İzmir’de yaşayanların gündemi yıllardır ağırlıklı olarak kentin bir türlü çözülemeyen yapısal sorunları üzerine. Uzun süren elektrik kesintileri, internet arızaları, bozuk yollar, yetersiz altyapı ve yağmur yağdığında yeniden ortaya çıkan bildik sorunlar… Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir’de yaşayanlar, temel hizmetlerin düzenli biçimde işlemesini istiyor. En azından çöpüm toplansın mantığını aşmayı başarabilirsek her şey çok daha kolay olacak.
Kentin gerçek meselelerini konuşmak yerine, günlerimizi belediye başkanlarının arasındaki anlaşmazlıkları ve siyasi kulislerde dolaşan iddiaları tartışarak geçiriyoruz.
Elektrik kesintileri, özellikle bazı ilçelerde, günlük hayatın olağan bir parçası hâline gelmiş durumda. Özellikle yaz döneminde artan elektrik kesintileri, özel firma tarafından yapılması gereken altyapı yatırımlarının yıllardır yapılmaması benzer sorunların sıklıkla tekrar edilmesine sebep oluyor.
Evinde çalışanlar, küçük işletmeler, öğrenciler ve elektronik cihazlara bağımlı olarak yaşayan herkes bu kesintilerden doğrudan etkileniyor. Kesintinin ne zaman sona ereceğine ilişkin yeterli bilgi alınamaması ise sorunu daha da ağırlaştırıyor. Elektrik geri geldiğinde hayat kaldığı yerden devam etmiyor; işler aksıyor, cihazlar zarar görüyor, esnafın ürünü bozuluyor ve insanlar zaman kaybediyor.
İnternet konusunda da tablo pek farklı değil. Günümüzde internet artık bir lüks veya yalnızca eğlence aracı değil. Eğitimden ticarete, kamu hizmetlerinden bankacılığa kadar hayatın hemen her alanı internet bağlantısına dayanıyor. Buna rağmen İzmir’in bazı bölgelerinde sık sık bağlantı sorunları yaşanıyor. Altyapının yetersiz olduğu mahallelerde hız düşüyor, bağlantı kopuyor ve yapılan şikâyetler çoğu zaman sonuçsuz kalıyor. Farklı kurumların altyapı projelerinde koordine olamaması aynı yerin farklı kurumlar tarafından sıklıkla kazılmasına neden oluyor. Bu da yaşam kalitesini azaltıyor.
Şehir büyüyor, nüfus artıyor, yeni binalar yükseliyor ama altyapı aynı hızla gelişmiyor. Bir bölgede yol kazılıyor, kapatılıyor, ardından başka bir kurum aynı yeri yeniden kazıyor. Çalışmalar arasında yeterli koordinasyon bulunmadığı izlenimi, vatandaşın sabrını tüketiyor. İzmirli geçici müdahaleler değil, uzun vadeli bir altyapı planı görmek istiyor.
Neyse ki su kesintilerinin geçmiş dönemlere göre bir miktar azaldığını söyleyebiliriz. Ancak bu durum, diğer altyapı problemlerini görmezden gelmemizi gerektirmiyor. Büyükşehir olmanın yalnızca kalabalık bir nüfusa veya yüksek binalara sahip olmak anlamına gelmediğini hatırlamak gerekiyor. Büyükşehir; kesintisiz hizmet, güçlü altyapı, kurumlar arasında koordinasyon ve krizlere karşı hazırlık anlamına geliyor.
FUAR TARTIŞMASI
Bütün bunlar yaşanırken İzmir kamuoyunun önüne bambaşka başlıklar geliyor. Belediye başkanlarının fuarın açılışına katılıp katılmaması, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ilçe belediye başkanlarıyla ilişkilerinin nasıl olduğu, kimlerin birbiriyle görüşmediği veya hangi başkanların karşı karşıya geldiği konuşuluyor. Elbette yerel yöneticiler arasındaki ilişkiler önemli. Çünkü kişisel veya siyasi anlaşmazlıklar hizmetlerin yürütülmesini etkiliyorsa bu da kentlinin meselesi olarak görülmeli.
Fakat tartışmalar yalnızca kimin kiminle kavga ettiği seviyesinde kaldığında İzmir’e hiçbir katkı sunmuyor. Bir açılışa katılmamak siyasi mesaj olabilir; ancak vatandaşın asıl merak ettiği, bu gerilimin kendi mahallesindeki hizmeti etkileyip etkilemediğidir. Belediyeler arasında uyum yoksa ulaşım, yol bakımı, temizlik, altyapı ve sosyal hizmetler bundan nasıl etkileniyor? Sorulması gereken esas sorular bunlar bence.
İzmir’in yöneticileri birbirlerini sevmek zorunda değil. Aynı siyasi anlayıştan gelseler bile her konuda uzlaşmaları da beklenemez. Ancak bu şehre hizmet etmek için birlikte çalışmak zorundalar. Kişisel kırgınlıkların, parti içi hesaplaşmaların ve makam çekişmelerinin bedelini İzmirli ödememeli.
Kentte güçlü bir denetim ve hesap verme kültürüne ihtiyaç var. Elektrik dağıtım şirketinden internet sağlayıcılarına, büyükşehir belediyesinden ilçe belediyelerine kadar herkes sorumluluğunu açıkça ortaya koymalı. Sorunların nedenleri, çözüm takvimi ve hangi kurumun ne yapacağı vatandaşla paylaşılmalı. 'Çalışmalar sürüyor' şeklindeki belirsiz açıklamalar artık kimseyi tatmin etmiyor.