Geçtiğimiz günlerde Bilecik’te ehliyeti olmayan ve jandarmanın ’dur’ ihtarına uymadığı iddia edilen, jandarma ekiplerinden kaçan ve kaçtıktan sonra yakalanarak 420 bin 743 TL trafik cezası kesilen sürücünün aynı gün intihar etmesi, ‘İntiharın gerekçesinin trafik cezası mı?’ sorusunu akıllara getirdi.

Elbette trafik cezaları olmalıdır. Trafik cezalarının temel gerekçesi belirtildiği gibi, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumaktır. Ancak son zamanlarda kesilen cezaların vatandaşın can, mal güvenliğini korumaktan ziyade, vatandaşı eziyet etmek, çıkmaza sürüklemek gibi etkilerini de şahit olmaktayız. Trafik cezalarından gelecek paranın bütçeye gelir olarak konulmasının sonucunda da maalesef istenmeyen durumlarla da karşılaşmaktayız.

26 yaşındaki bir gencimizin intihar gerekçesi eğer kendisine kesilen 420 bin liralık trafik cezasıysa çok üzücü bir durum. Trafik cezaları için bütçeye hedef konulması normal olabilir.

Ancak, bütçeye konulan hedefi illaki dolduracağız diye vatandaşa absürt trafik cezalarının kesilmesi asla kabul edilemez. Trafik cezaları konusunda yeni bir düzenleme yapılarak, bir seferde üç beş kalemden ayrı ayrı ceza kesilmemeli, en yüksek ceza hangi kalemdeyse o gerekçe ile en yüksek ceza yazılabilir. 300 bin TL’lik araca, 500 bin TL ceza yazılırsa ekonomik zorluklar içerisindeki normal bir vatandaşın o cezayı ödemesi ve psikolojik olarak kaldırabilmesi mümkün değil.

Hele ki, mevcut ve emekli milletvekillerine tanınan trafikte ceza muafiyetinin olduğu bir ülkede. Yaklaşık 1100 eski milletvekilinin kullandığı araçlara ve mevcut milletvekillerinin kullanmakta oldukları iki araca ceza kesilmemesini anlamak da mümkün değil. Bir ülkede böyle bir uygulamanın olması utanç kaynağıdır.

Eğer trafik cezalarının gerekçesi vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak ise, ya uygulamadan faydalanan eski ve yeni milletvekillerimizin canı malı devletimiz için önemli değildir, ya da onların kullandığı araçlarının sebep olabileceği kazalarda karşıdaki vatandaşlarımızın canı malı devlet için önemli değildir. Adaletsizliğin son noktası olan bu uygulamadan acilen vazgeçilmelidir.

Ülkemizde trafik cezalarından elde edilen gelirlerin bazı bakanlıklarımızın bütçesinden daha fazla olduğunu biliyor musunuz?

Trafik cezalarının gerekçesi “vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak”, sözde can ve güvenliği amacıyla yoğunlaştırılan denetimlerde vatandaşa kesilen cezalar çığırından çıkmış durumda. Sırf ceza kesmiş olmak için ceza kesilen binlerce vatandaşımızın olduğunu bilmek gerek. Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) ve radarlarla saptanan ihlaller, önceki dönemlere göre ciddi oranlarda artmış. Sokaktaki vatandaşa sorsanız pek çok kişinin yoğunluğu artan trafik cezaları konusunda ilk söyleyeceği “devlet bütçe açığını kapatmaya çalışıyor” olacaktır.

Bazı vatandaşlarımız “Can güvenliği için değmez mi?” “Caydırıcı cezalara ihtiyaç yok mu?” gibi sorular sorabilir. Ancak, trafik cezalarının da bir sınırı mutlaka olmalı.