Bir kent düşünün, kucağında denizi, sırtını dayadığı dağları, kimseye “eyvallah” demeyen insanları ile 8 bin yıllık tarihe sahip.

Ama gelgelelim, yıllardır sorunları ile bir boğuşma halinde biçare, işte öylece yaşayıp gidiyor. Ne körfezini temizleyebilmiş, ne kentsel dönüşümünü başarabilmiş. Ne trafiğini rahatlatıp, otopark problemini çözebilmiş. Gecekonduları yüzünden her kış zehir soluyan, bir katı atık bertaraf tesisi bile olmayan, çöpünü ne yapacağını bilmeyen.

Anladınız değil mi, burasının İzmir’den başka bir yer olmadığını?

Bir kent bu kadar nasıl ve neden ihmal edilir insanın aklı almıyor. Belediyelerde başkanlar gelip geçiyor, ama hep aynı nakarat, “Temizleyeceğiz, temizliyoruz, temizledik. Artık kokmayacak” vs, vs…

E kokuyor işte. Koktu, böyle giderse de hep kokacak…

Yaz gelip de Meles Deltası’ndan kokular yükseldiğinde telaşlanıyor, İZSU’nun ne kadar aracı varsa oraya yığıyoruz. Ardından hummalı bir çalışma başlıyor. Onlarca araç, giden akaryakıt, insan emeği ve kirlenen çevre…

Halbuki bunlara bir son verilebilir. Ama kararlılıkla ve cesurca.

Önce dereleri kirleten kaynakları tek tek tespit edeceksiniz. Fabrika ise fabrika, sanayi sitesi ise sanayi sitesi… Sahibi kim demeden, kodaman mı diye bakmadan, çekinmeden.

Kimse kusura bakmasın. Dereleri kirletenleri bulup cezalandırmadan, o arıtmaları çalıştırmadan, hatta hatta artık şehrin göbeğinde kalmış sanayi sitelerini oralardan kaldırmadan, ne kirliliği önleyebilir, ne de kokuyu yok edebilirsiniz…

Bu bir “sebep-sonuç” ilişkisidir…

Bunu ben demiyorum… Bilim insanlarının yıllardır çözüm önerilerini dile getiriyor… Yazmak ise benim görevim.

Şu anda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dır… Cemil Başkan bu kördüğümü kesip atmalıdır. Bu konuda da engellendiğini zannetmiyorum. Elinde sonsuz yetkiler var. Bu yetkileri İzmir için, gelecek nesiller için kullanmalıdır…

Sayın Cemil Tugay aynı zamanda, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı Politik Komite Üyesi’dir. Kendi yönettiği kenti sağlıklı duruma getiremeyen bir başkanın inandırıcılığı ne kadar olabilir ki.

Körfez’den yükselen kokular, günlerce toplanmayan çöpler, depreme dayanıksız evlerde yaşayan binlerce insanın çaresizliği…

Tüm bunlar kararlı bir irade bekliyor. O kararlı irade Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan kişidedir… Eğer bu irade gösterilemez ise 25 yıl değil 100 yıl geçse de “Yüzülebilir Körfez” hedefi bir hayal olarak kalacaktır.

Gelecek hafta devletin bu konuda yapması gereken ancak şu ama kadar bir çaba görmediğimiz konuları yazacağım.