Sabit fikir, bir düşünceye ve inanca körü körüne bağlı olma durumudur. Bu durum, inandığı doğrular ne olursa olsun, kişiye büyük zarar verir. Çünkü bu tarz insanlar, etrafına genelde at gözlüğüyle bakarlar ve farklı fikirlere açık değillerdir. Onları ikna etmek epey zordur. 
Hepimizin hayata dair zihninde oluşturduğu belirli hayaller vardır. Bu hayallerin peşinde bazen gerçekleşene kadar koşmak, insanın idealist olduğunu gösterir. Bu, kimi zaman güzeldir ve başarıyı da beraberinde getirir. Fakat eğer bu hayaller yıllar süren uzun uğraşlar sonucunda gerçekleşmiyorsa, alternatif bir plan oluşturmak da hayatın bir gereğidir. Düşünceler, planlar, esneyebilme özelliğine sahip olmalıdır. 
Çünkü koşullar, hayatın içinde çoğu zaman şekil değiştirir. Örneğin, bir davete katılmak üzere evden çıkıp arabanıza binersiniz ve arabanız arıza yapar. Bu durumda toplu ulaşım aracı kullanmak bir “b” planı olabilir. Eğer, araba kullanmakta ısrar ederseniz, katılmak istediğiniz davete yetişememe riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. 
Elbette ki, insan, inandığı doğruları sonuna kadar savunmalı ve hayallerinde ısrarcı olmalıdır. Fakat bunun bir noktaya kadar güzel olduğu da unutulmamalıdır. Eğer, karşımızdaki insanın görüşleri bize daha faydalıysa, daha pratik çözümler sunmamızı sağlıyorsa ve kurduğumuz hayaller gerçekleşmeyecek gibiyse, “zararın neresinden dönersen kârdır” atasözünden hareketle, elde mevcut olan düşünce yapısından esneyebilmekte fayda vardır. 
Şayet, esneyebilen taraf bizsek ve sabit fikirli olan karşı tarafsa, bu durumda onu ikna etmeyi de bir noktaya kadar denemeliyiz. Eğer ikna olmuyorsa, dediğinden şaşmıyorsa, bizi anlamıyor, dinlemiyor veya anlamak istemiyorsa, bu tür insanlara karşı vaktimizi boşa harcamamalıyız. Bazı insanlar, ne yaparsak yapalım bildiklerinden şaşmazlar. Onlara göre doğru olan yalnızca kendi düşünceleridir. Empati kurma yetenekleri zayıftır. Her zaman kendilerini haklı olan taraf olarak görürler. 
Çok sevdiğim bir atasözü vardır. “Kıl düğüm tutmaz, deli öğüt tutmaz.” Yani, bir şey olmayacak gibiyse onu zorla oldurmaya çalışmanın bir anlamı yoktur. Bu, imkânsızı istemek gibi bir şeydir. Bazı canlılar, doğası gereği neyse odur. Örneğin, yılan sürüngendir. Kuş, kanatlı bir varlıktır. Yani yılan istese de kuş gibi uçmaz. Gül güldür. Karanfil de karanfildir. Karanfil gül gibi kokamaz. 
Bazı insanlar da sabit fikirlidir ve ikna edilmesi zordur. Birey, kendisi isterse belli bir noktaya kadar değişim gösterebilir, gelişim sağlayabilir. Fakat kimse kimseyi gelişim ve değişim için zorlayamaz. Bunu birey, oturup düşünerek ve harekete geçerek ancak ve ancak kendisi başarabilir. 
Kısacası, sabit fikirli olmak bireyin farklı bakış açıları edinmesinde ve hayatın içinde meydana gelen değişimlere ayak uydurmasında en büyük engellerden biridir. Bu tarz insanları ikna etmeye çalışmak çoğu zaman beyhude bir çabadır.