Yaz tatili yaklaşınca çocukların aklı denizde olur. Sabah deniz, öğlen kum, akşam yine su… Büyüklerin aklında ise başka bir soru: “Bu kadar denize giriyor, hasta olmaz mı?” İlginçtir ki halk arasında yıllardır başka bir inanış da vardır: Yazın bol bol denize giren çocuklar kışın daha az hastalanır. Peki bunun içinde biraz gerçek payı var mı? Aslında mesele sadece deniz değil. Denize giren çocuk genelde daha çok hareket eder. Yüzer, koşar, oynar, açık havada vakit geçirir.
Gün boyu ekran karşısında oturmak yerine bedeni çalışır. Hareket eden çocuk daha iyi uyur, daha iyi yer, daha düzenli bir gün geçirir. Bunların hepsi genel sağlık için önemli parçalar. Bir de temiz hava meselesi var. Yazın dışarıda geçirilen zaman arttıkça çocuk daha çok gün ışığı görür. Elbette saatine dikkat ederek… Açık hava, hareket ve düzenli yaşam bir araya gelince çocukların kendini daha zinde hissetmesi şaşırtıcı olmaz. Denizin kendisi ise sihirli bir ilaç değil. Deniz suyu tek başına “kışın hasta olmamayı” sağlamaz. Ama yaz boyunca aktif olan, iyi beslenen, dinlenen ve keyifli zaman geçiren çocukların bedeni kış dönemine daha hazırlıklı olabilir. Tabii işin bir de ruh tarafı var.
Tatilde rahatlayan, oynayan, koşan çocuk sadece bedenini değil enerjisini de tazeler. Biz bazen bunu unutuyoruz. Oysa iyi hissetmek de sağlıklı yaşamın sessiz yardımcılarından biri. Kısacası, “Yazın denize giren çocuk hiç hasta olmaz” demek doğru değil. Ama denizle geçen hareketli, açık havalı, keyifli bir yaz; çocuğun kışa daha güçlü ve dinç başlamasına katkı sağlayabilir. Çocuklar denizin tadını çıkarsın, büyükler de biraz içini rahat tutsun. Yaz; büyümenin, güç toplamanın ve güzel anılar biriktirmenin mevsimi sonuçta.