İki 'hayırlı evlat'. 'Beyefendi insanlar', 'Karakterli, kaliteli, karizması gerçek hakemler'. Hani diyorsunuz ya, 'Şimdikiler de hakemlik mi yapıyor' diye. Genelleme değil derdim. Evveliyatları var, evlatların. Bu hakemler, şimdi kenarda. Faal hakemlik bitti, haliyle. 'Hakemlik öyle kuralları ezberlemekle', 'sınavlardan 100 puan almakla' olmuyor. Her şey sahada. Boy, kilo, ek yabancı dil, hepsi hikâye, teferruat. Öncelik ailede, hakemlikte. Ama onlar, ne yaptı? İnsanı sevdiler, saygı duydular, içten samimi hesapsız şartsız şurtsuz. Kuralları, futbolu, sporu da çok iyi bildiler ve de uyguladılar, korkmadan, eyyam yapmadan, günü kurtarmaya çalışmadan. Neyse o. 'Hakem sokakta, evde, işinde ne ise sahada da kesinlikle odur', bu da benim lafımdır, not ediniz lütfen. Şaşmaz, değişmez. Dışarıda ne ise maçta da tıpkısının aynısı. Değişmez, karakter hal tavır jest mimik. Unuttuğumuz değerler. Kimi de hakemlikte büyür (?) Yükseltilir, bir yerlere getirilir ite kaka, omuzlanarak. Sonra 'ben ne oldum delisi' olur, herkesi küçümser. Sanki alnının teriyle, hak ederek, oralara çıkmışçasına. Kimi mi kast ediyorum, adın ne önemi var. Olanları yazıyorum yetmez mi? Sadece bugün, 40 yılın birikimidir bu. 'Değişmeyen tek şey değişimdir' tamam da. 'Hakemlik bu lafa dahil değil'. Kurallar değişir, karakter değil. Değişmez bazı şeyler, değişmemesi de gerek. En ufak bir değişiklik, sahadaki, maçtaki kişiliğe yansır. Vakti zamanında üç maymunu oynayanlar, gizliden yaparlar. Efendi sanılırlar, sonra da atar tutarlar. Alem de yutar, yutturulur itinayla. Zafer Akyüz ile Ali Tabak, mükemmel insanlar ve de hakemler. Ama şu anda yoklar. 'Gelin tecrübenizi anlatın' demezler, oysa o kadar kaliteli ve de tecrübeli isimler var ki. Ya torun bakıyor ya da ilerleyen yaştaki anne ve babasına el bebek gül bebek bakıyor, yüksünmeden, vefa ile. Biz ne hakemler gördük diye de boşuna yazmıyoruz. Ebeveyninin yüzüne bakmayanları da gördük. Neymiş büyük hakemmiş, sevsinler düdüğünü, bayrağını. Özel hayattır, bilemem. Daha fazla inemem. Ama, öyle olmamalı, böyle olmalı. Bebek, çocuk bakılır, beslenir, büyütülür. Yaşlanan, yaş almış anne baba, 'bakılmaz'. 'Bakıma muhtaç' lafından da nefret ederim. Ne demek bakmak. Mecbursunuz, mecbur. Zorla güzellik olmaz, lafı burada geçersizdir. Ne olduysa oldu. Küçükken sabaha kadar uyumayan, o muhteşem kokulu bezlerini değiştiren onlar değil miydi? Şimdi sen kendi kokuna pis derken. Yıllar geçince de 'bakmazsın'. Anca destek, yardımcı, sacayağı olursun. Hakemlikleri de çok iyi olan Zafer hocam 90'larını geçen maşallah. Anneleri Handan teyzemi, Ali hocam da babası Yaşar amcamı yalnız bırakmıyor. 'Alayına inat', 'tam destek' yani. Allah razı olsun, helal olsun. Sadece iki örnek evlat yok, yeri geldikçe yazarız. 'Her şey aileden başlar' devam eder, gider. Bugün bana, sarın sana. Hayat böyle, sıra evlatlarda. Evet parayla değil, sırayla. Handan teyzemin diğer evladı Cengiz hocamın hakkını yiyemem. O da gizli bir kahraman. Çok ilgileniyor sağ olsun. Ali hocamın küçüğü Pervin Maral, iyi ki varlar. Evlatların hakem olmasının yanında, Handan Akyüz ile Yaşar Tabak, Allah sağlıklı ömür versin. İyi insan vefalı evlatlar yetiştirdikleri gibi, haftaya başlayacak FİFA World Cup, öncesinde değişik bir durum oluştu. Değerli büyüklerim izleme, bakma görme anlamında olmasa de 23. Dünya kupasının, 2'si hariç 20'sini görmüş durumdalar. Tarihsel, rakamsal olarak da bu yılki 21.'si olacak, izleyebilecekler mi çok zor ama. Görmek de yaşamak da önemli, ömürlerine bereket. Ne de olsa ikisi de sporcu, hakem ebeveyni. Milli hakem merhum Hasan Akyüz'ü de unutmadım, rahmetle. 1974'de Milas'taki kahvehanede cümbür cemaat babası ile izlemiş isimdir Ali Tabak, kendinin ilk dünya kupası ve tek TRT'de. Kanal olarak değil sadece, adet olarak da tek, biricik.
ÖNCE AİLE; KATRAN İLE ŞEKER MİSALİ
Ali Tabak'tan daha çok bahsetmek isterim, haksızlık olmasın. Çok iyi hakemlik yaptı, eğilmedi, bükülmedi, çamura yatmadı, yan basmadı. Diyarbakır'da idi o zamanlar, TSK'nin onurlu askeridir, astsubay emeklisidir. Yapma, gitme dediler, silahını değil yüreğini kalbini taşıdı. 6 yıl Diyarbakır'da hakemlik yaptı, 1992-98. 1992'de İstanbul Lions '3.Ligin en başarılı hakemi' olarak seçti. Sağ olsunlar, medyatik olmadan, torpilsiz. 1997-98'de ikinci memleketim Diyarbakır'da beraberdik. Çok güzel insanlar tanıdım, hakemlik sayesinde. Hani 'Futbol oynama, futbolcu olma' der ya babalar, aileler. Kaçak giderler, gelirler, sadece anneler bilir, en son babalar duyar. O hesap. Baba Yaşar amca, 'Evladım hakemlik yapma artık' der. Ali Tabak durmaz 'gizlice hakemlik yapar'. Gazetelerin spor sayfasına baksa görecek. Belki de bilir, ses çıkarmaz. Yaşar amca Milas'ın saygın isimlerindendir. Soyadı gibi işi de gücü de 'Tabak'tır. Deriyle, dericilikle uğraşır, eşi, anne Aysel teyzem 23 yıl önce vefat eder. Rahmetli teyze, vakti zamanında Ödemiş'in efsanesi, hemşerim ünlü türkücü Bedia Akartürk'e sahne kıyafetleri diken isimdir. Gençliğimin efendisi Tolga Çandar da Milaslıdır. Kendini yetiştirmiş, okumuş, güngörmüş insanlardır, evlatlarından belli. Yaşar amca 92 yaşında. Kırmızı beyazlı renkleri olan Milas Gençlik'in ilk yöneticilerindendir. Fanatik, sıkı bir Beşiktaşlıdır. Bilirsiniz, bilmeden, yaşamadan yazmam. Ali Tabak öyle de eşi Nadire Hanım nasıl? Eşi benzeri zor görülen insandır Nadire yengem. Kapısını açan, bu şahsı Halil İbrahim Sofrası'na buyur eden, adı gibi 'Nadire'n gördüklerimdendir. Kızları Gizem, süper bir matematikçidir, olimpiyatlarda dereceleri var. Oğul evlat Egem de Göztepe'de, kapanan, kapatılan Okçuluk branşısın harika çocuklarından. Nerden nereye? Hayat böyle bir şey, 'Armut meyvesi, armut ağacının dibine düşer, başka yerde arama. Şeftalinin, dutun, incirin dibine gidip de ben geldim, demez. 'Her şey aileden başlar', sonradan değişim olur gibi olsa da. Kişinin kendisine bağlıdır. Halk dilinde başka şekilde söylense de şu sözü de çok severim. Özdeyiş değil anonim diye biliyorum. 'Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker'. Bu nedenle de hakem adayı seçerken, beğenirken. Babasının, annesinin, dayısının, amcasının bilcümle akrabasının 'kartvizitine' değil, tıpkı evlilik öncesindeki gibi. 'Elalem ne der sonra' demeden, ailesine de bakmak gerek diye düşünüyorum. Eninde sonunda, yol aynı yere çıkar. Düzgünlüğe, iyiliğe, insanlığa gider. Handan teyzem için Anneler Günü geçse de. Bu ayın üçüncü pazar günü de 'Babalar Günü' Yaşar amcamın elini öpmek isterim. Kısmet, babamın öpemiyorum, öpemeyeceğim gibi.