Düğünde, cami avlusunda, maçlarda karşılaşabiliyoruz dostlarımızla. İnsan biriktirmişiz, şükürler olsun. Boşa yaşamamışım, boş işlerle boş insanlarla uğraşmamışım. Zaman zaman olsa da, hayat bu. Karşıyaka - Uşakspor maçındayız, iyi ki maç bitti. Yoksa sabaha kadar, muhabbet bitmez. Pencereden gelen sesle vazgeçen, hırsız misali. 18 yıl sonra, 3.ligde denk geldiler. Şimdiki adıyla süperin bir altı 1.ligde idi son karşılaşma, o günün 2.ligi. Tek temsilcimiz Göztepe ile Avrupa yolu beklerken, Altay ile Altınordu aklıma gelince afakanlar basıyor. Nereye böyle ey koca çınarlar. Bu gitmeler, gitme değil. Karşıyaka ile İzmirspor bu sene olacak, ümitliyim. Karşıyaka'dan boş kalan yere İzmirspor geçecek. Umarım, sanırım, inşallah. 8 yıldır 3.ligden kurtulamayan KSK'de, gerçek bir taktisyen, çalıştırıcı, oyun kurucu, teknik sorumlu Burhanettin Basatemür hocam ile bu iş, bu sene olacağa benziyor. İstatisyen var mıydı ölçüldü mü bilemiyorum. 'Topun en az oyunda kaldığı maç' olarak tarihe geçmiştir. Oynandığı zaman Allah iyi mücadele oldu. Ya oyun durduğunda. Genelde deplasman takımı yapar. En az 1 puan için. Ya da ev sahibi takım, öne geçince son dakikalarda. Adına süper denen ligimiz kötü örnek, görüyorlar. 'Biz de yapalım' diyorlar oyunu çirkinleştiriyorlar. Habire duruyor, bu nedir Allah aşkına. Haftada bir maç, o da. 90 dakika oynayacaksınız, yarısından çoğu tarihe karışıyor. Düşmek, yerlerde debelenmek penaltı değil, ceza alanı dışında yapılanlar da öyle. Faul değil, durması şart değil maçın. Her yere düşmede düdük çalınmaz ki. Oyun durdurulmaz ki. Kafasının üstüne, ensesiyle geriye düşse zaten, sesi çıkmaz. O zaman durur, önce can önce sağlık. Gol, atak sonra. O nedir öyle yerde sağa sola savrulmak. Sanki bacağı koptu, kırıldı. Alakası yok. Tek amacı var hakemi kandırmak, aldatmak, oyunu durdurmak. İdmanda çalışmaz koşmazsan, yorulursun. Maçta dinlenmek, oyunun temposunu düşürmek, soğutmak, atağı kesmek, niyet. Çok kötü bir niyet. Tahmine oynamak gibi. Hakem Sercan Karaca da buna çanak tuttu. Yok taç atışı 2 metreden kullanıldı, faul azıcık öteye gidecek. Hoop hemen ilahi düdük. Ne diye çanak tutarsın, gaza gelirsin be Sercancım. Sen de zaman geçirdin, yoruldun dinlenmek niyetin herhalde. Çaktırmadan dinlenmenin yolları var. Öretmediler mi ? Arkadaş kaleci, sağ bacağını tutuyor, kendini yere atıyor. Hoop gelsin düdük. Kalecisiz oynanmaz, maç başlamaz. Kuralın bu kısmını biliyor, farkında, işine nasıl gelirse. Tamam da. Takım arkadaşı geldi sol bacağına kramp giderme tedavisi (!) yaptı. O da göstermelik, numaradan. Sonra kalktı kaleci tuttuğu sağ bacağı ile aut atışı kullandı. Dibindeki arkadaşın kullansın. Hakem de yedi. Saydım, tuttum. Sağlıkçı da girdi, çıktı, 1 dakika 14 saniye güme gitti. Sonra hakemler şöyle böyle, 'hesap kitap peşinde falan filan' . Ne diye bu laflara meydan verirsiniz ki. Dürüst hakemsin bilirim, ama niye dedikoduya prim tanırsın ki, yapmayın bunu. Yolun açık olsun.

Seniye Aşkaroğlu, Şener Aşkaroğlu

SENİYE TEYZEMİN ELLERİNDEN ÖPERİM

Karşıyaka'nın medar-ı iftiharı, her maça giden adam, taraftarların gururu Hakan Ortabaş. İzmir Karataş Lisesi'nden (1980-1983) okul ve sınıf arkadaşım. Tribünde gördüm, mutlu olduk. Gözünü sordum, ameliyat olmuştu, şifa diliyorum. 'Yaşlanıyoruz Metom' dedi. 'Maça gelebildiğine göre hala gençsin' dedim. Yaş alıyoruz Hakan'ım sayı artıyor o kadar. Kendimi böyle avutuyorum, hayat devam ediyor. Ankara'da Samsun'da tarih yazdı. Samsunspor ile Gençlerbirliği'ni şampiyon yapıp süper lige çıkardı, Altınordu'da da iki olmak üzere, dört şampiyonluğu var. Şu an tribünde, ailece. Boşta, işsiz değil, dinleniyor. Böyle diyelim, sağlık olsun, bu fırsatla hasret giderdik, 40 yılın dostluğu ile. Çamdibi'nden bugünlere, maç günü de doğum günüydü. Atladım, söylemeyi, kutlamayı unuttum. Nice nice yıllara Hüseyin Eroğlu, hocam, kaptanım, kardeşim. Yolun bahtın açık olsun, güzel insan. Boş geçirmiyor, 3.lig maçına geliyor, amatör maçlara da. Yardımcısı da ağabeyi Halit hocam, kızı Nehir futbolu zirvede bıraktı. Emir de basın toplantılarında, maçlarda büyüdü. Şener Aşkaroğlu bir başta kaliteli teknik adam, o da tribünde. Çok enteresandır antrenörlük dünyası. Bazıları hiç boş kalmaz, baktım Şener kardeşim, yanında da Veli Kızılkaya. O da iyi futbolcu idi. Şener hocam, maç izliyor sadece şimdilik. UEFA B diploması var, biraz aşağıda yedek kulübesinde olması gerekirken. Tribünde, maalesef o da. Hagi'ye yetişemedi ama, diğer yıldızlarla süper ligde 10 yılı var, terle, emekle. Gol attı, attırdı. Ne işiniz var sizlerin tribünde, şimdi tam da çalışma vakti. İzmirlisiniz her zaman yanınızdayım, naçizane. Lobi miydi neydi onun adı. Bitlisli gözlemci Abdülkadir Ali Tör hocam ile selam gönderdim. Ah bu maçlar da olmasa, göreceğimiz yok. İyi insanlar, iyi de sporcu olunca, yolu mutlaka kesişir. Gel de yazma, her yerde haber var. Okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Hatıram olsun. Hayat bu, her şey var. Çocukluğumun karizması Engin Çağlar'a, hakemliğimin emektarı Erol Zop'a, güzel insan Eşref Ender Ötken'e rahmet diliyorum. Bir de teşekkürüm de Seniye Aşkaroğlu teyzeme. Adam gibi adam yetiştiren, rahmetli anneme benzettiğim Seniye teyzeme de sağlıklı, huzurlu ömür diliyorum. Dua okuyun yeter. Kirlenmeyen, kaliteli, karakterli, nadiren az görülen dik duruşlu Şener Aşkaroğlu'nu iyi yetiştirmişsiniz Allah razı olsun.