Türkiye'de son dönemde dikkat çeken girl band ve boyband ilgisini sadece yeni bir müzik akımı olarak değerlendirmek eksik kalır. Manifest ile başlayan, Metronom Akademi ve Idol House gibi oluşumlarla büyüyen bu ilgi, aslında uzun zamandır gençlerin ortak bir hayalin etrafında bu kadar güçlü şekilde toplandığını gösteren önemli bir işaret.

Bir dönem bu ülkenin gençleri popstar olmanın hayalini kuruyordu. Sonra dijital dünya geldi, herkes kendi ekranını açtı ve bireysel başarı hikâyeleri öne çıktı. Fenomen olmak, kendi kitlesini oluşturmak ve tek başına yükselmek yeni dönemin gerçeği oldu. Şimdi ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Yeni nesil sadece kendini değil, bir ekibi de büyütmek istiyor. Birlikte çalışmak, birlikte üretmek ve birlikte sahneye çıkmak istiyor.

Çünkü dijital çağın bireyselliği öne çıkardığı bir dönemde yüzlerce gencin aylarca eğitim alıp aynı hedef için emek vermesi, toplumun da bu hikâyeleri sahiplenmesi dikkat çekici bir değişim. Sosyal medyada bu oluşumlara verilen destek, uzun zamandır insanların yeni bir başarı hikâyesine ne kadar ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor.

Bugünün gençlerini anlamaya çalışırken sürekli eğitim sistemini, istihdamı ya da ekonomik beklentileri konuşuyoruz. Bunların hepsi önemli başlıklar. Ancak kültürel beklentiler çoğu zaman geri planda kalıyor. Oysa bir kuşağın neyi izlediği, neyi desteklediği ve hangi hayalin peşinden koştuğu da geleceğe dair önemli ipuçları veriyor.

Benim gibi 80'lerin sonunda dünyaya gelen birçok yaşıtımın hayali genellikle iyi bir iş ve ortalama üzere maaş olurdu. 13-25 yaş kuşağı ise kendilerini ifade edebilecekleri alanlar arıyor. Müzik yapmak, dans etmek, dijital içerik üretmek, sahneye çıkmak ve dünyayla aynı dili konuşmak istiyorlar. Kendilerini sadece belli kalıpların içine sıkıştıran bir hayat istemiyorlar.

Üstelik bunu yalnızca Türkiye ölçeğinde düşünmüyorlar. Telefonlarından dünyanın her yerindeki trendleri takip ediyor, farklı ülkelerde ortaya çıkan başarı hikâyelerini görüyorlar. Güney Kore'deki müzik endüstrisi de önlerinde, Avrupa'daki festivaller de. Doğal olarak kendi ülkelerinde de benzer fırsatların oluşmasını bekliyorlar.

Her kültürel değişim aynı zamanda toplumsal değişimin de habercisi oluyor. Genç kuşak bize sadece ne dinlediklerini değil, nasıl bir ülkede yaşamak istediklerini de anlatıyor. Birlikte üretmek istiyorlar. Emeklerinin karşılığını görmek istiyorlar. Dünya ile rekabet edebileceklerine inanıyorlar ve bunun için alan açılmasını bekliyorlar.

YARATICI ENDÜSTRİLER

Yerel yönetimlerin de merkezi yönetimin de bu değişimi dikkatle izlemesi gerekiyor. Yıllardır gençlik merkezleri açılıyor, çeşitli projeler hazırlanıyor. Ancak gençlerin beklentileri de değişiyor. Bir dans stüdyosu, bir müzik kayıt alanı ya da dijital üretim merkezi artık birçok genç için en az spor tesisleri kadar önemli hale geliyor.

Dünyada yaratıcı endüstriler sadece kültürel bir alan olarak görülmüyor. Aynı zamanda ciddi bir ekonomi oluşturuyor. Müzik, dijital medya ve içerik üretimi milyonlarca genç için yeni kariyer alanları açıyor. Türkiye'nin de bu dönüşümün dışında kalma şansı bulunmuyor.

Aslında tartıştığım şey birkaç grubun başarılı olması değil. Tartışılması gereken şey bu ülkenin gençlerinin hangi hayalleri kurduğunu anlayabilmek. Uzun yıllardır gençlerle ilgili tartışmaların önemli bir kısmı sınav sistemi ve istihdam üzerinden yapılıyor. Oysa sosyal ve kültürel beklentiler de en az bunlar kadar önemli.

Toplumun bu oluşumlara verdiği destek de boşuna değil. İnsanlar başarılı olan gençleri izlemek, onların dünyaya açıldığını görmek ve bu hikâyelerin bir parçası olmak istiyor. Uzun zamandır ortak bir umut etrafında bu kadar kolay birleşilebilen alanlardan biri ortaya çıkmadı.

Bir kuşağın hayalleri değişiyorsa, ülkenin gelecek beklentileri de değişiyor demektir. Bugün yükselen girl band ve boyband heyecanı da biraz böyle okunmalı. Gençlerin ne dinlediğinden çok, ne anlatmaya çalıştığına odaklanmak gerekiyor. Çünkü onlar sadece yeni bir popstar olmanın peşinde değil. Kendilerine alan açan, hayallerini destekleyen ve dünyayla yarışabilecekleri bir ülke hayal ediyorlar.

Gençlerin taleplerini sadece anketlerle değil, bazen sosyal medyada büyüyen kültürel hareketlerle de okumak gerekiyor. Toplumun geleceğini belirleyen değişimler çoğu zaman tam da bu noktalarda başlıyor.