEZA VERMEK YETERLİ Mİ?

Aykaç, tam olarak yetişmemiş bir çocuğa verilen cezanın onun gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguladı. Aykaç, "Ailelerin çocuklara hata yapabilme fırsatı vermesi gerekiyor. Çünkü çocuk, deneme yanılma ve hata yaparak doğruyu öğreniyor. O dönemde ise ailenin çocuklarına, aralarındaki ilişkiyi ve bağı koparmadan rehberlik etmeli. Yaptığım binlerce seansta çocuklara ilk şu soruyu soruyorum, "Başına kötü bir şey geldiği zaman evde annene mi söylersin, babana mı söylersin?". Çocukların yüzde 100'ü ise, "Hiçbirine söylemem" diyor. Çok iyi ilişkiler kurduğumuzu düşündüğümüz çocuklarımız bile başına bir şey geldiği zaman ilk bize söylemek istemiyorlar. Bu aileler için çok önemli bir veridir. O yüzden her şey öncelikle ailede başlar. Ailenin güçlendirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"ÖFKE ÇOK DOĞAL BİR DUYGU"

Çocukların yaşadığı öfke problemlerinin oldukça doğal bir duygu olduğunu savunan Aykaç, okul saldırılarında en çok ailelerin şaşırdığına dikkat çekerek, "Çocuğunuzun öfkesini görmezden gelerek büyütmek onun öfkesini farklı noktalardan çıkarmasına olanak sağlıyor. Öfke çok doğal bir duygudur. Bu yüzden aileler diğer duygular gibi öfkeyi de görmezden gelmeyip, sebebini anlayarak ona göre hareket etmeli. Bu sebeple çocuğun içindeki büyümüş öfkeyi görmeyen aileler bir olay yaşandığında en çok şaşıran oluyor. Son olaylardaki sonuçlar bunu gösteriyor ki öfke duygusu bizi hayatta tutan en normal duyguyken, o duygu ne oluyor da intikama dönüşüyor? Öncelikle bunların hepsini kaçırmamamız gerekiyor. Çok zor bir dönemdeyiz" dedi.

Okul Saldırılarının Psikolojideki Arka Planı! Uzman Isimden Ailelere Bağ Kurun Çağrısı (2)

"AİLELERİN KAYGIYA YAKLAŞIMI ÇOK ÖNEMLİ"

Okul saldırıları sonrasında çocuklarda ve ailelerde yaşanan kaygıya da değinen Aykaç, okula gitmek istemeyen veya psikolojik olarak etkilenen çocuklar için ailelere önemli tavsiyelerde bulundu. Aykaç, "Karşılıklı olarak bir korku var ama tabii biz yetişkiniz ve çocuklardan farklı olarak korkumuzun üstesinden gelebiliyoruz. Fakat onlar daha savunmasız. Öncelikle çocuğunuzda şunu gözlemlemelisiniz, bu olayı zihninde nasıl yaşıyor, nasıl canlandırıyor, nasıl tamamlıyor? Öncelikle konuşmak yani bu olayın çocuğun zihninde nasıl yer ettiğini öğrenmeniz gerekiyor. Çocuğun bunun nasıl anlamlandırdığı çok önemli, Bazı çocuklar yapısı gereği hiç etkilenmemiş de olabilir. Bazıları ise duygularını çok büyük yaşabilir. Bu nedenle öncelikle çocuğunuz ile genele alarak konuşmalısınız. Okullarda anlatılanları öğrenerek onlarla bir şekilde ve çocuğun her ortamda bazı tehlikelerle karşılaşabileceğini güzelce anlatmanız lazım. Fakat her şeye rağmen çocuğunuz fazla etkilenmiş ise mutlaka bir uzamana götürerek destek almanızı öneririm" diyerek ailelere seslendi.

Kitap okumaktan kaçınıyorsa nedeni bu olabilir: Uzmandan ailelere uyarı
Kitap okumaktan kaçınıyorsa nedeni bu olabilir: Uzmandan ailelere uyarı
İçeriği Görüntüle

"BAĞLARINIZI KORUYUN"

Son olarak ailelerin üstlenmesi gereken sorumluluklara dikkat çeken Melek Aykaç, "Çocuklarımızı her an kontrol edemeyiz ama çocukların içinde yaşadıklarını, zihindeki dünyalarını, kendi psikososyal durumunun farkında olabiliriz. Nasıl bir dünyası var, çocuk kendi içinde ne yaşıyor? Bunları kaçırmayın ve çocuklarınızla bağ kurun. O bağ koptuktan sonra yaptığımız hiçbir şeyin bir anlamı yok. Çocuklarınızla bağınızı koruduktan sonra ilişkileriniz iyi olduktan sonra çocuk zaten her yaşadığı tehlikeyi ya da bir şeyle karşı karşıya kaldığı zaman size gelip soracaktır. Bağlar, hem ailenin kendini güvende hissedeceği hem de çocuğu koruyacak bir yoldur" diyerek sözlerini noktaladı.

Muhabir: HATİCE KÖYLÜ