Eleştirildiğimizde neden hemen savunmaya geçip sesimizi yükseltiriz? Çünkü içimizde küçük bir savaş başlar. Haklı çıkmak, tartışmayı kazanmak... Peki, karşı taraf sustuğunda ya da çekip gittiğinde gerçekten bir şeyler kazanır mıyız?
Sahne şu: Eşiniz, çocuğunuz ya da arkadaşınız sizi eleştirdi. Konu basit: Günlük program, ev işleri, çocuklarla ilgili bir detay. Ya da belki daha büyük, daha karmaşık bir şey. Konu her ne ise. Hiç gecikmeden kendinizi savunmaya başlarsınız. Kelimeler ağzınızdan ardı ardına hızla dökülür. Ve kelime seçiminiz... En acıtıcı olanlardır. “Sen de…” ile başlayan cümleler, eski hesaplar, haftalarca sakladığınız o küçük kırgınlıklar…

ÇARPIP ÇIKAR

Ve sonunda ya karşınızdaki susar “Tamam, sen haklısın” der ya da hiçbir şey demeden kapıyı çarpıp çıkar. İçinizde bir rahatlama olur mu? "Ben haklıymışım!”der misiniz, “yine kazandım” duygusunu yaşar mısınız?
Bir hafta sonra... Kazandığınız tartışmayı hatırlar mısınız? Neyle ilgiliydi? Ne söyledi, ne söylediniz? Muhtemelen hayır. Ama kaybettiğinizi hatırlarsınız... Çünkü o tartışmaların aslında o kadar da önemli olmadığını fark edersiniz. Ama o tartışmaların sonucunda oluşan duvarları, soğuklukları, kopuklukları her gün yaşarsınız. Kazandığınızı unuttunuz, kaybettiğinizle kaldınız. Peki ya başka bir yol olsaydı? Ya o tartışmayı ilişkiyi de kaybetmeden çözmenin bir yolunu bulsaydınız? İşte tam burada, Stanford Üniversitesi’nden Dr. David Burns’ün keşfettiği bir teknik devreye giriyor: "Silahsızlandırma.”
Biri bizi eleştirdiğinde veya saldırdığında, beynimizin duygusal merkezi amigdala devreye girer ve “savaş ya da kaç” moduna geçeriz. Bu modda, empati kapasitemiz kapanır, sadece kendimizi korumaya odaklanırız. Yani beynimiz, eleştiriyi varoluşsal bir tehdit olarak algılar. Dr. Burns'un silahsızlandırma tekniği, bu tehdit algısını anında ortadan kaldırır. “Haklısın” dediğinizde, karşınızdaki kişinin beyni şu mesajı alır: “Güvendesin. Saldırı yok. Anlaşıldın" Bu söylem, amigdalayı sakinleştirir ve rasyonel düşünce, empati ve problemi çözme ile ilgili beyin bölgesi olan prefrontal korteksi devreye sokar. Karşınızdaki kişi artık saldırı modundan çıkıp size gerçekten kulak verebilir.

NASIL MI ÇALIŞIR?

Çatışmanın yakıtı savunmacılıktır. Savunmaya geçtiğinizde şunu söylemiş olursunuz: “Sen tamamen haksızsın, ben tamamen haklıyım.”
Bu karşı tarafı daha da ateşler ve daha sert saldırmasına neden olur. Ama siz “Haklısın, bu konuda hata yaptım” dediğinizde, saldırının hedefi kaybolur. Öfke söner. Duvarlar erir.
Silahsızlandırmanın en şaşırtıcı yanı ise, hatayı kabul ettiğinizde zayıf görünmezsiniz. Tam tersine, güçlü görünürsünüz. Çünkü hatasını kabul edebilen, kendi değerinden de emindir.
Silahsızlandırma, yalan söylemek değildir. Silahsızlandırma sadece karşı tarafın haklı olduğu o küçük noktayı bulmak ve kabul etmektir. İşte bu küçük kabul, her şeyi değiştirir. Amaç karşı tarafı yenmek değildir, birlikte ilişkiyi kazanmaktır.
“Haklı çıkmak mı istiyorsun, yoksa mutlu olmak mı?”
Cevabınız “mutlu olmak” ise, o zaman öğrenmeniz gereken bir şey var: Bazen “Haklısın” demek, en doğru cevaptır.
Ne dersiniz bir sonraki eleştiride denemeye? Savunmaya geçmeyin. Derin bir nefes alın ve “Haklısın” deyin. Gerisi kendiliğinden gelecektir. İlişkinizi değiştirme gücü, sizin ellerinizde.