Memduh GÜNEY/EGE TELGRAF- Türkiye’de artan gıda fiyatları, vatandaşın mutfak alışverişinden günlük beslenme alışkanlıklarına kadar geniş bir alanda etkisini gösterdi. Sofraların en temel ürünleri arasında yer alan meyve ve sebze tüketimindeki sert düşüş, gıda enflasyonunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir beslenme sorununa da dönüştüğünü ortaya koydu.

TÜKETİM GERİLEDİ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kaynaklı verilere göre 2010 yılında her gün meyve tüketenlerin oranı yüzde 57 seviyesinde kayıtlara geçti. Bu oran 2025’te yüzde 28,7’ye kadar geriledi. Sebze tüketiminde de benzer bir tablo yaşandı. 2010’da nüfusun yüzde 69,4’ü her gün sebze tüketti. 2025’te ise bu oran yüzde 32,6’ya düştü. Böylece 15 yıllık süreçte günlük meyve ve sebze tüketenlerin oranı neredeyse yarı yarıya azaldı.
4 KATTAN FAZLA ARTTI
Veriler gıda enflasyonundaki yükselişin vatandaşın sofrasında derin izler bıraktığını gösterdi. 2010’dan 2025’e uzanan süreçte gıda enflasyonu 4 kattan fazla arttı. Aynı dönemde sağlıklı beslenmenin temel unsurları arasında yer alan meyve ve sebzeye günlük erişim belirgin şekilde zayıfladı.
BESLENME TERCİHİ
Ortaya çıkan tablo, artan fiyatların yalnızca mutfak bütçesini zorlamadığını, aynı zamanda vatandaşın günlük beslenme tercihlerini de değiştirdiğini gösterdi. Gıda fiyatlarındaki yükseliş karşısında hanelerin harcama öncelikleri değişti; meyve ve sebze gibi sağlıklı gıdaların sofradaki payı giderek daraldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, son yıllarda yaşanan iklimsel olaylara dikkati çekti. Mevsimsel olayların yanı sıra gerek asgari ücretin gerekse emekli maaşının da vatandaşın pazara yaklaşamamasına sebep olduğunun altını çizen Karakülçe, sadece sebze ve meyvede değil aynı zamanda et ve süt ürünlerinde de benzer durumların yaşandığını vurguladı.

"TARIM TEKELLEŞİYOR"
Gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1'inin tarıma aktarılması gerektiğini ve bu gerçekleşmediği sürece çiftçiden üretim beklemenin haksızlık olduğunu söyleyen Karakülçe, "Tarım hayatın bir parçası. Aynı zamanda tarım sürdürülebilir ve katlanılabilir olmalı. Gecesi gündüzü yok. Çiftçinin ekonomik standartlarını yükseltmediğimiz, pamuklara sarıp sarmalamadığımız sürece üretimden kopmaya devam edecek. İlerleyen yıllarda bunun faturasını daha ağır ödeyeceğiz. Tarımda da bir tekelleşme yaşanıyor. Sermaye sahipleri iktidarla ilişkilerini güçlendirerek ve ilerleterek büyük tarım arazilerine sahip oluyor. Sermaye o arazilerde kendi üretimini gerçekleştiriyor. Halkla barışık köylümüz, çiftçimiz sermayenin sahip olduğu olanaklara erişemediği için üretimden düşüyor" dedi.
"ÜRETİM DEĞERLERİ"
Tarımda uygulanan destek politikalarına da değinen Selçuk Karakülçe, "Destekleri dağıttık diyorlar ama dağıttıkları bir ya da bir buçuk yıl önceki destek. Bugün mazot fiyatı, yem fiyatı uçmuş. Bir buçuk yıl önceki destek verildi denilerek kamuoyunu uyutuyorlar. Bu destekler geciktiği sürece çiftçinin sorunları artıyor. Sonucunda da çiftçi çözümü sigortalı iş bulmakta görüyor. Üretim değerlerimizi birer birer kaybediyoruz" diye konuştu.
“YAPISAL SORUN”
Finans uzmanı Hale Tok ise ortaya çıkan tabloyla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Son dönemde gıda enflasyonu sadece marketlerde ve pazarda gördüğümüz fiyat artışından ibaret değil. Üretimden başlayan tedarik zinciriyle devam eden yapısal bir sorun var. Mazot, gübre, tohum, zirai ilaç ve kıtlık yaşadığımız sulamada sorunlar olunca üreticinin maliyeti çok yükseldi. Tüketicinin alım gücü ise aynı hızla artmıyor. Çiftçi yeteri kadar kazanamıyor bunun sonucunda da üretici de tüketemiyor. Kendi kendine yeten bir Türkiye diye öğrendiğimiz Türkiye’de her geçen gün sebze ve meyve tüketen insan sayısı azalıyor” dedi.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”
Örümcek ağı teoremine dikkat çeken Tok, bu teoremin tarım planlaması bulunmayan Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerde sıkça yaşandığını ifade etti. Bir yıl bir ürünün fiyatının çok fazla artması sonucu birçok üreticinin aynı ürüne yönelmeye başlaması ve ardından arzın fazla olması sonucunda ürünün fiyatının azalması olarak tanımlanan teoremin Türkiye’de neredeyse her yıl yaşandığını aktaran Tok, bu durumun birçok üründe de yaşandığını vurguladı. Diğer yapısal sorunlara da değinen Tok, “Tarımda genç nüfus kırsaldan, şehre göç ediyor. Miras yoluyla tarım arazileri parçalanıyor. Bu gibi durumlar ortaya çıkınca tarımda verimlilik azalıyor. Sonuçta da tezgahtaki ürünün fiyatı yükseliyor ve vatandaşın satın alma gücünün çok üstüne çıkıyor. Türkiye, tarımda üretemiyor değil sadece ekonomik ve sürdürülebilir bir şekilde tarımı devam ettiremiyoruz” ifadelerini kullandı.




