Yazıma okurlarımın “yeni yılını” kutlayarak başlamak istiyorum. 
Zira, haftaya kalemi elime aldığımda 2024’e girmiş olacağız. 2024’ün, geride kalan 2023’ten vatanımıza ve milletimize daha esenlikli bir yıl olmasını temenni ederim. Acısıyla tatlısıyla bir 365 gün geçirdik. Önemli olan milletçe tüm sıkıntılara rağmen, bir yılı daha birlik ve beraberlik içinde geçirmiş olmamız. İnşallah 2024 ve takip eden yıllarda da öyle olur. 
Okurlarımın yeni yılını kurlarken sağlık ve mutluluklar diliyorum.
Gelelim yazımın ana konusuna. 2024’ü uğurlarken, Kuzey Irak’tan gelen acı haberlerle sarsıldık. 12 askerimizi bölücü terör örgütünün saldırısında şehit verdik. Hepsine Allah rahmet eylesin. Mekanları cennettir. Ailelerine, sevenlerine ve Türk Milleti’ne başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Bu menfur olay nasıl meydana geldi ona girmeyeceğim. Haberleri duyunca bir dönem basılan karakollar gözümün önünde canlandı. Aktütün, Dağlıca ve benzerleri. Allahım ne zor günlerdi. Vatan topraklarında yaşanan bu baskınlar, bölücü terörün azdığı zamanlardı. Bu hain eylemler bizlere çok şey öğretti. Binlerce metre yükseklikteki o karakollar, daha sonra birer “kale” haline getirildi. Teknoloji ile donatıldı. Bir daha hainler oralara yaklaşamadı.
Derken 15 Temmuz Hain Kalkışması sonrası, güvenlik konsepti değişti. Bölücüsünden dincisine her türlü terörün belini kırmak için Şanlı Türk Ordusu tarafından harekatlar yapıldı. Kuzey Irak ve Suriye’nin kuzeyinde üs bölgeleri inşa edildi. Böylelikle hainler sınırlarımıza yaklaştırılmadı. Milletimiz rahatladı.
12 kahraman evladımızı şehit verdiğimiz hain saldırı Pençe-Kilit Harekatı Üs Bölgesi’nde meydana geldiği açıklandı. Askerlerimizin kış şartlarında göz gözü görmediği bir coğrafyada hainlere geçit vermeyen bir mücadeleye girdikleri anlaşılıyor. Vatan topraklarını canları pahasına korumaları ve şehadet şerbetini içmeleri Türk Milleti’nin asilliğinden geliyor. 
O kahramanlara ve onları doğurup büyüten ve yetiştiren anne babalara ve komutanlara çok şey borçluyuz. Ne mutludur ki, bizler onlar sayesinde bu vatanda huzur ve güven içerisinde yaşıyoruz. 
Bir de madalyonun diğer yüzüne bakmakta yarar var diye düşünüyorum. Elbette terör boş durmaz ve boşluk da kabul etmez. 2023’ü tamamlarken bu acıyı bize kim yaşattı? Dünyanın dört bir yanında savaşlar sürüyor. Bizi en çok etkileyeni Ukrayna-Rusya ve İsrail-Filistin savaşları. Hele hele ABD’nin himayesindeki Gazze Katliamı bizi yakından ilgilendiriyor.
Arap ülkelerinin neredeyse duyarsız kaldığı bu ahlaksız, izansız soykırımı durdurmak için elinden geleni yapan tek ülke Türkiye. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan, mekik diplomasisi ile barışı sağlamayı ve bu soykırımda Gazzelilerin tamamen yok olmadan durdurulması için yoğun çaba sarf ediyorlar.
Onların bu çabaları, en çok soykırımcı Siyonist İsrail’i ve hamisi ABD’yi rahatsız ediyor. Acaba diyorum, bu rahatsızlık onları ülkemize karşı bir hadsizliğe itmiş olabilir mi? Böylece eğitip donattıkları hain terör örgütünün köpeklerini üzerimize saldırtmış olabilirler mi?
Neden olmasın? Hatta ben o hainlere istihbarat dahil, her türlü desteği verdiklerinden adım gibi eminim. 
Son tahlilde, savaş tamtamlarının hiç durmadığı coğrafyamızda, daha uyanık olmamız gerekiyor. İhmal vardır demek istemiyorum ama tedbirleri gözden geçirmek ve artırmak, daima uyanık olmak zorundayız. Allah bizlere bir daha bu acıları göstermesin.