
Dil biliminden nörobilime uzanan başarı yolculuğu: Derya Şahin bilim ve iletişimi buluşturuyor
Dil bilimi, yabancı dil edinimi, nöropsikoloji ve nörobilim alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Derya Şahin, eğitimden uluslararası organizasyonlara uzanan çok yönlü kariyeriyle Türkiye’nin öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Akademik birikimini sahadaki deneyimiyle birleştiren Şahin, geliştirdiği özgün eğitim yaklaşımı, güçlü iletişim becerisi ve uluslararası çalışmalarıyla bilim ile toplumu buluşturmayı sürdürüyor.
Filoloji mezunu olan Derya Şahin, üniversite eğitiminin ardından İngilizce, Arapça ve Farsça dillerinde yeminli tercüman olarak profesyonel çalışma hayatına başladı. Daha sonra uluslararası TESOL eğitimini tamamlayarak eğitim alanına yönelen Şahin, uzun yıllar uluslararası okullarda eğitim direktörlüğü yaptı. Bu süreçte yüzlerce öğretmene beyin temelli öğrenme yöntemleri üzerine eğitimler verirken, binlerce öğrenciye yabancı dil eğitimi kazandırdı.
Yabancı dil edinimi, çok dillilik, erken yaşta yabancı dil öğrenimi ve beynin öğrenme süreçleri üzerine yoğunlaşan çalışmaları, onu nöropsikoloji ve nörobilim alanına yönlendirdi. Uluslararası CPD onaylı eğitim programlarını tamamlayan Şahin, akademik yolculuğunu Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Yüksek Lisans Programı’nda sürdürüyor. Filoloji altyapısını nörobilimle bir araya getiren çalışmaları; dil, hafıza, dikkat ve konuşma süreçlerini bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyor.
Mesleki çalışmalarının yanı sıra ulusal televizyon programları, röportajlar, seminerler ve dijital platformlarda yabancı dil edinimi, çok dillilik ve beyin temelli öğrenme konularındaki bilgi ve deneyimlerini paylaşan Derya Şahin, etkili hitabeti ve sahne hakimiyetiyle de tanınıyor. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarda konuşmacı, moderatör ve sunucu olarak görev alan Şahin, çok dilli iletişim becerisi sayesinde farklı kültürlerden katılımcıları aynı platformda buluşturuyor.
Uluslararası alandaki başarılarıyla da dikkat çeken Derya Şahin, Mayıs 2026’da Londra’da düzenlenen uluslararası organizasyonda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın takdim ettiği Uluslararası Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Şahin, 2 Eylül 2026’da Londra’da gerçekleştirilen International Humanitarian Peace Award Ceremony 2026 organizasyonunda ise resmî sunucu ve sahne editörü olarak görev aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden diplomatlar, akademisyenler, siyasetçiler ve iş insanlarının katıldığı organizasyonda protokol akışını yöneten Şahin, Institute of International Peace Leaders (IIPL) tarafından dünya barışına ve insani dayanışmaya sunduğu katkılar nedeniyle International Humanitarian Peace Award ile onurlandırıldı.
Bilimsel yaklaşımı, özgün projeleri ve eğitim alanındaki vizyonuyla dikkat çeken Derya Şahin, öğrenmenin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını; beynin çalışma sistemi, dil edinimi ve iletişim süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Eğitim, akademi ve iletişim dünyasını aynı çizgide buluşturan çalışmalarıyla hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda üretmeye devam ediyor.
Pozitif enerjisi, güçlü iletişimi, çok yönlü birikimi ve vizyoner bakış açısıyla dikkat çeken Derya Şahin, bilimsel üretimi toplumla buluşturan yeni nesil eğitim anlayışının temsilcileri arasında gösteriliyor.

KY'dan duygulara dokunan yeni şarkı: Mazide kaldı dinleyiciyle buluştu
Türk müzik dünyasında üretimleriyle dikkat çeken KY, yeni çalışması "Mazide Kaldı" ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Duygusal sözleri ve ayrılık temasını merkezine alan eser, sevginin ardından geride kalan hatıraları ve kabullenme sürecini anlatan güçlü hikâyesiyle kısa sürede ilgi görmeye başladı.
"Mazide Kaldı", bir ilişkinin bitişinin ardından yaşanan iç hesaplaşmayı ve kalpte kalan izleri samimi bir dille işliyor. Şarkının sözlerinde yer alan "Güzel günlerimiz mazide kaldı, seni seven bir kalbim vardı" dizeleri, eserin duygusal atmosferini en güçlü şekilde yansıtan bölümler arasında öne çıkıyor. Aşkın, özlemin ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği anlatım, dinleyiciyi kendi hikâyesiyle buluşturmayı hedefliyor.
Eserde, sevmenin ve ayrılığı kabullenmenin iki farklı yüzü dikkat çekiyor. "Sevsen de sevmesen de, istesen de istemesen de ayrıldık biz nihayetinde" sözleriyle ilişkinin geri dönüşü olmayan noktasına vurgu yapılırken, geçmişte yaşanan güzel anıların yalnızca birer hatıra olarak kaldığı etkileyici bir anlatımla dile getiriliyor.
KY, "Mazide Kaldı" ile sade ama etkileyici bir yorum ortaya koyarken, şarkının duygusal yapısını güçlü bir vokal performansıyla destekliyor. Eser, ayrılık acısını yaşayan ya da geçmişine dönüp duygusal bir yolculuk yapmak isteyen dinleyiciler için dikkat çeken yeni çalışmalar arasında yer alıyor.
YouTube'da yayınlanan klibiyle de izleyiciyle buluşan "Mazide Kaldı", sözleri ve görsel anlatımıyla şarkının hikâyesini tamamlayan bir atmosfer sunuyor. Duygusal müzik severlerin listelerine ekleyebileceği eser, KY'nin müzikal yolculuğunda yeni bir adım olarak öne çıkıyor.
KY – Mazide Kaldı adlı eseri YouTube üzerinden şu bağlantıdan dinleyebilirsiniz:
**https://www.youtube.com/watch?v=vLOiwknV1Zo**

Murat Ercan: Sınıftan edebiyata uzanan güçlü bir hikâye yolculuğu
1989 yılında Malatya'da dünyaya gelen Murat Ercan, eğitimci kimliğiyle başladığı yolculuğunu bugün çağdaş Türk öykücülüğünde dikkat çeken isimlerden biri olarak sürdürüyor. 2014 yılından bu yana sınıf öğretmeni olarak görev yapan Ercan, öğrencilerine yalnızca bilgi aktaran bir eğitimci değil; aynı zamanda edebiyatın iyileştirici gücünü hayatın merkezine taşıyan üretken bir yazar olarak öne çıkıyor. Eğitim alanındaki akademik birikimini, insan hikâyelerine duyduğu ilgiyle buluşturan Ercan, kalemiyle farklı kuşaklara ulaşmayı başarıyor.
2021 yılında İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Sınıf Eğitimi Bilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamlayan Murat Ercan, akademik disiplinini edebiyat üretimine de yansıttı. Yazarlık serüvenine öykü türüyle adım atan Ercan'ın eserleri, çeşitli edebiyat dergileri ve dijital platformlarda yayımlanarak geniş bir okur kitlesiyle buluştu. Bir dönem öykü editörlüğü de yapan yazar, hem kendi metinlerini geliştirdi hem de genç kalemlere destek veren isimlerden biri oldu.
Ercan'ın ilk öykü kitabı Kemik Kokusu, Aralık 2022'de Sumru Yayınevi etiketiyle yayımlandı. On sekiz öyküden oluşan eser; yalnızlık, göç, kayıp, toplumsal hafıza ve insanın iç dünyasına dair güçlü anlatımıyla dikkat çekti. Sade ama etkileyici dili, karakter derinliği ve gerçek yaşamdan beslenen hikâyeleriyle Murat Ercan, ilk kitabıyla güçlü bir anlatıcı kimliği ortaya koydu.
Yazar, edebiyat yolculuğunu ikinci kitabı Çatlaktan Dolan ile bir adım daha ileri taşıdı. Aralık 2024'te Mahal Yayınevi'nden çıkan eser, insanın kırılgan yanlarını, yaşamın çatlaklarından sızan umutları ve duygusal yüzleşmeleri merkezine alan öykülerden oluşuyor. Kitap, Ercan'ın anlatım gücünü pekiştiren önemli çalışmaları arasında gösteriliyor.
Murat Ercan, yalnızca yetişkin edebiyatıyla değil, çocuklara yönelik üretimleriyle de dikkat çekiyor. Nana Arpia & Değerler Ormanı adlı çocuk kitabında sevgi, dostluk, paylaşma ve sorumluluk gibi evrensel değerleri masalsı bir dünyanın içinde çocuklarla buluşturuyor. Eğitimci kimliği, çocuk edebiyatındaki anlatımına da sıcak ve samimi bir dil kazandırıyor.
Çok yönlü birikimi, özgün bakış açısı ve üretken çalışma disipliniyle dikkat çeken Murat Ercan; eğitim, edebiyat ve değerler eğitimi alanlarını aynı potada eriten isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Kendine özgü çalışma tarzı, geliştirdiği projeler, güçlü vizyonu ve etkili iletişim becerisiyle bulunduğu her ortamda fark yaratıyor. Karizmatik duruşu, pozitif enerjisi ve samimi yaklaşımı ise onu yalnızca bir yazar ya da öğretmen değil, aynı zamanda ilham veren bir kültür insanına dönüştürüyor.
Malatya'dan yükselen bu üretken kalem, yazdığı her öyküde insanın iç sesine dokunmayı sürdürüyor. Eğitimden beslenen edebiyat anlayışı ve güçlü gözlem yeteneğiyle Murat Ercan, çağdaş Türk edebiyatında adından söz ettiren isimler arasında yer almaya devam ediyor.

Ömür Sevgi çil sanatın her sahnesinde iz bırakıyor
Tiyatro sahnesindeki güçlü performansı, kamera önü projelerindeki başarılı oyunculuğu ve müzikteki üretken kimliğiyle dikkat çeken Ömür Sevgi Çil, sanatın farklı alanlarında yolculuğunu istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. İstanbul’da başlayan sanat serüvenini bugün Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu bünyesinde devam ettiren başarılı sanatçı, oyunculuk ve müziği aynı potada buluşturan çok yönlü çalışmalarıyla adından söz ettiriyor.
Tiyatro kariyerinde birçok önemli yapımda sahne alan Ömür Sevgi Çil, özellikle Aslolan Hayattır, Vahşet Tanrısı ve Ben Anadolu oyunlarındaki performanslarıyla büyük beğeni topladı. Aslolan Hayattır ve Vahşet Tanrısı oyunlarındaki başarılı yorumuyla En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülen sanatçı, Güngör Dilmen’in klasik eserlerinden Ben Anadoludaki etkileyici performansıyla ise 2025 Uluslararası Akdeniz Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Oyuncusu ödülünü kazandı. Aynı organizasyonda Ben Anadolu da Yılın Oyunu seçilerek önemli bir başarıya imza attı.
Sahnedeki başarısını kamera önüne de taşıyan Çil, televizyon projelerinde de izleyiciyle buluştu. Dedemin Dolabı ve Paşa Gönlüm dizilerinde rol alan sanatçı, sinemadaki son çalışması Pivot filmiyle kariyerine yeni bir halka ekledi. Yönetmenliğini Melisa Önel’in üstlendiği, senaryosunu Feride Çiçekoğlu’nun kaleme aldığı uzun metraj film Mersin’de çekildi ve 2026 yılında tamamlandı.
Oyunculuğun yanı sıra müzik alanındaki üretimleriyle de dikkat çeken Ömür Sevgi Çil, uzun yıllardır kendi söz ve bestelerini dinleyiciyle buluşturuyor. Bunu Yine Bana Yaz, Dandini Bostan, Olduk Leyla, Gece ve Her Yer Derli Toplu Ben Darmadağınıktım adlı çalışmalarıyla müzikte de kendine özgü bir anlatım dili oluşturan sanatçı, duygularını hem sahnede hem de şarkılarında farklı biçimlerde ifade ediyor.
Sanata yaklaşımında disiplinli çalışma anlayışı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle öne çıkan Ömür Sevgi Çil, her yeni üretiminde farklı bir hikâyeyi izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor. Güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, sahne ışığını yansıtan duruşu ve doğal ışıltısıyla dikkat çeken başarılı isim, tiyatro, sinema ve müzik alanlarında üretmeye devam ederek sanat yolculuğunu yeni projelerle zenginleştiriyor. Her çalışmasında estetik bakış açısını ve yaratıcı vizyonunu ortaya koyan Çil, farklı disiplinleri bir araya getiren sanat anlayışıyla kariyerini başarıyla sürdürüyor.

Ruhun notası’ndan duygulara dokunan bir yolculuk: “Zamanaşımı” dinleyiciyle buluştu
Müziği duyguların dili olarak gören Ruhun Notası, bağımsız üretim anlayışıyla hazırladığı yeni çalışması “Zamanaşımı” ile dinleyicileri hem işitsel hem de görsel bir yolculuğa davet ediyor. Türkçe rock tınılarını duygusal anlatımlarla buluşturan proje, şarkılarının yanı sıra sinematik klipleriyle de dikkat çekerek müzik ve görüntüyü aynı hikâyede buluşturuyor.
Ruhun Notası, Hakkı Sunar’ın müzik çalışmalarını ve kliplerini dinleyicilerle buluşturduğu YouTube kanalı olarak üretimlerini sürdürüyor. Kanalın temel yaklaşımı, her şarkının yalnızca dinlenen bir eser değil, aynı zamanda izlenen ve hissedilen bir hikâye olması. Sözlerin taşıdığı anlam, müziğin oluşturduğu atmosfer ve kliplerde kullanılan görsel anlatım bir araya gelerek dinleyiciye çok katmanlı bir deneyim sunuyor.
Bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri olan “Zamanaşımı”, kaybolan zamanların, yarım kalan cümlelerin ve insanın kendi iç dünyasında verdiği sessiz mücadelenin hikâyesini anlatıyor. Şarkı, geçmişle bugün arasında kurduğu duygusal bağ sayesinde dinleyicinin kendi anılarıyla buluşabileceği bir alan oluşturuyor. “Bazı şeyler zamanla geçmez” cümlesiyle özetlenen eser, unutulamayan duyguların ve içsel hesaplaşmaların izini sürüyor.
Ruhun Notası’nın üretim sürecinde yapay zekâ destekli yaratıcı araçlardan da yararlanılıyor. Bu araçlar, müzikal fikirlerin geliştirilmesi ve kliplerde farklı görsel anlatım biçimlerinin denenmesi için bir destek sunarken, her çalışma özgün bir hikâye anlatma amacıyla şekilleniyor. Teknolojiyi sanatın önüne değil, anlatımı güçlendiren yaratıcı bir yardımcı olarak kullanan proje, bu yönüyle de farklı bir üretim modeli ortaya koyuyor.
“Zamanaşımı”nın yanı sıra kanalın repertuvarında “Yak Gündüzümü Kavur” gibi çalışmalar da yer alıyor. Farklı temalara sahip şarkılar ve kliplerle içeriklerini geliştirmeye devam eden Ruhun Notası, yeni eserlerini müziğe ilgi duyan dinleyicilerle buluşturmayı sürdürüyor.
Ruhun Notası, dinleyicilerin yorumlarını ve şarkılarda kendilerinden buldukları duyguları bu yolculuğun önemli bir parçası olarak görüyor. “Zamanaşımı”nı dinleyen herkesin, şarkının satırlarında kendi hayatından bir iz bulabileceği düşüncesiyle üretimlerine devam eden kanal, bağımsız müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinmeyi hedefliyor.
“Zamanaşımı” klibini izlemek ve Ruhun Notası’nın diğer çalışmalarını keşfetmek isteyenler şu bağlantıları ziyaret edebilir:
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=oJEUVfY-M_I
Spotify: https://open.spotify.com/intl-tr/track/2oHj3YDq28stHiqAsZLeRa?si=3a87b94b86a64b21
Instagram: https://www.instagram.com/rnotasi?stkn=aWVhYTl5dHByZXkw
Ruhun Notası… Her duygunun bir sesi var.

Dünya Barış Günü'nde gazeteci-yazar Selhan Özdemir yeni yaşını karşıladı
Gazetecilikten edebiyata, şiirden besteciliğe ve televizyon programcılığına uzanan çok yönlü kariyeriyle tanınan gazeteci-yazar Selhan Özdemir, Dünya Barış Günü'nde yeni yaşını dostlarının, sanatçı arkadaşlarının ve okurlarının iyi dilekleriyle karşıladı. Özdemir, “ikinci baharım” olarak tanımladığı yeni yaşını barış, umut ve sağlık temennileriyle kutlamanın mutluluğunu yaşadı.
Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi'nde manşet haberleri, köşe yazıları ve özel dosyalarıyla gazetecilik yapan Selhan Özdemir, meslek hayatını bugün Türkiye'nin önde gelen yayın organlarından Fısıltı Haberleri'nde İstanbul Temsilcisi olarak sürdürüyor. Gazetecilikteki deneyimini köşe yazılarıyla okurlarıyla buluşturan Özdemir'in kaleme aldığı yazılar geniş bir okuyucu kitlesi tarafından ilgiyle takip ediliyor.
Yeni yaşını kutlayan ilk isimlerden biri ise Elazığlı çağdaş Türk şairi ve yazarı Cebeli Yerlikaya oldu. Özdemir, 30 Ağustos'ta Türk Halk Müziği sanatçısı Necla Akben'in doğum gününü kutladığını hatırlatarak, bu kez Dünya Barış Günü'ne denk gelen kendi doğum gününde birbirinden anlamlı mesajlar almanın kendisi için ayrı bir değer taşıdığını ifade etti.
Şair, yazar, gazeteci, bestekâr ve program yapımcısı kimliğiyle üretmeye devam eden Selhan Özdemir, yayımladığı “Gözüm Üstünde” adlı şiir kitabıyla edebiyat dünyasında da yerini aldı. Savcı bir baba ve öğretmen bir annenin kızı olarak yetişen Özdemir, eserlerinde sevgi, umut ve barış temalarını öne çıkarırken, kalemiyle insanlara dokunmayı amaçladığını dile getiriyor.
Televizyon ve radyo programlarının sık konuklarından biri olan Özdemir, gazetecilik çalışmalarında duayen gazeteci Sabahattin Birinci ile yürüttüğü uyumlu projelerle de dikkat çekiyor. Sanat üretimlerini müzikle buluşturan Özdemir'in üç şiiri bestelenerek şarkıya dönüştürüldü. Sanatın kendisini hayata bağlayan en güçlü unsur olduğunu söyleyen Özdemir, özellikle zorlu sağlık sürecinin ardından üretmeye devam etmenin kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurguluyor.
Özdemir'in “Enkaz” adlı şiiri de güçlü bir ekibin katkısıyla kliplendirildi. Şarkının aranjesini Mustafa Budan üstlenirken, yönetmen koltuğunda Seda Avcı yer aldı. Projenin senaryo fikri ise gazeteci Sabahattin Birinci'nin katkılarıyla şekillendi.
Kanser hastalığını geride bırakarak yaşam mücadelesini sanatla taçlandıran Selhan Özdemir, yeni yaşına sağlık, huzur ve umut dolu bir başlangıç yaptı. Dünya Barış Günü'nde doğan kalemi güçlü gazeteci ve yazar için dostlarının ortak dileği ise aynı oldu: İyi ki doğdun Selhan Özdemir, yeni yaşın barış, sağlık ve başarılarla dolu olsun.

Gökalp, “Alışamadım” ile duyguların sessiz tarafına dokunuyor
Müzik yolculuğunda duyguyu merkeze alan çalışmalarıyla dikkat çeken Gökalp, yeni teklisi “Alışamadım” ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Dijital müzik platformlarında yayımlanan eser, kısa sürede özellikle duygusal anlatımı ve samimi yorumuyla ilgi görmeye başladı. Şarkı, modern pop tınılarını içten bir vokal performansıyla buluşturarak ayrılık ve özlem duygusunu sade ama etkileyici bir dille anlatıyor.
“Alışamadım”, kaybedilen bir sevginin ardından yaşanan boşluğu ve geçmişle hesaplaşmayı anlatan bir hikâye sunuyor. Gökalp, şarkıda yüksek duygusal tonlar yerine daha doğal ve içten bir yorum tercih ederek dinleyiciyi şarkının atmosferine davet ediyor. Bu yaklaşım, parçanın yalnızca bir ayrılık şarkısı olmanın ötesine geçmesini sağlarken, herkesin kendi hayatından bir iz bulabileceği bir anlatım oluşturuyor.
Şarkının yayımlanmasıyla birlikte klibi de YouTube’da dinleyicilerle buluştu. Görsel anlatım, eserin duygusal dünyasını destekleyen sade ve etkileyici sahnelerle ilerliyor. Müzik ve görüntünün birbirini tamamladığı klip, şarkının hissettirdiği yalnızlık, özlem ve kabullenememe duygularını güçlü bir atmosferle yansıtıyor.
Gökalp, sosyal medya paylaşımlarıyla da “Alışamadım”ın dinleyiciyle kurduğu bağı büyütmeyi sürdürüyor. Instagram hesabı üzerinden hem yeni çalışmalarını hem de müzik yolculuğuna dair içeriklerini paylaşan sanatçı, dinleyicileriyle doğrudan iletişim kurarak üretim sürecini de takipçileriyle buluşturuyor.
Dijital platformlarda yayımlanan “Alışamadım”, Gökalp’ın müzikal kimliğini daha geniş kitlelere ulaştıran önemli çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Samimi sözleri, yalın düzenlemesi ve duyguyu ön plana çıkaran yorumu sayesinde eser, özellikle duygusal pop müziği seven dinleyiciler için dikkat çeken yeni yapımlar arasında yerini alıyor.
Gökalp – Alışamadım’ı dinlemek ve takip etmek için:
Spotify: https://open.spotify.com/intl-tr/track/7hP4c77vPdcQnJJVqzcJrh
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=pMBxc7-T4Vs
Instagram: https://www.instagram.com/shn.gklp?stkn=dDJ4czhucGRsZWZ5&utm_source=qr

Zaguda, “On Üç Eylül” albümüyle kişisel hikâyesini müzikle anlatıyor
Bağımsız müzik üretimini Zaguda Stüdyo çatısı altında sürdüren ve çalışmalarını Zaguda adıyla dinleyicilerle buluşturan Çağlar Kurt, yeni albümü “On Üç Eylül” ile müzik yolculuğuna anlam yüklü bir eser ekledi. 13 Eylül 2026 tarihinde yayınlanan albüm, sanatçının hem kişisel yaşamından izler taşıyor hem de farklı duyguların iç içe geçtiği yedi şarkılık bir hikâye sunuyor.
29 Eylül 1992 doğumlu ve aslen Trabzonlu olan Çağlar Kurt, müzik üretimlerinde teknolojinin sunduğu imkânlardan da yararlanıyor. Yapay zekâ destekli üretim süreçlerini kendi söz yazarlığı ve besteciliğiyle bir araya getiren sanatçı, bağımsız müzik anlayışı doğrultusunda tamamen kendi hikâyelerini anlatan çalışmalara imza atıyor.
“On Üç Eylül” albümünün en dikkat çekici yönlerinden biri ise taşıdığı özel anlam. Albümün adı, Zaguda’nın kızının doğum günü olan 13 Eylül’den geliyor. Yedi şarkıdan oluşan albüm ise kızının yedinci yaşına ithaf edilmiş durumda. Sanatçı, bu çalışmayı yeni yaşın güzel başlangıçlara vesile olması dileğiyle hazırladığını ifade ediyor.
Albümde yer alan “Kalbimden Silemem” ve “Senden Sonra” şarkıları, aynı duygusal hikâyeyi iki farklı bakış açısından ele alıyor. İlk şarkı, ayrılığın ardından yaşanan çaresizlik ve özlemi anlatırken, ikinci şarkı hikâyenin diğer tarafına geçerek farklı duygulara ve hislere kapı aralıyor. Böylece albüm, dinleyiciye aynı olayın iki ayrı pencereden anlatıldığı bütünlüklü bir anlatım sunuyor.
Albümün öne çıkan eserlerinden “Tuzla Buz (Akustik)”, Zaguda’nın daha önce yayınladığı ve özellikle Greek Version yorumuyla ilgi gören “Tuzla Buz”un daha sade ve duygusal bir düzenlemesi olarak dikkat çekiyor. “Denize Doğru (Akustik)” ise albümün sakin atmosferini tamamlayan parçalar arasında yer alıyor.
Zaguda’nın memleketine olan bağlılığı da albümde kendine yer buluyor. “Kalsun Öteki Aleme”, Trabzon’un kültürel ve müzikal mirasına bir selam niteliği taşırken, sanatçının köklerinden aldığı ilhamı dinleyicilere taşıyor.
“Beni Ara (Konser)”, “Beni Ara”, “Kalbimden Silemem”, “Senden Sonra”, “Kalsun Öteki Aleme”, “Tuzla Buz (Akustik)” ve “Denize Doğru (Akustik)” olmak üzere yedi eserden oluşan “On Üç Eylül”, aşk, ayrılık, özlem ve umut gibi farklı duyguları bir araya getiren samimi bir albüm olarak müzikseverlerle buluşuyor. Zaguda, bu çalışmasıyla bağımsız müzik üretiminde kendi hikâyesini anlatmaya devam ederken, dinleyicisini de duyguların merkezine davet ediyor.