İsmail Uludinç, tam bir sportmen, beyefendi, güler yüzlü, insan evladı. Bazı büyüklerimi sakallı, hatta bir iki günlük kirli denen sakalıyla hiç görmedim. Hatta kravatsız hiç görmediklerim de var. Sokakta yürürken, bir şeyler yemeyen, yiyemeyen insan nesli vardı bir zamanlar. Melek olup uçup gittiler, sayıları çok azaldı asildiler, insan neslinin aslı idiler. İsmail hocam ha keza öyle. Sorun yaşamaz mı, sıkıntısı olmaz mı bir insanın. Hiç asık suratlı görmedim. İçine de atmazdı. Hep bir gülen yüz, sempatik, olgun, güngörmüş bir sima. Askerdi (Hv.K.1953), astsubay emeklisi, havacıydı havalı değil idi. Hiç de öyle sert bakışlı olmadı. Dalgıç, su altı sporcusu, yüzücü, dağcı, milli atlet, hakem, hakem gözlemcisi, tam bir sosyal insan. Espri yeteneği de öyle. Bu satırların yazanını dağlarda yürüten, dağcılığa başlatan isimdir. Gözlemciyken hep yapıcı oldu. 'Bu kararı niye verdin' diye ayarlayacağına, ayar çekeceğine. 'Şöyle yapsan, şurda dursan daha iyi olmaz mı' diyenlerden oldu. Hiç kalp kırmadı. İnsan kazandı, hakem kazandı. Mekânı cennet olsun. Yılların dağcısı, başkanlığını Selahattin Tapul'un yaptığı, Ege Dağcılık Kulübü'ne sayesinde başladım. Daha önce bilmezdim. Sağlıkçı Süleyman Ziyanoğlu'nun teşviğiyle İzmir merkez, il ve ilçelerde yürümediğimiz dağ, tepe, bayır, şelale kalmadı. Hakemlik sonrası her pazar, 18 hafta üst üste dağ yürüyüşüne katılmışlığım vardır. Orayı da sevdirdi, rahmetli. Bu şahsım adına kırılmayacak bir rekordur, bir daha olmadı zaten. Önce dağlara alıştırdı, sahada nerede duracağımı öğreten güzel insan. Dağda da hangi taşa basmamak gerektiğini anlattı. Aslında grup lideri, öncüsüdür ama. Dağda başka türlü kondisyon şart. En arkadan yürüyen bana, gözcülük yaptı. Arka sırayı toparlayan oldu, malum gruptan kopmamak gerek. İki evladı da hakemlik yaptı, 'oğullarına kıyak, torpil yapan babalardan' olmadı. Kendi hallerine bıraktı, Cem Uludinç devrem ve de Mete Uludinç kardeşimle nice maçlara çıktık, selam olsun. Feryal teyzemin mübarek ellerinden öperim, üç erkek, üçü de hakem kolay değil. Yollarını gözlemek, beklemek. Sağlıklı huzurlu ömür diliyorum.
1991'DEN 2025'E PANATHENAİC'TE
O kadar duyarlı insandı ki, çok kişiye dağlara yönlendirdi, teşvik etti. Asker arkadaşı can dostu, Gündüz Arısoy'u 1972'de gözünün önünde, kaybetti. Sualtına, dalgıçlığa veda etti. Gündüz amcamız, ayaklarına ağırlık bağlayarak dibe dalmış çok kalabilmek için. Maalesef boğularak vefat etmiş. Vurgun değil, 'hipoksik bayılma'. Usta sualtı sporcusu Erol Balcı da o anı yaşamış. Acı yaşamaz mı insan, gülümseyebilmek gerek, inadına. İsmail Uludinç hocam gibi. Geniş ailedir, Bozkurt, Çövenoğlu ve Uludinçler. Cem ile Mete, karizma, yakışıklı, çalışkan iki genç. Mete biraz daha sosyal, esprili, küçük evlat ya benim gibi ondan herhalde. Maçlar da bile çok rahattı, Cem biraz daha ağır abi. Ama o da hiçbir şey için kendini kasmayanlardan. Doğrusu da bu değil mi zaten. Babadan, en büyük miras. MÖ 329'da Atinalı Lycurgus inşa ettirdi, MS 140'da Herdo Atticus, onardı, yeniden inşa ettirdi. 1869'da Alman mimar Ernest Ziller, ilk organize kazıyı gerçekleştirdi, tarih ortaya çıktı. Babasına hayran olan evlatlardan Mete, babasının madalya kazandığı işte bu spor abidesine gitti, uğradı, andı, hatıra fotoğrafı çektirdi. Anlamlı da bir haber ortaya çıktı, sayenizde, sayende. 1991'den 2025'e. İşte bu, Panathenaic Stadyumu, antik değeri olan spor abidesi, tapınağı sanki. Nice sporcuları kazandırdı, kazanılan sporcuları daha da ileriye taşıdı. Tesis işte bundan, çok önemli. Üç yıl önce Tıp Bayramı günü kaybettik İsmail hocamı, 14 Mart 2022'de. Martın 15'inde de Karşıyaka Hacı İhsan Gültekin Camii, ardından da Yeni Foça'dan sonsuzluğa uğurlandı. Teşekkürler Mete, teşekkür Cem. Vefat edenlerimiz böyle anılır, unutulmaz, rahmet okunur, sayende, sayenizde. Unutmadım, unutmam zaten. Hatırlattınız, Cem hocam iyi ki varsınız, böyle güzel babaya ve de böyle bir asil anneye. Sizin gibi vefalı evlatlar yakışır, yakışmış da. Sağlıklı ömrünüz olsun, Yüce Yaratan gönlünüze göre versin.