Bugün yataktan hiç kalkmak istemedim... Nokta.
Bu cümleyi yazarken bile elim ağır geliyor. Çünkü biliyorum ki bu satırları okuyan sen de en az bir kez böyle bir sabah yaşamışsındır.
Eskiden beni heyecanlandıran şeyler bugün dağ gibi duruyor karşımda. E-postalarım, telefon görüşmelerim, yarım kalan projelerim… “Neden bu kadar zor geliyor?” dedim kendime. “Acaba bende mi bir sorunvar?”
Ama aslında sorun bende değil. Sanırım yaşadığım şey motivasyonumu kaybetmek. Keşke motivasyon elektrik gibi olsa, fişe taksam şarj olsam. Ama öyle olmuyor işte. Peki, neden kendimi bu kadar yorgun hissettim, kolumu bile kaldırmak içimden gelmedi?
Önce motivasyonun ne olduğuna bakalım. Motivasyon, bizi harekete geçiren içsel güç ya da dışsal etkendir. İçsel motivasyon merak, öğrenme, hayallerimizi gerçekleştirme isteğiyle ortaya çıkar. Dışsal motivasyon ise ödüller, takdir, sorumluluklarımız gibi dışsal etkenlerle beslenir. Neyi neden yaptığımızın yanıtıdır. Bu noktada “şimdi ne yapacağız?” diye merak ediyor olabilirsiniz. Güzel haber, motivasyon kaybı geçici bir durumdur ve geri kazanılabilir. Nasıl geri kazanacağımıza geçmeden önce bu süreçte beynimizde neler olduğuna bakalım. Motivasyon, beynimizin “harekete geç” sinyali veren karmaşık kimyasal sürecidir. Sadece bir “isteme” hali değil, nörotransmitter dengelerin, hormon seviyeleri ve beyin bölgeleri arasındaki hassas koordinasyonunun sonucudur. Dopamin, hedefe yönelten, ödül beklentisi oluşturan kimyasaldır. Serotonin, ruh halimizi, uyku ve iştah dengemizi düzenler. Noradrenalin, dikkatimizi toplar, tetikte olmamızı sağlar ve harekete geçmek için enerji oluşturur. Bu kimyasalların dengeli çalışması, aktif kalma motivasyonu için önemlidir. Ancak denge bozulursa en basit işler bile gözümüzde büyümeye başlar.
Neden bu denge bozulur?
Mesleki veya toplumsal kimlik kaybı, ebeveynlik rolünün azalması, amaçların kaybolması, yalnızlık ve sosyal çevrenin daralması, ekonomik kaygılar, yaşayrımcılığı, sağlık sorunları, uyku bozuklukları, ilaçların yan etkileri, hareketin azalması...
Ne yapacağız da motivasyonumuzu geri kazanacağız?
1. Küçük hedefler koyun: Büyük hedefler beynimizde “imkânsız” algısı yaratabilir.
Küçük ve ulaşılabilir adımlar motivasyonu besler.
2. Yeni şeyler öğrenin: Yeni bir dil, müzik aleti ya da el sanatları öğrenmek; yeni ilişkiler kurmak beynin sağlığını pozitif etkiler.
3. Beslenmeye dikkat edin: Akdeniz tipi beslenme, bol güneş ve yeterli su önemlidir. Yani tabağımız ruh halimizi de etkiler.
4. Harekete geçin: Düzenli egzersiz, açık havada yürüyüşler motivasyonu en çok artıran alışkanlıklardandır.
5. Uyku düzeninizi koruyun: Aynı saatte yatıp kalkmak, kaliteli uyku almak beynin onarımı için şarttır.
6. Sosyal bağlarınızı güçlendirin: Dostlarla görüşmek, deneyimleri paylaşmak, gönüllü gruplara katılmak hayata anlam katar.
7. Zihinsel rahatlama yöntemlerini deneyin: Nefes egzersizleri, meditasyon veya kısa farkındalık anları stres hormonlarını düşürür.
8. Kendinizi ödüllendirin: Küçük başarıları fark edin, kendinizi takdir edin. Bu bile dopamin üretimini artırır.
Unutmayın; üçüncü yaş yavaşlama değil, hızlanma, koşma dönemidir.