Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşa bağlı kronik ve bilişsel hastalıkların görülme sıklığı da yükseliyor. Tıp dünyasında ise artık yalnızca yaşam süresini uzatmak değil, kişinin bedensel ve zihinsel yeterliliğini koruyarak sağlıklı yaş almasını sağlamak ön plana çıkıyor. Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, beynin biyolojik yaşı ile takvim yaşının her zaman aynı olmadığını belirtti. Biyolojik yaşın, beynin ve vücudun ne ölçüde sağlıklı yaş aldığını gösteren önemli bir ölçüt olduğunu ifade eden Karaarslan, aynı yaş grubundaki insanların biyolojik yaşlarının yaşam biçimlerine bağlı olarak birbirinden oldukça farklı olabileceğine dikkat çekti. Karaarslan, ileri yaşta olmasına rağmen merak eden, sürekli yeni bilgiler öğrenen ve aktif olarak çalışmaya devam eden kişiler ile evinden fazla çıkmayan, sosyal iletişimi azalan, kronik hastalıklarıyla mücadele eden, günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ve başkalarının yardımına ihtiyaç duyan kişilerin biyolojik yaşlarının aynı olmayabileceğini vurguladı.

DEĞERLENDİRİLİRKEN NELERE BAKILIYOR?

Beynin biyolojik yaşını belirlerken yalnızca tek bir yöntemin yeterli olmadığını belirten Uzm. Dr. Şule Karaarslan, fonksiyonel ve yapısal parametrelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Alzaymır ve bilişsel gerilemeye karşı erken tanı yöntemleri hakkında bilgi veren Karaarslan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bilişsel değerlendirmede ilk adım; aile öyküsünü, bugüne kadarki sağlık sürecini ve rutin yaşam alışkanlıklarını sorgulamakla başlar. Ayrıntılı bir nörolojik muayene ile beraber hafıza testleri de yapılır. Hafıza testleri; dikkat, planlama, hafıza, görsel yapılandırma, hesaplama, soyut düşünce, karar verme, dil becerileri gibi yetileri değerlendirir. Bazen bu testlere depresyon değerlendirme testlerinin eklenmesi gerekir. Bu nöropsikolojik testler beynin farklı bölgelerini değerlendirmemize imkan sağlar ve nasıl çalıştığı hakkında bilgiler verir. Beyin MR görüntüleme ile beynin yapısal değişiklikleri, inme gibi hastalıklar ile ilgili damarsal yükler, hafıza merkezinin mevcut durumu ve yaşa uygunluğu, beyin volümü değerlendirilir. Kan tahlilleri; rutin kan testleri (Tam kan sayımı, kan şekeri, B grubu vitaminler (B12-folat vd), homosistein, vitamin D, tiroit fonksiyon testleri, demir, ferritin düzeyi gibi ) beynin ve vücudun sağlık durumu hakkında önemli bilgiler verir. Örneğin düşük troid hormon seviyelerinin ya da vitamin düzeylerinin düzeltilmesi ile bunlara bağlı bazı hafıza problemleri düzeltilebilir. Erken teşhiste kan testleri; daha önce alzaymır ile ilgili bel omurilik sıvısından yapılan özel biyolojik zarfların bir kısmı yakın zamanda kan tahlili ile de bakılabilmeye ve takip edilmeye başlandı. Bu önemli gelişmeler ve devam eden araştırmalar sayesinde hastalığı henüz çok erken safhalarda yakalama ve tedavi edebilme şansına sahibiz. Kan biyobelirteçlerin başında A42/40 oranı ve pTau217 gelmekte olup, tıp merkezimizde uygun hastalarda bu laboratuar testlerini başarıyla uygulayabilmekteyiz."

İLERİ GÖRÜNTÜLEME VE GENETİK ANALİZLER

Karaarslan, bilişsel hastalıkların değerlendirilmesinde ileri görüntüleme yöntemleri ile genetik analizlerin de tanı algoritmalarındaki yerini giderek güçlendirdiğini ifade etti. Biyolojik yaşlanmanın yaşam tarzında yapılacak düzenlemelerle yavaşlatılabileceğini belirten Karaarslan, zihinsel ve bedensel sağlığın korunması için özellikle uyku, hareket, sosyal yaşam ve beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

“Çilek bacak” şikayeti olanlar dikkat! Uzmanlar uyarıyor: Cildinize zarar verebilirsiniz
“Çilek bacak” şikayeti olanlar dikkat! Uzmanlar uyarıyor: Cildinize zarar verebilirsiniz
İçeriği Görüntüle

UYKUDA BEYİN YENİLENİYOR

Kaliteli uykunun beyin sağlığı açısından önemine dikkat çeken Karaarslan, melatonin hormonunun düzenli uyku açısından önemli olduğunu belirterek şu önerileri paylaştı: "Kaliteli uyku ve melatonin: Derin uyku sırasında beynimiz adeta yenilenme sürecine girer ve gün boyu oluşan atıklar beynimizden temizlenir. Uykumuzu düzenleyen melatonin hormonunun en yoğun salgılandığı 23.00 -03.00 saatleri arasında uykuda olmak gereklidir. Yatmadan 1-2 saat önce mavi ışık maruziyetinden (cep telefonu, bilgisayar, televizyon vb.'den) kaçınmak önemlidir. Düzenli egzersiz: Hareketsiz yaşam, kilo alımı, kas ve damar rahatsızlıklarının yanı sıra bilişsel gerilemeyi de tetikler. Düzenli egzersiz ve aktif olmak hem beden hem beyin sağlığını korumak için elzemdir. Sosyal bağlar ve sürekli öğrenme: Sosyal olmak yani çevremizle iletişim içinde olmak, arkadaşlar ile vakit geçirmek, yeni hobiler edinmek, üretmek, yeni şeyler öğrenmek zihin ve ruh sağlımız için çok önemlidir. Merak duygusunu kaybetmeyen, öğrenmeye hayatları boyunca devam insanların bilişsel fonksiyonları çok daha iyi korunur. Beslenme alışkanlıklarımız: Akdeniz diyeti gibi diyetler beden ve zihin sağlığını olumlu etkiler. Taze sebze, yeşillikler, tam tahıllar, antioksidan yükü fazla olan meyveler (nar, yaban mersini, pancar gibi), baklagiller ve sızma zeytinyağını, balık ağırlıklı beyaz eti önceleyen, sınırlı kırmızı et tüketimini temel alan bir yaşam tarzı uygulanmalıdır."

HAREKETLİ VE SOSYAL YAŞAM

Uzun yaşam süresine sahip toplumlar incelendiğinde ortak özelliklerin dikkat çektiğini belirten Uzm. Dr. Şule Karaarslan, bu toplumların sosyal ilişkileri güçlü, yardımlaşmayı ve iyilik yapmayı seven, üretken ve hareketli bireylerden oluştuğunu söyledi. Beslenmeye dikkat edilmesinin de bu ortak özellikler arasında yer aldığını kaydetti.

BÜTÜNCÜL SAĞLIK TAKİBİ ÖNEM TAŞIYOR

Karaarslan, sağlıklı yaşlanma sürecinde yalnızca bilişsel fonksiyonların değil, genel sağlık durumunun da düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Vitamin ve hormon eksikliklerinin giderilmesi, görme ve işitme yetilerinin kontrol edilmesi, bağırsak sağlığının korunması ve kabızlıktan kaçınılması gerektiğini belirten Karaarslan; sigaradan uzak durulmasının, depresyon gibi ruhsal bozukluklarda ve travma durumlarında profesyonel destek alınmasının zihinsel ve bedensel zindeliğin önemli parçaları olduğunu ifade etti.

HEDEF BAĞIMSIZ VE ÜRETKEN BİR BEYİN

Sağlıklı yaşlanmadaki temel hedefin kişinin mümkün olduğunca kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen, bağımsız ve üretken bir beyin yapısını koruması olduğunu belirten Dr. Şule Karaarslan, hafıza şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Karaarslan, hafıza problemi yaşayan bireylerin şikayetlerini geçiştirmek yerine erken tanı ve tedavi imkanlarından yararlanabilmek için uzman bir nöroloğa başvurması gerektiğini söyledi.

Kaynak: İHA