Yaşlandıkça hafıza zayıflar, değil mi? Peki 80 yaşında olup isimleri, yüzleri ve anıları 50 yaşındakinden daha iyi hatırlayanların olduğunu söylesem, ne düşünürsünüz? Bilim onları "süper ager" olarak adlandırıyor ve 25 yıldır inceliyor.

Northwestern Üniversitesi'nin 25 yıllık araştırması çarpıcı bir tablo ortaya koydu: Süper ager'ların beyni yaşıtlarından farklı çalışıyor. Hafızayla ilişkili bölgelerde daha az küçülme, daha kalın korteks yapısı ve daha güçlü sinir hücresi bağlantıları var. Üstelik süper agerlar yaşıtlarına oranla en az iki kat daha fazla yeni nörona sahipler.

Superager'lar farklı ne yapıyor?

Araştırmacılar 25 yıl boyunca süper ager'lara şunu sordu: Günlük hayatınız nasıl? Yanıtlar şaşırtıcı derecede benzer çıktı. Zihinlerini her gün zorluyorlar. Yeni bir şey öğreniyor, okuyorlar, yazıyorlar, tartışıyorlar. Hareket ediyorlar. Sosyal bağları güçlü ve yalnız değiller. Bunlar kulağa sıradan geliyor. Ama beyin için hiç sıradan değil. Dikkat antrenmanları, Hafıza Sarayı, beş duyuyu çalıştırmak... Bu sütunda birkaç haftadır yaptığımız tam olarak bunlardı. Aslında süper ager alışkanlıklarını pratik ediyorduk. Yeni bir şey öğrendiğinizde, bir hafıza sarayı kurduğunuzda, görsel dikkat egzersizi yaptığınızda, koku ve tat duyularınızı aktif olarak kullandığınızda beyin, daha önce kullanılmayan yolları açmak zorunda kalır. Bu zorlama, nöronlar arasında yeni bağlantılar kurar. Ve bu bağlantılar, kullanıldıkça güçlenir. Bir de fiziksel hareketten gelen etki var. Kaslar çalıştığında kana BDNF adlı bir protein salgılanır. Bu madde, yeni nöron üretimini doğrudan tetikler. Ve bir kavram daha: Bilişsel rezerv. Hayat boyunca ne kadar çok öğrenir, ne kadar çok merak eder, ne kadar çok bağlantı kurarsanız beyin o kadar güçlü bir yedekleme sistemi oluşturur. Bu rezerv, zamanla ortaya çıkabilecek fiziksel değişimlerin etkisini geciktirir. İki kişinin beyninde aynı düzeyde yaşa bağlı değişim olabilir; ama bilişsel rezervi güçlü olan bunu çok daha geç, çok daha hafif hisseder.

Yaşlanmak mı, yaş almak mı?

Bu iki fiil arasında gerçek bir fark var. Yaşlanmak: Çöküş, yıpranma, kaçınılamaz bozulma. Yaş almak: Zamanın getirdiği olgunluğu, tecrübeyi ve bilgeliği kucaklamak. Beyin için de bu ayrım geçerli. Fiziksel değişimler kaçınılmaz, hacim biraz azalır, bazı bağlantılar yavaşlar. Ama bu değişimin hızını, derinliğini ve yönünü büyük ölçüde siz belirlersiniz. Bu da ne şansınız, ne genetiğiniz ne de hayatınız boyunca ve bugün beyninize nasıl davrandığınızla ilgilidir. SuperAger araştırmacıları şunu söylüyor: Bu insanların ortak özelliği olağanüstü bir gen ya da mucizevi bir ilaç değil. Her gün zihinlerini zorlamayı seçtiler. Hareket ettiler. Bağlantıda kaldılar. Peki siz nasıl süper Ager olabilirsiniz? Her gün zihninizi zorlayan bir şey yapın. Yeni bir kelime öğrenin, farklı bir yol deneyin, bir şey yazın. Hareket edin, kısa bir yürüyüş bile BDNF salgılıyor. Bağlantıda kalın bir arkadaşı arayın, bir sohbete katılın. Ve merak edin. Merak, beynin en güçlü yakıtı. Süper Ager olmak için 80 yaşını beklemenize gerek yok. Beyin bugün yaptıklarınızı biriktiriyor.